Mediacat Kitapları

Ayın Kitapları
 
En Yeniler En Çok Satanlar
 
 
Flash Player yüklemek için tiklayin

Görüş Mesafesi

Başkalarının başarılarını alkışlamayı öğrendiğimizde...

Atilla Aksoy, MediaCat'in Nisan 2009 sayısında yayımlanan 'Kristal Elma: Değişime nereden başlamalı?' başlıklı yazısında, geçtiğimiz yıl 20.'si yapılan ve kendisinin jüri başkanlığını üstlendiği Kristal Elma hakkındaki tecrübelerini aktardıktan sonra, sektörümüzün bu gelenekli yarışmasının 'canlandırılması' için yapılması gerekenleri sıralıyor.

Aksoy, bu özlü yazısını şöyle noktalıyor: "Kristal Elma'da değiştirilmesi gereken çok şey var. Ama ilk değişimin bizlerde, sektör çalışanlarında olması gerekliliği benim için açık. Yaratıcı çalışmaları kendi işimiz olmadığında da alkışlayacak olgunluğa eriştiğimizde, detay sorunlar daha kolay çözülecektir. Hele bu alkışın yaratıcı işlerin hepimizi, bir bütün olarak sektörü daha ileri götürdükleri için gizli bir bencilliği de içerdiğini keşfettiğimiz zaman daha da kolay..."

Kişisel reklamcılık deneyiminiz Aksoy'un bu tespit ve iddiası hakkında size neler hatırlatıyor? Ve elbette, bu önemli mesele nasıl çözülür?
 

Yorumlar

Neverwhere
Neverwhere
Bekliyorum.
Hâlâ mesaj gelmediğine göre; aşağıdaki ( bir önceki mesajımdaki ) briefi "Sembolize" edecek "Grafik Tasarımcı" sanırım yok... ?

"Grafik Tasarımcı" ile "Reklam Tasarımcılığı" şeklinde konu biraz daha ayrıştırılmak mı gerekli acaba?

Ben bir Grafik Tasarımcı alkışlamak istiyorum. Ücretini ödemek istiyorum. Tasarımın karşısında eğilmek istiyorum. O tasarımcıya hayran olmak istiyorum. Alkışlayacak gerçek bir profesyonel görmek istiyorum... Fikri sembole aktarımda soracağım / aktarımdan öğreneceğim ortalama 1 milyon adet soruyu cevaplayabilecek "kalitede" bir tasarım ve tasarımcı istiyorum.

Bakınca mesleğimi bana bıraktıracak, öğrendiklerimi bana unutturacak bir "tasarım" görmek istiyorum.

Logo çizmek ve ürün dekupe etmekten çok daha farklı konularda uzman, bilgili ve dokunuşlarıyla hayretlerimi ifade edebileceğim, egosuna boyun eğebileceğim bir sanat tasarımcısı arıyorum.

Not. Bu metni yazdıranın da ego olduğu varsayımındakiler lütfen konuya dahil olmasın.
Kapitalizmin kanatları altında "işlemeye" devam edebilirler...

(30.06.2009 19:54:12)
 
Neverwhere
Neverwhere
Tasarım ve sanat ilişkisi için düşünülebilir sanırım.
"hiç bir şey tesadüf değildir" derinliğini tam olarak içselleştiren kişilere nietzsche'ce sesleniştir "der" sessizce amor fati...

bir yana aidiyetten kurtulan fakat tereddütü sabit ömrü az olduğu için kavramı tartışmaya açık hale getiren ve ortanın rasyonelitesini keşfeden(?) kişi olmasından ötürü "belki" kelimesini tercih etmiştir...

Öneminden ötürü mevcuta, tarafa ve yüzeye herhangi bir değer ifşa edemediğim için olsa gerek ben, "belki" yi "çünkü" olarak değiştiriyorum...

"kaderini sev. çünkü seninki en iyisidir."

Bu bir inanış biçimi değil, tereddütten sadeleşmiş yalın gerçeğim...

Aksi görüşün ifade biçimleri ise gelişimler karşısında sürekli kendi kendini inkar etmekte ya da yenilemektedir...

Doğru olan "tüm" ise, kişi kaderiyle oynayamaz. kader ise kişiyi sebepsiz doyuramaz. Bu kanundur.

