Yaratıcılığı ‘tezgah’a yatıranlar

Nesne ve hayal üretmenin "serbest ve zorunlu" olduğu Tezgah Üretim Evi'ne konuk olduk.

06.03.2015 - 10:24 | Tuğba Dülger Özöğretmen

Yaratıcılığı 'tezgah'a yatıranlar
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Karşımızda eğitim, üretim ve paylaşım zincirinin en eğlenceli halkalarından biri olan Tezgah Üretim Evi’nin nam-ı diğer “tezgahçı”ları var: bi’kafalar sitesinin kurucusu Bora Öğünç, yıllarını kurumsal tarafta geçirdikten sonra “Bu Da Sanat İçin”i yaratan ve nihayetinde kendini Tezgah’a atan Burçak Yıldırım ve Burak Bulut Fotoğraf Atölyesi’nin sahibi Burak Bulut. Bir tutam “kendin yap” (DIY) kültürünü bir tutam üretim zincirine “zorunlu” dahiliyet ve bir tutam kafa dağıtma ihtiyacıyla birleştiren Tezgah, kapılarını 1 Şubat’ta açmasına rağmen emekleme evresini çabuk sona erdirdi. Her ay yaratıcılık odaklı yeni ve tekrarı olmayan bir atölye programı sunan Tezgah’ı üç tezgahçıya sorduk.

Neler yapıyorsunuz Tezgah’ta?

Bora Öğünç: Burası farklı yaratıcı etkinliklerin yapıldığı bir yer. Bir sürü harika insanı toplamaya çalıştığımız bir atölye. Ancak sıradan bir atölyeden farkı şu; burada sürekli bir devinim var. Eğitimler taze taze geliyor ve bitiyor, tekrarı olmuyor. Zaten tezgah dediğiniz şey de böyledir. Bir tezgahınız olduğu zaman, bir gün limon bir gün salatalık, hatta belki sonraki gün oyuncak satarsınız. Bizimki de öyle bir şey.

Yaratıcılığı 'tezgah'a yatıranlar

Burçak Yıldırım: Kurumsal, renksiz, sıkıcı ve alışılagelmiş şeylerden kaçıyoruz. Başka hiçbir yerde olmayan, yaratıcı işler yapmaya çalışıyoruz. Akasya Asıltürkmen’le yapacağımız gözyaşı atölyesi ya da “Mükü’ye tasarla, kendin giy” gibi daha önce yapılmayan şeyler…

BÖ: Eğitim kurumu olmak gibi bir derdimiz yok. Biz sizi buradan keman ustası olarak çıkaracağız gibi bir iddiamız da…

Tezgah yeni bir üretim kültürünün parçası diyebilir miyiz? Bir tür yetenek alışverişi mi var, yoksa etkinliklerde dinleyici pasif konumda mı?

BY: Tabii eğitimlerin özelliklerine göre değişiyor. Yazarlıkla ilgili bir eğitim varsa, katılımcıların bir şey üretip paylaşmalarını bekliyoruz. Sadece nesnel bir üretim de değil, bir atölyemizde kişilerin hayal üretmelerini istiyoruz. Bu ekipte video ve fotoğraf konusunda uzman isimler var. Bu üretimleri yazı, video ve fotoğraf halinde içerikleştirerek paylaşıyoruz. Yani üretilen bilgi burada kaybolmuyor.

Burak Bulut: Projeksiyondan bir şeyler dinleyip gitmesin insanlar; bir yazı, kıyafet, hamurdan oyuncak vs. ortaya bir şey çıksın derdindeyiz.

BÖ: Daha bir aylık bir kuruluşuz. 16 Ocak’ta açılış partisi yaptık, 1 Şubat’ta ilk atölyemiz başladı. Açıkçası fena yol kat etmedik. Buranın “tezgah üretimleri”adı altında meyveler vermesi en büyük hedefimiz. Katılımcıları en çok cezbeden de bu.

Etkinliklerin/atölyelerin kapsamında bir kısıtlama var mı? Elma soymanın incelikleri konulu bir atölye de olabilir mi?

“Birisinin karpuz seçmeyi anlatmasıyla, diğerinin heykel yapımını anlatması arasında değer farkı yok”

BY: Hayır, yok. Sadece girişimcilik gibi havalı atölyeler yapmıyoruz. Örneğin önümüzdeki dönemlerde karpuz seçme atölyesi ya da at yarışı oynama atölyesi gibi eğlenceli, dinamik ve ücretsiz etkinliklerimiz de olacak. Etkinlikleri duruma göre kurguluyoruz, talebe göre değil.

BÖ: Tezgah’ın her şeyi eşit değerde yapması bizim için önemli bir konu. Söz konusu üretim ve emekse, birisinin karpuz seçmeyi anlatmasıyla bir diğerinin modern heykel yapımını anlatması arasında değer farkı yok. Tezgah da bunun için çok elverişli bir yer. Bu yüzden konu sınırlamamız yok.

