Setenay Özcan Yıldırım hakkında bilmediğiniz 6 şey

Setenay Özcan Yıldırım hakkında bilmediğiniz 6 şey

Çocuk kitapları, bit pazarları ve 30 yaş küçük bir kardeş...

24.03.2017 - 13:37 | Tuğba Dülger Özöğretmen

23
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Reklamcılarının bilinmeyenlerini ortaya çıkarmaya devam ediyoruz. Sırada Rafineri Kreatif Direktörü Setenay Özcan Yıldırım var.

Serinin önceki isimlerine göz atmak isteyenleri, Alametifarika Kurucu Ortağı ve Yönetici Kreatif Direktörü Uğurcan Ataoğlu, Titrifikir Kurucu Ortağı ve ECD’si Kerem Kanık, 4129Grey CEO/Chief Happiness Officer ve Grey EMEA Chief Digital Officer Alemşah Öztürk, Cheil Worldwide Turkey Kreatif Direktörü Cihan Kavaklıpınar, Serdesin Kurucu ve Chief Creative Director’ı Serhat Bayram, Wanda Digital Yönetici Ortağı Burçak Günsev, Tribal Worldwide İstanbul Ajans Başkanı ve ECD’si Arda Erdik ve Punch Kurucu ve Kreatif Direktörü Ali Musa Paça‘nın bilinmeyenlerine alalım.

1. Uyku gözlüğüyle uyuyorum.

Oda ne kadar karanlık olursa olsun, uyku gözlüğümü takmadan uyuyamıyorum. Yıllardır hep aynı iki gözlük gittiğim her seyahatte, yatıda, uçak yolculuğunda hatta doğum yaptığım gece hastanede bile benimleydi. Artık o kadar eskidiler ki… Ama bir türlü değiştiremiyorum. Hayır, kulak tıpası kullanmıyorum, sadece uyku gözlüğü.

2. İlginç kitaplar koleksiyonum var.

Tam olarak tanımlayamadığım tarzda ilginç, çoğu illüstratif kitaplar biriktiriyorum. Bu türün en güzel örneği Avery Monsen ve Jory John imzalı “All my friends are dead”. Son zamanlarda da çocuk kitaplarına sardım. Özellikle Where is Waldo delisiyim! Waldo kitaplarının her çeşidini bulup alıyorum: Where’s Warhol, Where is Santa, Where is Shakespeare… Çocuk kitapçılarında bakınırken oğlum için orada olduğumu sanıyorlar, kendime alıyorum deyince çok şaşırıyorlar.

3. Seyahat günlüğü/poşetleri/ses kayıtları.

Gittiğim seyahatlerde mutlaka günlük tutuyorum. Birkaç tane defterim var, seyahate çıkmadan önce rastgele birini seçiyorum ve her gün mutlaka bir şeyler yazıyorum. Restoran kartlarını, fişleri, müze biletlerini biriktiriyorum. Dönüşte hepsini o seyahatten kalan bir poşete koyup saklıyorum. Evde her geziden kalan bir poşet var.

Bir de seyahatteyken, gittiğim ülkenin dilinin yüksek sesle konuşulduğu anlarda ses kaydı alıyorum. Mesela Paris’te metroda bir arkadaş grubu koyu bir muhabbete dalmış diyelim, çaktırmadan telefonumun ses kaydını açıyorum. İnsanların sesi, metro anonsları hatta metroda şarkı söyleyip para toplayanların şarkısı, hepsi birbirine karışıyor. Seyahatlerden çok zaman sonra bunları dinleyince o anları tekrar yaşıyorum.

4. Hikâye yazıyorum.

Her biri bir A4’ü geçmeyen hikâyeler yazıyorum. İlk fırsatta yayınlamak istiyorum. Bakalım, kısmet.

5. Bit pazarı delisiyim!

Tam bir bit pazarı delisiyim. İstanbul’da evimin dibinde her pazar kurulan Bomonti Bit Pazarı’na hemen hemen her hafta uğruyorum. Gittiğim her şehirde mutlaka bit pazarlarını geziyorum. Gideceğim şehrin bit pazarının kurulduğu günlere göre seyahatlerimi programlıyorum.

6. Benden 30 yaş küçük bir kardeşim var.

Az insan bilir, duyanlar çok şaşırır, evet sadece beş yaşında bir kardeşim var. Müthiş akıllı, tablo gibi güzel bir çocuk. İlk çocuğum oymuş gibi seviyorum kendisini. Adı Hidayet ama biz ona Hido diyoruz.