Pozitifin elektronları gibi... "hep sağdan döndük birazda soldan dönelim" diyemezler. Kaçınılmaz sona dek te asla diyemeyecektir. Samanyolu gibi, yıldızlar, güneş / ay / dünya gibi..

Negatifin şems'i, Kur-an'ı, Mevlana'sı. Hac'cın Tavaf'ı gibi...

Tüm gerçek mikro ve makro tarafından "kapsanır". Doyurulur. Büyütülür. Kontrol ve azad edilir.

Bu bir kuraldır. Sonuçtur. Başlangıçtır. Dönüşümdür ve Gelişimdir.

Bu sonucu koluma kazıttım. Çünkü değişemez inanışlar da kişinin bir parçasıdır. Kalbi gibi...

Kelimeler ve cümleler ile sabitlenmek yerine bu kavramın empatisini keşfetmek daha doğru olacaktır. Zira amânın göremeyeceği, sağırın duyamayacağı gibi bir durum da değildir...

Açık ya da kapalı, varoluştan/sona yaşayan bir haykırıştır...

Çamurlu yollarda keşfini bekleyen ve sonsuza dek bekleyecek olanı haykırıştır.

Bu brief'i photoshopa dökemedim. Reklamcı arkadaşlardan yardım diliyorum.

Sevgiler.
(11.06.2009 02:23:49)
 
ali_veli
ali_veli
ali_veli arkadaşın cevap verdi!!!
aşağılık fobisi öle birşeydir ki !!!

insan, başkalarını ne yapsalar dikkat çekmeye çalışıyorlar zanneder..

evet sana cevap yazdım dikkat çekecem iş teklifi alacam keşke ali_veli gibi dikkat çekmeyen bir isimle girmeseydim tühh..

aşağılık fobisi öle birşeydir ki !!!
insan kendinde asla hata aramaz, biz türküz onun için böleyiz bende hata yok savsatasından kurtulamaz..

tarih konusunda kötü yakalandın, istediğin konuyu aç istediğin yerde konuşalım (canlı yayında olabilir)

bak o zaman gerçekten dikkat çekmiş olurum..

başkalarına saygı konusunda, önce bence bir daha
yazdıklarını oku başkalarının başarılarını alkışlamayan TÜRK arkadaşım...

sen haric okuyan arkadaşlara saygılarımla
bir diğerinde seni de katmıştım çıkardım, hak etmiyorsun çünki...
(08.06.2009 23:59:31)
 
DJFC78
DJFC78
ali_veli arkadaşımıza!
ali-veli arkadaşım Türklük'le alakasını net bir şekilde anlattım. Aç tarihi oku Türk'lerin şu anda Dünya milletlerine göre, tarihteki seviyesinden(her anlamda) ne kadar aşağıda olduğunu daha iyi anlayacaksın. Ben bu konuya bağlanabilir diye düşünmüştüm.

Ancak hocama ve bana laf ederek gerçekten tuhaf bir yakşalım sergilemişsin. Seni de anlıyorum. Reklam Yazıları'nı da senin yaklaşımındaki insanlar dikkat ve ilgi çekmek adına resmen rezil ettiler. Her yazılana sırf bir şeyler söylemek için sıçramaya çalıştılar hala da çalışıyorlar. Ve sadece komik duruma düşüyorlar.

Sonuç; "Başkalarını alkışlayamıyoruz." noktasından önce "Başkalarına saygı gösteremiyoruz" konusu tartışılmalıdır.
(08.06.2009 11:35:19)
 
bluegal
bluegal
reklam-yaraticlik-sanat olmak ile karistrilmasi
reklam sektoru: ticari firmalarin tamamiyle ticari kaygilari baz alinarak, urunlerinin belli bir kitlenin ilgisini cekmesi ve satisi ile sonuclanmasi amaci-arzusu icin dogmus bir sektor...

