Tüfek, mikrop ve data

Tüfek, Mikrop ve Çelik'in yazarı Prof. Jared Diamond tarım devriminin o dönemin insanları için aslında bir felaket olduğunu iddia eder. Acaba Diamond yanılıyor mu? İnsanlık tarihindeki en kötü karar sosyal medyaya geçiş olabilir mi?
02.05.2018 - 15:45

Tüfek, Mikrop ve Çelik’in yazarı Prof. Jared Diamond uygarlığımızın başlangıcı kabul edilen tarım devriminin o dönemin insanları için aslında bir felaket olduğunu iddia eder. “Tarıma geçiş insanlık tarihindeki en kötü karardır” der. İnsanlar avcı toplayıcı atalarına göre daha kötü beslenmiş, daha çok çalışmış, daha çok hastalanmış ve daha erken ölmüşlerdir. Ayrıca tarım devrimi servet birikimi sağlayarak eşitsizliği ve sömürüyü artırmıştır.

Radyonun keşfi ve yayılması insanların haberleşme yeteneklerini olağanüstü artırdı. Ancak bu büyük keşif bize popülist liderlerin yükselişini de getirdi.

Peki, tüm bu olumsuzluklara rağmen tarım toplumu avcı toplayıcı toplumları nasıl ekarte edebilmiştir? Daha kötü yaşasa da daha kalabalık toplumlar oluşmasına, daha kompleks bir sosyal dokunun ortaya çıkmasına sebep olarak. Bir kere tarım toplumuna geçtikten sonra vazgeçip avcı toplayıcılığa geri dönmek de mümkün değildir. En basitinden, o kadar insanı nasıl doyuracaksınız, değil mi?

Radyonun keşfi ve yayılması insanların haberleşme yeteneklerini olağanüstü artırdı. Ancak bu büyük keşif bize popülist liderlerin yükselişini de getirdi. Radyo öncesi bir kişinin bütün bir ülkeyi sloganlarla, hamasetle etkilemesi basılı medya ile pek de kolay değildi. 1933 yılında propaganda bakanı olan Goebbels radyoyu politikalarının merkezine koydu ve radyo Hitler’in geniş kitleleri “büyülemesinin” temel araçlarından biri oldu. Buna rağmen yeni Hitler’lerin ortaya çıkmasını engellemenin yolu radyo öncesine dönmek değil, liderlerin gücünü sınırlayan daha güçlü demokrasiler inşa etmeye çalışmak oldu.

Tüfek, mikrop ve data

İnsanlık tarihindeki en kötü karar

Sosyal medya çağı başlangıçta kitlelerin merkez medyadan bağımsız haber alabilmesi ve örgütlenme imkânları yaratabilmesi sebebiyle kutsandı. Sonuçta baskıcı rejimler kendiliğinden ve tabandan örgütlenen halk hareketlerine karşı geleneksel medya araçlarıyla başa çıkamayacaklardı. Ancak sosyal medya yayıldıkça örgütlenenler sadece değişim yanlısı gençler olmadı. Örneğin Brexit oylaması süresince İngiltere taşrası sosyal medyada örgütlendi. Sosyal medya şehrin örgütlenme ve birbirine sesini duyurma bağlamında taşraya karşı olan avantajını ortadan kaldırdı. Eşitlikse işte eşitlik!

Sosyal medya aslında bilgiye değil, kendi sesimize aç olduğumuzu ortaya çıkardı.

Aynı şekilde, “geride bırakılan” Amerikan taşrası şehirlere karşı, göçmenlere karşı, eşcinsellere karşı vd. sosyal medyada örgütlendi. “Hâkim” medyada seslerini duyuramayanlar artık birbirlerini bularak, utangaçlıklarını üzerlerinden atarak yüksek sesle ırkçılık, aşı karşıtlığı, evrim karşıtlığı ve hatta düz dünyacılık yapabiliyorlar. Sosyal medya aslında bilgiye değil, kendi sesimize aç olduğumuzu ortaya çıkardı. Hepsinden önemlisi sosyal medya popülist liderlerin görüşlerini hiçbir kurum ve filtre tanımadan anında milyonlara ulaştırmasını da sağladı. Bugün Trump bir tweet’iyle süper güç Amerika’nın tüm kurumlarını bypass edebiliyor.

Acaba Diamond yanılıyor mu? İnsanlık tarihindeki en kötü karar sosyal medyaya geçiş olabilir mi?

2000’lerin başında veri biliminin öncülerinden Prof. Alex Pentland ve ekibi MIT Media Lab’de bugün hepimizin ceplerinde bulunan akıllı telefonların atası sayılabilecek deneysel araçlarla çalışmalar yapmaya başladıklarında sosyal bilimlerin o güne kadar sınırlı katılımcı ve veriyle yaptığı araştırmaların çok ötesinde bilgilere erişilebildiğini gördüler. Artık sosyal veri salgınların nasıl yayıldığının görselleştirilmesini, arkadaşlık ilişkileri üzerinden sosyal ağ yapılarının çözümlenmesini, politik grupların ve karar mekanizmalarının nasıl şekillendiğinin anlaşılmasını sağlayabiliyor.

Veri bilimden kaçmak çözüm değil

“Bilişimsel sosyal bilim” insanların birbirleriyle ve çevreleriyle girdikleri etkileşimden ortaya çıkan büyük veri yığınlarından hareketle kolektif insan davranışları ile ilgili yeni perspektifler sunabiliyor. Ancak bu yeni bilim rakip ülkelerin gizli servislerinin kamuoyunu manipüle etmesini de sağlayabiliyor.

Ama çözüm avcı toplayıcılığa dönmek veya radyoları kapatmak olmadığı gibi veri biliminden kaçmak da değil. Çözüm verinin nasıl toplandığı, işlendiği ve kullanıldığı ile ilgili devletler de dahil güç sahiplerinin denetlendiği, şeffaflık yöntemlerinin ve etik normların belirlendiği, toplum yararına çalışmaların desteklendiği geniş bir tartışma zemini oluşturmaktan geçiyor.

Bunun güzel örnekleri de var. Üstelik daha Facebook skandalından da bahsetmedik. Devamı bir sonraki yazıya olsun.