Kişi sınırlamanız var mı?

BY: Genelde 10 kişi oluyor. Çünkü kahve aralarında eğitmenle konuşmak için kuyruğa giren insanlar görmek istemiyoruz. Katılımcıların sürekli etkileşim içinde olabilmesini istiyoruz. Ama talep fazla olduğu zamanlarda, eğitmene rica edip ikinci seansı yapabiliyoruz.

Yaratıcılığı 'tezgah'a yatıranlar

Soldan sağa: Bora Öğünç, Tezgah Üretim Evi Esnafı; Burçak Yıldırım, Tezgah Üretim Evi Kurucu Ortak; Burak Bulut, Fotoğrafçı

BÖ: Sonuçta insanlar buraya para verip geliyorlar, bizim bu konuda bir açgözlülüğümüz yok. 10 kişiden fazla insan geldiğinde hepsiyle aynı şekilde ilgilenemeyeceksek, o atölyenin sınırı 10 kişidir. Yani kontenjan sınırlaması, insanları buradan ne kadar mutlu ayırabildiğimizle alakalı olarak değişiyor.

Marka işbirlikleriniz var mı?

BY: Gündemimizde var. Aslında önümüzdeki aylar için düşünüyorduk ama talepler gelmeye başladı. Birkaç kurumsal ve büyük firma bizimle iletişime geçti, biz de neden olmasın dedik. Bir de büyük bir eğitim kurumu, bizden eğitimler ayarlamamızı istedi. Kurum içi eğitim talebiyle gelen bir firma oldu. Üstelik başka illerden de talepler var.

BÖ: Kurumlar her ne kadar etkinlik ajanslarıyla çalışsalar da, hem etkinliklerin içerikleştirilmesi hem bizim kaynaklarımızla yayılması hem de etkinliğin etkilerinin uzun vadede daha iyi hale getirilmesi bakımından marka işbirliklerine son derece açığız. Onlara özel yaratıcı konseptler kurgularız, çok da eğleniriz.

Katılımcı profili nasıl?

BY: Genelde çalışan insanlar. Zaten etkinlikler de 19.45’te başlıyor. Ya kendi işinde sıkılmış başka alanlar arayan ya alanında kendini geliştirmek isteyen; ama her şekilde vizyon kazanmak isteyen insanlar geliyor.

Yaratıcılığı 'tezgah'a yatıranlar

Reklamcılar için ne tür etkinlikler düzenliyorsunuz?

BY: Geçen ay dijital içerik yaratma üzerine etkinliklerimiz oldu. Dört hafta sürdü ve içeriğin dört ayağından dört uzman isim geldi. Bu ay sosyal medyada marka iletişimi var. Hem sosyal medya alanında çalışanlara hem de çalışmak isteyenlere yönelik bir etkinlik. Üç ayağı olacak; müşteri, reklamcı ve müşteri ilişkileri. Önce müşteri gelecek ve brief verecek; sonraki hafta ajans tarafı gelecek ve o brief’i hayata geçirecek; üçüncü hafta da müşteri ilişkileri gelecek ve “Müşteri bunu ister, kreatif taraf bunu yapar, ben ne yaparım”ı anlatacak.

Geçtiğimiz haftalarda “Reklamcılar için pis dedikodu gecesi” isimli bir parti düzenlendi. Kaç kişi katıldı, neler konuşuldu?

BÖ: Buraya gelenler birbirlerinin isimlerini öğrenmeden döndüler. Herkese bir takma ad verildi. Sohbet esnasında da marka ve ajans ismi verilmedi.

BY: Ofiste basılma hikâyeleri, “Sen güzelsin, sana hangi unvanı versem, sen kreatif direktör ol” diyenler, hakkını alamayanlar, şirketini SGK’ya şikayet edenler, kendini işten attıranlar… Hatta önden mail gönderip, “Akşam geliyorum ama gelemezsem benim ismimi lütfen okuyun ve bunu herkes duysun” diyenler oldu.

Son sözleri alalım sizden…

BY: Eylül&Burak adında bir projemiz var. Siz hikâyenizi bize mail atıyorsunuz. (Aşk hikâyesi, köpeğinizle olan hikâyeniz vs.) Biz de Burak ve Eylül adında çok yetenekli iki müzisyen arkadaşımızla, bu hikâyeye şarkı yazıp klip çekiyoruz. Şu anda YouTube kanalımızda birbirinden farklı klipler var.

BÖ: Şu anda en çok eğlendiğimiz projelerden biri bu. Amacımız insanlarla Tezgah arasında duygusal bir bağ kurmak. İlla aşk anlatılması gerekmiyor. Beşiktaş maçında nasıl kaybettik diye kafa yoran biri de hikâyesini yollayıp şarkı bekleyebilir.