Palazlanan dev amerikan sirketleri halk'i, tanitimin diger bir sekli ile de ihya edip, daha rahat harcayabilmelerini, hatta vicdan yaparak kendilerini tercih edebilmelerini saglamak icin Social sorumluluk ve stok tuketim stratejileri gelistirmistir...2 tane al 5 kurus afrika'daki aclara gitsin felan gibi...gerci...vermeden alinmaz da diyebiliriz:)
Haliyle Reklam da bulundugu yerin algisina gore ayarlanip sunulacak! Yoksa, reklamcinin kendini-sanatciligini tatmin etmesi disinda asil amaci olan, yani, urunu satmaya hizmet etmeyebilir...su durumda bulundugu yerin algisina uymak is'i de yine yaraticilik gerektiriyor, ama benim merakim, bu olan sey, bildigimiz sanat da oluyor mu?

aynen bir ressam veya sadece kendi algisini yansitan yaraticligi yapitlarinda gordugumuz sanatcilar ile ayni cizgide mi dusunulmeli?

en yalin dusunumunde: hayatini gecindirmesi gereken bir ressamin poster tasariminda bulunmasi veya grafik de yapabilmesi - bir bestecinin reklam cingili da bestelemesi... yine yaraticiliktir ancak artik sanat sadece cizimin, filmin veya muzigin cektigi dikkat ile olculuyor. bu da zaten var olan algilarin olculup bicilmesi sonunda, dikkatinin cekilmesi amaci ile yola cikilip, yine ne kadar alginin dikkatini cektigi arastirmalari ile son buluyor...

sonuc: bir reklamci kendine sanatci da dedirtebilmek icin baska birseyler yapmali mi? yoksa 2 dakikalik reklam filmini cekmek icin bir odaya dolusan 3-4-5-6 kisi, sonucta yapacaklari kar'i dusunerek algiya hizmet ediyorsa bu sanat midir?

Ya da, neden, yaraticiligini konusturup varolan algiya hizmet etmesin?


bazen ticari kaygisi olmadan, algiya yonelik degil, alginin otesinde de yaratici olabildiginde, meydana getirdigi eserleri ile sanatci vasfini da tasiyabilir mi...veya bu kadar tatmin ona yetmez mi?

reklam sanat degildir, kimsenin boyle bir iddiasi da yoktur mu diyoruz? o zaman varolan algiya hizmeti neden bir sorun?


musteri istekleri-direktiifleri ile reklam yapmak istemeyen yaratici ve anlasilamayan o yuzden freelance calismaya baslayan reklamcilar var diyor bir arkadas, onlara bu durumun neresinden bakilir bilemiyorum....

sikayetler, olanlar ve gercekleri yanyana koyunca boyle sorular beliriyor kafamda...

(04.06.2009 11:45:54)
 
bluegal
bluegal
turklukle alakasi - reklamcilikla alakasizligi
kiskanclik kuresel bir durum aslinda, heryerde goruyoruz. ama bir sark kurnazligi bir acelecilik, sabirsizlik, otekine karsi saygi ve had bilmemek var genelde.

beynin yeterince onceden bilgi ile dolduruluyor olmamasi, surekli birseyleri kacirdigini dusunmeye itiyor, yaraticiligin sonsuzluguna olan inancsizlik, birey olamamak, kisirlasmaya, digerini kiskancliga ve ancak kotuleyerek kendini var etmeye itiyor olabilir..

Kendimiz icin neyin iyi ve kotu oldugunu bile ayirdedemeyen, kendi kendine kaldiginda bile gercegi itiraf edemeyen bir toplum olduktan sonra, top sektorlerdeki cekememzlik duurmunu nasil aciklayip, cozebiliriz?

toplumsal bir fenomen bu...sosyologlar sebelerini arastirip, cozumlerini beraberce aramaliyiz... ve dipten bir yenilenme ile asilabilir bir dproblem bu... tum ulkeler boyle seyler yapıyor...


(30.05.2009 15:53:58)
 
Neverwhere
Neverwhere
Reklamcılıkla yaratıcılık arasındaki fark.
Reklam camiası tarafından pek sevilmeyen, hatta nefret edilen bir ajansın aklımda kalan ifadesini burada hatırlatmak istiyorum.

"Reklam uçmak değil konmaktır - Kuş"

Kendi ifademi de araya sıkıştırayım hemen :)

"Tasarım ve tanıtım bir eğlence biçimi değildir"

...


