Uğurcan Ataoğlu hakkında bilmediğiniz 6 şey

Kreatiflerin bilinmeyen yönlerini kendilerinden dinliyoruz.

23.05.2016 - 11:06 | Tuğba Dülger Özöğretmen

Uğurcan Ataoğlu hakkında bilmediğiniz 6 şey
19
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Bugün itibarıyla yeni bir haber serisiyle karşınızdayız: “… hakkında bilmediğiniz 6 şey” ile her defasında farklı bir kreatifin bilinmeyenlerini dinleyeceğiz. Başlangıç düdüğünü Alametifarika Kurucu Ortağı ve Yönetici Kreatif Direktörü Uğurcan Ataoğlu ile çalıyoruz.


Uğurcan Ataoğlu Alametifarika’nın kurucu ortağı ve yönetici kreatif direktörü.33 yıldır reklamcılık yapıyor. 16 yıldır Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde öğretim görevlisi. Sektörde çalışan art ve kreatif direktörlerden çoğu ya onun öğrencisi ya da daha önce birlikte çalışmışlar.

Bugüne kadar Dedem Mehmet Rıfat, 100 Soru Yüz Cevap, Yirmibeş Kuruşluk Kitap ve How Are You Bob isimli dört kitabı yayınlandı. Yaptığı işlerden oluşturduğu sergi yurt içinde ve dışında çeşitli şehirleri dolaşıyor. Kendisinin altı bilinmeyeni ise şöyle:

1. Bilgisayarla tasarım yapmasını bilmiyor. Sadece e-postalarına ve internete girebiliyor. Otomobil kullanmakla da ilgisi yok. Fikirlerini tasarımcıya tarif ederek yaptırıyor. Bilgisayar başındaki ortak mesai sayesinde hem fikre dışarıdan katkı gelmesi için ortam hazırlamış oluyor hem de tasarımcıya iş yapma sürecinde yeni şeyler öğretiyor. Bu aynı zamanda tam bir usta-çırak ilişkisi.
2. Bazı müşterilerini tanımıyor. Onun için bir fikri en iyi şekilde uygulamak, fikir bulmaktan daha önemli. Bunun için ekibe dahil olup motivasyon ve performans yükseltmeyi kendisine görev edinmiş. Bütün gününü “ajansın mutfağında” geçirdiği için müşterilere ve toplantılara pek gitmiyor. Bazı müşterileri onunla, o da bazı müşterileriyle şahsen hiç karşılaşmamış. Ama hizmet verdiği çoğu markanın kurumsal geçmişini ve değerlerini, markanın o günkü yöneticilerinden daha uzun zamandır biliyor.
3. Pisboğazın teki. Ortalıkta duran her türlü yiyecekten otlanıyor. Öğlen yemeği için dışarıya çıkmıyor ama ajansa gelen siparişlerin içinden merak ettiklerinin tadına bakmayı ihmal etmiyor. Bitirilmemiş hatta yenmekte olan yemeklerden bir parça alıp bahçedeki kedilere veriyor.
4. Art direktörlere kendi özel işlerini yaptırıyor. Ordulu hemşerileri ve arkadaşlarının ricasını kıramayıp aldığı bütçesiz tasarım projelerini uygun bulduğu tasarımcıyla çalışıyor. Genellikle kültürel afiş, logo, kitap ve illüstrasyon işleri. Bu işlerle birçok tasarımcı mesleki yarışmalarda ödül bile kazanmış. Bu mesailerden şikayetçi olanlardan fazla gönüllü olanları var. Hatta ayrılıp başka ajanslara gidenlerle birlikte yine bu tip işler yapmaya devam ediyor.
5. Paraya ilgi duymuyor. Uzun yıllardır para taşımıyor ve para kullanmıyor. Evin para işlerini eşine, ajansın para işlerini ajans yetkililerine bırakmış. Bütçeye göre iş yapmanın şart olduğu gerçeğine rağmen bütçenin hayalleri sınırladığını, yüksek bütçeleri yine hayallerin yardımıyla düşürebileceğimizi söylüyor.
6. Mesleğini amaç değil, araç olarak görüyor. Ajansta bir odası, masası yok. Alametifarika’da zaten kimsenin masası yok. Herkes uzun bir tezgâh üzerinde çalışıyor. Dizüstü bilgisayarı ve birkaç kitabı ekiplerden boşta kalan neresi varsa orada. Sahip olmayı “olmak” kadar değerli bulmuyor. “Kendi hayatımız başarılı olmamız gereken en önemli tasarım projesi” cümlesi onun hayattaki amacı.