‘Komikli video bir hobi işi’

Educatedear'la Türkiye'nin YouTube'la çalkantılı ilişkisini ve hedeflerini konuştuk.

07.08.2014 - 11:06 | Haluk Kasarcı

Educatedear'la Türkiye'nin YouTube'la çalkantılı ilişkisini ve hedeflerini konuştuk.
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Kurgu ve montaj yeteneğini kendi bestelerini kullanarak hazırladığı “komikli videolar” aracılığıyla gösterip üne kavuşan ve fikirleri reklam dünyasında da karşılık bulan Boğaç Soydemir, nam-ı diğer Educatedear‘la Türkiye ve YouTube‘un çalkantılı ilişkisini, hedeflerini ve deadline’larla imtihanını konuştuk.

Aile büyüklerin ne iş yaptığını sorduğunda hazırda tuttuğun, ezberlediğin bir cevap var mı?

Educatedear'la Türkiye'nin YouTube'la çalkantılı ilişkisini ve hedeflerini konuştuk.Sanırım bu, yaptığım işle alakalı en zor soru. Mizahi bir yanıtım var, komikli video yapımcısı. Profesyonel olarak ne kadar açıklayabilirim bilmiyorum ama kurguyla, montajla ve müzikle ilgileniyorum. Yaptığım şey de bunların hepsinin birleşimi gibi bir şey. “Educatedear” aslında bir ekip ve bu imzayla yayınlanan içeriğe emek veren isimleri söylemek lazım. Söyleyelim; Veysel Cihan Hızar, Sonat Işık, Bora Aytürk ve Berkay Öksüz. Bunun dışında da Yok Öyle Kararlı Şeyler isimli bir rock grubumuz var, orada davul çalıyor, aynı zamanda ekiple birlikte video kliplerimizi hazırlıyorum. Yok Öyle Kararlı Şeyler’le Nisan ayında, Serdar Ateşer prodüktörlüğünde çıkardığımız, içinde Harun Tekin ve Akın Eldes’in de eşlik ettiği birer şarkı bulunan bir albümümüz var. Bir de kurgu veya özel efekt çalışmaları yapıyorum kısa ve uzun metrajlı filmlerde. Dağ filminde çalışmıştım, aynı yönetmenin Panzehir isimli filminde de 2D efektleri yaptım. İşin profesyonel tarafında bunlar var, komikli videodan başka.

Komikli video bir hobi mi? YouTube’a içerik üretmek yurtdışında milyonlarla ifade edilen bir gelir kaynağı aslında. Burada neden aynı potansiyel yok?

Açıkçası bu sorunun cevabı yaşadığımız ülke ile alakalı. Bir ülkenin YouTube ile arasının iyi olmaması ne kadar komik bir durum değil mi, ama olabiliyor işte. Bunun getirdiği bir mecburi hobi durumu söz konusu. Maalesef bu işten para kazanmak istiyorsanız bunu başka birilerinin sponsorluğunda yapmak zorundasınız. Bir reklam, viral çalışmasına girmek durumundasınız. YouTube’da ben şunu yaptım ve hit’ten para kazanıyorum demek epey yeni bir şey bizim için. Eğer işler iyi gider ve YouTube içerik üreticileri için güzel bir gelir kapısı haline gelirse ve insanlar bunu tam zamanlı bir iş olarak alabilirse ben de bunu hobiden “ciddi iş”e çevirebilirim.

Hâlihazırda komikli video işini ciddiye alsam da videoyu yapıp YouTube’a koyduğumda çok ciddiye alınacak bir durum ve direkt bir gelir olmuyor maalesef. Bir de Türkiye’de bu işlerin haklarını korumak da çok mümkün değil. Biri indirdiği zaman hemen yayılıyor ve başkalarınca da kullanılıyor. Bir de şöyle bir şanssızlığım var, ben remix ve var olan görüntüleri montajlamakla ortaya yeni bir şey çıkardığım için telif iyice karışıyor.