Sektörde şuursuzca uçan kreatif arkadaşları gördğümde alkışlamak yerine üzüntü ile karşılamamamın dile getirilmiş halidir bu cümleler... Yazan arkadaşı ve kendimi tebrik ediyorum :)

Asıl Konu :

Mesajı detaylara ve belli bir kültürün algısına göre sunup adına da yaratıcılık demek, algıdan bihaber, eğitim ortalaması ilkokul 4. sınıf olan bir bölgede toz bembe mekanlarda şuur kaybı olarak ta nitelendirilebilir.

"Körler sağırlar birbirini ağırlar ortamlarındaki" her güzel iş ve her yaratıcı iş, her zaman doğru iş olmayabilir. Hiç bir yaratıcılık gerektirmeyen, düz ve basit bir sunum da bazen brifi tam 12 den de vurabilir.

Bizim bu sorunumuzun sebebi de tabiki bireysel değildir. Dejenerasyonla empoze edilen yabancı kompleksi, anti ulusalcılık adı altında iletişimde algı ve yorum farkından kaynaklanmaktadır.

Bizim sorunumuz Küba'da, Arjantin'de, Londra'da ya da Paris'te alkışlanan bir fikrin ya da sunumun, Türkiye'de de aynı etkiyi göstereceğini düşünme sığlığıdır...

Bu kriterlere uymayan reklamları yaratıcı ya da değil gibi yorumlamak, hangi kriterleri aradığı meçhul jürilerle bir yere varmak mümkün değildir.

"Atiker" ya da "Next&Next Star" markaların bilinen anlamdaki yaratıcılıka hiç bir alakası olmadığı gibi yalnızca uygun strateji kullanımı ile bilinirlik, satış ve markalaşma yolunda ciddi adımlar atmış olmasıdır. Sıralı otogaz sisteminin ya da uydu sisteminin Milano'da podyuma çıkması ya da halka bulmaca çözdüren dahilikte(?) zeka dolu(?) bir fikirle sunulmasının hiç bir anlamı yoktur.

Uydu ve sıralı otogaz sistemi ile sınırlı bir mantık değildir. Pek çok ürün için bu mantık işler. Bu mantığı işletmek ise ajansın yaratıcılktan yoksun olduğu anlamını taşımaz. Aksine, yalnızca bir grup insana olağanüstü gelen fikirleri alkışalamayanlar, onları takdir etmediği için değil, onlar ve sektör adına kaygılandıkları için olabilir.

Naçisane belirteyim dedim. Saygılar.
(22.05.2009 13:42:53)
 
ali_veli
ali_veli
Peki, Türklükle ne alakası var.....
türküz o zaman başkalarının başarılarını alkışlayamayız öyle mi ? herhalde dna mızla ilgili bir sorun, boşuna uğraşmayalım öyleyse..

hocasının görüşleri ne kadar zorlama, genel geçer ise aynen öğrencisinin görüşleri de o kadar zorlama ve moda ağzı ile konuşma..

biz Türküz o zaman kem küm..

saygılarımla
(21.05.2009 17:06:56)
 
DJFC78
DJFC78
Reklamcılıkla bir alakası yok!
Atilla bey benimde üniversiteden hocam. Ben bu konunun anafkrinde kendisine aslında katılıyorum ancak reklamcılar öznesine pek katılmıyorum.
Reklamcılar diye ayırmaya gerek yok. Türk olarak başkasını alkışlamakta ciddi sıkıntılarımız var malesef. Cerrah da olsa şarkıcı da olsa bu var. Bunu reklamcılılarda odaklamın bence pek bir anlamı yok. O da muhtemelen Türk olmanın verdiği yüz yıllarca hep en iyi olmuş olmanın genlerdeki motifi. Herkes böyle değil tabii. Genelleme yapmak yanlış olur.
En azından Reklam Yazıları isimli saçma grubu takip edin başkasının işini eleştirirken insanların ne kadar emekli amca modunda eleştirdiğini hep bir kötüleme girdabından olduklarını çok açık göreceksiniz.
(21.05.2009 13:23:19)
 
erdilin
erdilin
türkiye bizler sayesinde kalkınacak
biz site kurucuları olarak şimdiden bu reklam piyasasında olmakla beraber zamanla bu ülkeyi kalkındırmaya yemin ettik tüm sitelerin destegiyle hep büyüdük ve büyümeye devam edecegiz yasasın internet kullanıcıları (08.05.2009 14:01:17)
 
burakgsu
burakgsu
Reklamcılığı bir bütün olarak görebilmeliyiz.
IAA Uluslararası Reklamcılık Derneği’nin düzenlediği 23. Reklamcılar Tahtaya Eğitim Semineri'nde bilgisini ve deneyimini paylaşan Atilla Aksoy bu konuya genel olarak değinmişti:

