Ne, nasıl yapılmaz: Sunum

Ne, nasıl yapılmaz: Sunum

Serimizin ikinci ayağında sözü reklamverenlere bırakıyoruz.

11.08.2017 - 11:04 | Sencer Uçar

43
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

MediaCat Online’da yeni başladığımız haber dizimiz “Ne, nasıl yapılmaz”da brief‘in ardından rotamızı bu kez sunum konusuna çeviriyoruz. İyi bir sunum için nelerden uzak durulması gerektiğine dair tavsiyeleri de markaların pazarlama departmanlarından ulaştığımız uzman isimlerden aktarıyoruz.

Sunum konusunda reklamveren cephesinden gelen görüşlere bakıldığında, sunumun nasıl yapılmaması gerektiğine dair göze çarpan ilk detayların genellikle sunumun biçemine ve süresine dair olduğu dikkat çekiyor. Sunum bir hikâyesinin olması; yani sunan kişinin elindeki materyali dinlenebilir ve takip edilebilir kılmasıysa bir diğer beklenti. Bu noktada da hem iyi bir ön hazırlık süreci hem de sunum sırasındaki tavır ön plana çıkıyor. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise brief ile sunum arasındaki sürenin, müşterinin planladığından uzun tutulmaması yönünde. Zira marka tarafı bir anlamda işin büyüsü kaçmadan yaratıcı fikirleri dinlemek istiyor.

İşte kimi zaman uzun kimi zaman kısa satırlarla, uzmanlardan sunumun nasıl yapılmaması gerektiğine dair tavsiyeler…

Ne, nasıl yapılmaz: Sunum

  • Sunum, uzun uzun açıklamalarla ya da görsele boğulmuş şekilde hazırlanmamalı. Ayrıca, sunum sayfa sayfa uzayıp gitmemeli.
  • Sunum, metin ağırlıklı olmamalı. Az ve öz kelime kullanımı makul.
  • Sunum için öngörülen süre aşılmamalı.
  • Analiz tablolarına yer verildiyse, bu veriler sunucunun dinlemesini engelleyecek seviyede olmamalı. Bir görüşte anlaşılabilir ve net tablolara yer verilmeli.
  • Zor okunan yazı fontlarından kaçınılmalı. Yazının net bir biçimde okunabilir olması gerek.
  • Sunumda konuyla bağlantısız veya özgün olmayan görsel içerikler bulunmamalı. Görsel ya da video ile anlatılmak istenen şey açık ve anlaşılır olmalı.
  • Neyin, nasıl anlatılacağına karar verilmeden sunum hazırlığına geçilmemeli. Yani, önce sunum hazırlanıp sonrasında sunumun içi doldurulmaya çalışılmamalı. Sunumun içeriğinden çok kendisine öncelik verildiğinde, sunucu slayta göre anlatmaya çalışıyor.
  • Sunum ekrandan okunmaz. Sunanın bir kere bile tekrar etmeden sunmaya çalıştığı, ama sunamayıp ekrandan okuduğu şekilde sunum yapılmaz.
  • Amaç, yansıtılan görüntüyü perdeden okumak değildir. Her sunum aslında canlı bir performanstır. Girişi, gelişmesi ve heyecanlı tepe noktaları olan, akıllıca bitmesi gereken bir performanstır. Tasvirler, tonlamalar ve anlatımdaki heyecan, müşterinin beğenisini dramatik şekilde etkiler. Lokantada sipariş verdiğiniz yemeğin servis edilişi gibidir. Bazen çok da iyi olmayan yemekler harika servislerle müşterilere mutluluk getirebilirler.
  • Hikâyesiz sunum olmaz. Her sunumun bir girişi, gelişmesi ve sonucu olmalı. Sunumun sonu ise en etkili yeri olmalı ve iz bırakmalı.
  • Brief alındıktan ve ajans tarafından işin kabul edildiği belirtildikten sonra, debrief için araya çok uzun zaman koyulmamalı. Müşteriler bekledikçe huzursuzlaşır ve seçicilikleri artar. Yemek sipariş etmek gibidir. Hemen gelirse yemek hazırmış dersiniz; çok uzun sürerse hizmet kötü dersiniz. “Makul” bir sürede debrief olmalıdır. Ajanslar, bu sürelerin ne olduğunu brief çeşidine göre bilirler.
  • Sunuma birbirine benzer 10 ayrı kreatif yol ile gelip, müşteri tarafından gelen “Siz neyi beğendiniz?” sorusuna, “Hepsi bizim fikrimiz; hepsini seviyoruz” denildiği zaman inandırıcılık kaybedilir. Dahası, müşteri tarafında bunların kolaylıkla türetilebilen ikinci sınıf fikirler olduğu algısı oluşur. Ajans sanki işini iyi yapmamış, hızla bir sürü fikir oluşturup gerçek anlamda derinlemesine bir değerlendirme yapmadan müşterinin üzerine fikirleri boşaltmış gibi bir izlenim yaratılır. Gerçek anlamda çok iyi olan fikirlerin 10 tanesini aynı anda aynı sunumda görme ihtimali çok düşüktür.
  • Mümkünse ne kadar acemi ve  genç olsa da, kreatif sunumu, sunulan fikirleri bulmuş kreatifin yapması çok doğru olacaktır. Kreatif direktörlerin veya müşteri temsilcilerinin yapması da mümkün. Ama bir fikri gerçekten yaratanından, onun hayalleri ve seslendirmesiyle dinlemek elbette o fikrin doğru anlaşılması için en iyi yoldur. Ne kadar acemi olurlarsa olsunlar yaratıcı kişiler müşteri tarafında da sempati oluştururlar.  Bunu yaparken “Ben  brief’ten şunu anladım, bence müşterimiz olarak siz şöyle bir mesaj vermelisiniz.” gibi neyi niye yaptığını anlatan bir konuşma da olmalıdır sunumun başında. Bu, müşteriye kreatif stratejinin ne olduğunu ve brief’in kreatiflere net aktarılıp aktarılamadığı hakkında bilgi verir.