Educatedear'la Türkiye'nin YouTube'la çalkantılı ilişkisini ve hedeflerini konuştuk.

İnsanların sürekli “bunun altında çalan şarkı ney?” demelerinden mustaripsin. Müzisyen tarafının göz ardı edildiğini düşündüğün oluyor mu? Hayatının arka planında ne çalıyor?

Ben işin bu tarafına gelmeden de bilgisayarda saçma sapan müzikler yapıyordum. Sıfır müzik bilgisiyle gelmek diye bir şey varsa onu yaptım diyebilirim. Hiçbir şey bilmeden oturdum ve ailemdeki, çevremdeki insanlara eziyet ettim “Gel şunu bir dinle güzel mi?” diyerek. Değildi tabii. Ama yapa yapa bu iş ilerledi. Sekiz dokuz tane bilinen çalışmam oldu ve hâlâ bu soru geliyor diye ben de bahsettiğiniz cümleyi Twitter hesabımda sabitledim. Beni çok eğlendiren bir soru bu. Arka planımda ne çaldığı konusu ise biraz karışık. İkiye ayrılmış durumda müzik zevkim. Davul çaldığım bir rock grubu var söylediğim gibi, orada funk destekli şeyler çaldığımızda en fazla keyfi alıyorum. Bir de yaptığım işlerde de görülen yine funk temelli -ki onda da Daft Punk‘ın etkisi vardır- hardcore’una kaçmasa da dubstep’ten de beslenen bir müzik var. Dolayısıyla arkada çalan şarkılar şu an için rock ve elektronik diye ayrılıyorsa da temelinde funk olduğunu söyleyebilirim.

Okan Bayülgen, Beyazıt Öztürk, Kadir Çöpdemir ve “3 Adam”la çalıştın. Bu dönemde daha yorucu bir tempon olduğunu tahmin etmek zor değil. Deadline’lar nasıl etkiledi seni?

Bu güzel bir soru. Benim “Hee, demek ki böyleymiş televizyona çalışmak” dememe sebep oldu bu işler. Televizyonda iki kritik şey var. Biri deadline; orada her hafta bir şey olmak zorunda. İkincisi de kitleyle alakalı. Televizyon için yaptığınız şeyi o programın kitlesine yapıyorsunuz. İnternette televizyonda olmayan iki avantaj var. Deadline yok, ne zaman istersen koyuyorsun. İkincisi de internette yaptığın şey kendi kendine seyircisini buluyor. Müzik de olabilir, komikli video da. Onu sevebilecek biri varsa gidip buluyor zaten. Sevmeyecek adamın karşısına çıkmıyor yani.

Educatedear'la Türkiye'nin YouTube'la çalkantılı ilişkisini ve hedeflerini konuştuk.Benim televizyondaki deneyimim komedi/şov programlarında oldu. Şöyle bir durum var. Bu insanlar güldürmek zorundalar ve siz de yurtdışında -en azından Late Night şovlarda- olmayan bir biçimde oraya gelen konukları onore etmek durumundasınız. Ben bundan mizah yapacağım diye yerin dibine sokamıyorsunuz konuğunuzu. Bu olgunluğa sahip ünlülerimiz çok sayılı olduğu için mümkün olmuyor bu. Dolayısıyla hem gelen konuğun alınmayacağı hem spesifik olarak o programın kitlesini güldürebilecek hem de bunu her hafta yapabilecek işler yapmak gerçekten çok zor. Bu yapılırken internetteki seviyeyi beklemek de biraz insafsızlık oluyor. İnsanların boş zamanlarınızda, ilham geldiğinde yaptığınız çalışmaları görüp “Haydi! Bana bunu her hafta, şu konuk için yap” dediğinde beklentilerini düşürmeleri gerekiyor. Bu dediğimi hem çalıştığım kişiler gördü hem de ben gördüm.