'Reklamcılığı bir bütün olarak görebilmeliyiz. Şimdiye kadar iyi işleri bazen kıskandık bazen de görmezlikten geldik. Parlayan bir ajans çıktığında bu ajans öyle büyür ki hepimizin müşterilerini elimizden alır diye düşündük. Halbuki benim imzamı taşımayan her çıkan iyi reklam bana fayda sağlar, tıpkı çıkan her kötü reklamın benden bir şey götürdüğü gibi. Çünkü reklamın kötüsü sektörü mahveder.'

Diğer akılda kalanlar: http://burakargin.blogspot.com/2009/04/23-reklamclar-tahtaya-atilla-aksoy.html
(14.04.2009 01:05:49)
 
özcopyrider
özcopyrider
alkışlamak zorundayız.
Atilla Aksoy üniversitede hocamızdı.İş hayatına atıldığımızda sudan çıkmış balığa dönmememiz için bizi elindne geldiğince uyarmıştı. Bu konuda da görüşlerini paylaşmıştı. Kıskançlık gerçekten türk reklam sektörünün önnüdeki en büyük engellerden biri. İnanır mısınız bilmem etrafımda 10-15 yıllık metin yazarlarıyla çalışıyorum baızları kreatif olmuş. Hiçbiri kalkıp başka bir ajansın işlerini övmüyor yada üzerine konuşmuyor. (10.04.2009 12:17:14)
 
 
 

Sende Katıl

Bu bölümü kullanabilmeniz için üye girişi yapmanız gerekiyor. Eğer üye değilseniz Üye Olun
 

MediaCat Video Haber

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Görüş Mesafesi

Başkalarının başarılarını alkışlamayı öğrendiğimizde...

Atilla Aksoy, MediaCat'in Nisan 2009 sayısında yayımlanan 'Kristal Elma: Değişime nereden başlamalı?' başlıklı yazısında, geçtiğimiz yıl 20.'si yapılan ve kendisinin jüri başkanlığını üstlendiği Kristal Elma hakkındaki tecrübelerini aktardıktan sonra, sektörümüzün bu gelenekli yarışmasının 'canlandırılması' için yapılması gerekenleri sıralıyor.

Aksoy, bu özlü yazısını şöyle noktalıyor: "Kristal Elma'da değiştirilmesi gereken çok şey var. Ama ilk değişimin bizlerde, sektör çalışanlarında olması gerekliliği benim için açık. Yaratıcı çalışmaları kendi işimiz olmadığında da alkışlayacak olgunluğa eriştiğimizde, detay sorunlar daha kolay çözülecektir. Hele bu alkışın yaratıcı işlerin hepimizi, bir bütün olarak sektörü daha ileri götürdükleri için gizli bir bencilliği de içerdiğini keşfettiğimiz zaman daha da kolay..."

Kişisel reklamcılık deneyiminiz Aksoy'un bu tespit ve iddiası hakkında size neler hatırlatıyor? Ve elbette, bu önemli mesele nasıl çözülür?

Sen de Katıl

Neverwhere
Neverwhere
Bekliyorum. (30.06.2009 19:54:12)
 
ali_veli
ali_veli
ali_veli arkadaşın cevap verdi!!! (08.06.2009 23:59:31)
 
 
 
Serbest Köşe
zeynep_dundar_
zeynep_dundar_
kırmızı... (29.06.2009 17:40:42)
 
Neverwhere
Neverwhere
Kırmızı giyenler... (11.06.2009 16:47:19)
 
bluegal
bluegal
kalp vakfi ve kirmizi giy kampanyasi... (10.06.2009 13:18:49)
 

Sen de Katıl

 
 
 
 
 
Nexum Creative