Deadline’la olan ilişkini özetlemişken sormak lazım bunu. İleride reklam tarafında görmemiz mümkün olur mu seni?

Daha önceden viral işler oldu bazı markalar için çalıştığım. Orada anlaşamadığımız noktalardan biri de deadline’dı. Çok kısa süreler veriyorlar. Reklam dünyası kendi kendine her şeyin çok aceleyle yapıldığı bir yer olduğu için orada gerçekten çok çok iyi olmak, çok hızlı çalışmak ve açıkçası biraz da işin kolayına kaçmak gerekiyor. Uzun uzun, yaratıcı bir şekilde düşünemiyorsunuz haftalarca. Ama doğru iletişim kurulduğu zaman taraflar karşılıklı anlayışla hareket ettiği zaman reklam dünyasında yer almamak için bir sebep görmüyorum tabii ki.

Uzun Adam’dan sonra herhangi bir telefon aldın mı?

Uzun Adam‘ı yaparken bu aynı zamanda seçim şarkısı gibi de kullanabilecek bir şey olsun diye düşündüm. YouTube’a “Siz dalga geçiyorsunuz, ayıptır” gibi birkaç yorum geldiyse de genel hava olumluydu ki bunu like/dislike dengesinden de görebiliyorsunuz. Beni çok mutlu eden yorumlar da vardı epey de like aldılar zaten “Ben AKP’ye oy veriyorum ama bu çalışma keyifli olmuş. Bu kadar da katı olmayın” gibi yorumlardı.

Zaten beni yaptığım işlerden sonra arayan tek isim oldu, o da Ajdar Bey’di. Nane Nane’yi remixlemiştim. Beni arayıp kendisiyle dalga geçtiğimi söyledi, dalga geçmediğimi şarkısına bir yorum getirdiğimi söyledimse de ikna olmadı. Ben de videoyu kaldırdım. Devlet Bahçeli’ye mesela bir programda kendisinin yer aldığı bir videomu göstermişlerdi. O da “Yapılsın bunlar güzel şeyler” gibisinden bir yorum getirip davul çaldığı bir video bile olduğundan bahsetmişti ki onu da ben yapmıştım.

Yakın dönemde nasıl projelerle göreceğiz seni? Yine internette mi olacaksın ağırlıklı olarak?

Yapmayı en çok istediğim şey bir komedi dizisi. Yazmak ve benimle aynı kafa yapısında olan insanlarla beraber çekmek. Bunun platformu neresi olur -Türkiye için televizyon pek uygun değilse bile Kardeş Payı gibi işlerin varlığı biraz cesaret veriyor bu konuda- bilmiyorum. Bunu ne zaman gerçekleştirebilirim ya da gerçekleştirebilir miyim ya da 5-10 sene sonra da bunu yapmayı ister miyim bilmiyorum ama bunun adımlarını atabilecek bir prodüksiyon ekibimiz şu an var. Kalkıp hemen televizyona bir şey vermemize gerek yok. YouTube kanalında bir şeyler yapmayı ve beğenenlerin toplanmasını bekliyoruz. Biz komik bir şeyler yapalım tıpkı Educatedear’ın başlangıcında olduğu gibi, sonrasına bakarız. Oradan belki bir komedi dizisi başlar. Bir de üniversiteleri gezmek için, söyleşi tadında hafif eğlenceli sunumlar var planımızda. Yaptığım işi -ki bin tane örneği, benzeri vardır- nasıl yaptığım, nelerden ilham aldığımı falan konuşacağımız, doğru yerde doğru zamanda doğru ilişkilerle iyi işlerin çıkabildiğini anlatacağımız sunumlar olacak. Bir de canlı müzik projesi var işte, Ray Ray Kasım, Hortum Gören Teyze, Nereye S..acaklar? çalmayı düşünüyorum. Hedefine bak adamın, yok hortum gören teyze yok nereye sı..acaklar.