“Tartışılması gereken, yaratıcılıktan ne anladığımız”

Grup 7 İletişim Genel Müdürü Duygu Çavdar'a göre yaratıcılık, ancak hedeflenen algı yönünde işe yarar bir fark oluşturursa yaratıcılık olabilir.

16.10.2017 - 09:52 | Arzu Nilay Kocasu

Yaratıcılıktan ne anlıyoruz?
76
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Kristal Elma Ödülleri’nde bu yıl 482 ödül sahibini buldu. Yaratıcılık Bulaşıcıdır sloganıyla gerçekleşen festivali takiben dağıtılan ödüllerden birinin sahibiyse bir PR ajansıydı: Grup 7 İletişim. Halkbank için hazırladıkları Anneler Günü filmi Her Şey Annemle Güzel ile Kristal Elma Ödülleri 2017’de ana ajans olarak Kristal Elma‘ya layık görülen tek PR ajansı unvanına kavuşan Grup 7 İletişim’in genel müdürü Duygu Çavdar ile ödüllü Anneler Günü projelerini, PR ajanslarının sektördeki yerini ve yaratıcılığın kaynağını konuştuk.

Yaratıcılığın hangi ajansın işi olduğunu tartışmanın ülkemiz iletişim sektörüne vakit kaybettirdiğini düşünen Duygu Çavdar, ses getirecek yaratıcı projeler üretmenin tüm ajansların arzusu olduğunu söylüyor: “Bunu yapabilmek için yaratıcılığın kimin alanına girdiğini tartışmaktan ziyade yaratıcılıktan ne anladığımızı ve buna ne kadar alan açtığımızı tartışmamız gerekiyor.”

Halkbank’ın Anneler Günü filmi Her Şey Annemle Güzel bu yıl Kristal Elma Ödülleri Online Film Kategorisi Kurumsal İmaj Bölümü’nde Kristal Elma’nın sahibi oldu. Filmin nasıl bir içgörüden hareketle hayat bulduğuyla başlayalım.

Halkbank’a yaklaşık 13 yıldır stratejik iletişim danışmanlığı hizmeti veriyoruz. Bugüne kadar bankanın finansal başarılarının iletişiminden yeni ürün, hizmet ve işbirliği lansmanlarına, sponsorluklarından kurumsal sosyal sorumluluk projelerine tüm süreçlerinin iletişimini planladık ve yürüttük. Türkiye’nin en büyük beş bankasından biri ve ülkenin öncü esnaf ve KOBİ bankası olarak ülkeye kattığı değere odaklandık.

Bir yandan bankanın ülke ve toplum için ürettiği rasyonel faydanın iletişimiyle akla seslenirken diğer yandan toplumla duygusal bağ kuracak bir iletişim faaliyetinin gerekliliğinin de farkındaydık. Halkbank da geçtiğimiz bir yılda bu yönde bir iletişim yürütmek yönünde adımlar atmaya başladı. Özellikle bankanın dijital ve sosyal medyadaki etkinliğinin artması bunda etkili oldu.

Biz de kendimizi medya ilişkileri ile sınırlamayan bir ajans olarak Anneler Günü’nü bankanın toplumla duygusal bir bağ kurmasında önemli bir fırsat olarak gördük. Aslında tüm bankaların uzaktan bankacılık işlemlerinde kimlik doğrulama için kullandığı standart bir yöntem var. Müşterinin annesinin evlenmeden önceki soyadından harfler soruyorlar. Halkbank da bunu yapıyor. Bu sorunun cevabı basit ve otomatikman veriliyor. Peki, çocukları hakkında her şeyi bilen annelerimizi biz ne kadar tanıyoruz? Çağrı Merkezi annemizin evlenmeden önceki soyadını değil de en sevdikleri rengi, en sevdikleri yemeği, en sevdikleri şarkıyı sorsa nasıl yanıt veririz, hatta yanıt verebilir miyiz diye düşündük.

Grup7 İletişim olarak tüm yaratıcı süreci tek başınıza mı yönettiniz yoksa bir yaratıcı ajansla fikir teatisinde bulundunuz mu?

Halkbank kurumsal iletişim ekibi fikrimizi çok sevip benimsedi. Birlikte fikrin üzerine kafa yorduk ve geliştirdik. Sonuçta da Halkbank olarak Anneler Günü’nde tüm çocuklara “anneler bizim için bir şifreden fazlası; annelere verilecek en güzel hediye onları daha iyi tanımaktır” mesajını verdik. Yönetmenimiz Sinem Cezayirli, fikrin hayalimizdeki gibi filme aktarılmasında deneyimi ve estetik gözüyle harika bir iş çıkardı.

PR ajanslarının yaratıcı süreçlerdeki rolü sektör sohbetlerinde kendine daima yer bulan ve tartışılan meselelerden biri. Kristal Elma kazanan bir işin künyesinde yaratıcı ajans sıfatıyla yer alan bir PR ajansı olarak, sizce PR ajanslarının yaratıcılığın mutfağına girmesi reklam ve bizatihi PR ajansları nezdinde ne ifade ediyor?

“Yaratıcılık hangi ajansın işi?” tartışmasının, Türkiye iletişim sektörünü geriye çeken ve gereksiz vakit kaybettiren bir tartışma olduğunu düşünüyorum. Sonuçta hangimiz iletişim sektörünün birer üyesi olarak ülke çapında, hatta dünyada ses getirecek yaratıcı fikirler üretmek, projelere imza atmak istemeyiz ki? Bunu yapabilmek için yaratıcılığın kimin alanına girdiğini tartışmaktan ziyade yaratıcılıktan ne anladığımızı ve buna ne kadar alan açtığımızı tartışmamız gerekiyor.

‘Yaratıcılık hangi ajansın işi?’ tartışmasının, Türkiye iletişim sektörünü geriye çeken ve gereksiz vakit kaybettiren bir tartışma olduğunu düşünüyorum.

Yaratıcılık çoğunlukla çok komik, çok duygusal, çok “hadi canım” dedirtecek bir proje çıkarmak gibi algılanıyor. Elbette bu hisleri bize yaşatan işleri seviyoruz ve takdir ediyoruz. Ancak kimi zaman büyük bir iletişim krizinin olumsuz sonuçlarını tam tersine çevirmek de yaratıcılık gerektiriyor. Ve bunu bazen size gayet klasik ya da ciddi gelen araçların akıllı kullanımıyla yapıyorsunuz. Yaratıcılık, hedeflediğiniz algı yönünde işe yarar bir fark oluşturursa yaratıcılık olur.

"Tartışılması gereken, yaratıcılıktan ne anladığımız"

Peki bunu hangi ajans yapmalı? Bunu hangi ajansın yapması gerektiğinden önce bunu kimin, nerede yapabileceğini konuşmak lazım. Yaratıcı olabilmek için sadece müşterinizi değil; dünyayı, yaşadığınız ülkeyi, bir parçası olduğunuz toplumu ne kadar tanıdığınız ve anladığınız büyük önem taşıyor. Bununla birlikte iletişim araçlarına hakimiyetiniz, teknolojik gelişmelerle ilişkiniz de yeni yöntemler oluşturmada en etkili zenginliklerinizden biri oluyor.

Yaratıcı olabilmek için sadece müşterinizi değil; dünyayı, yaşadığınız ülkeyi, bir parçası olduğunuz toplumu ne kadar tanıdığınız ve anladığınız büyük önem taşıyor.

Bir diğer önemli konu ise çalıştığınız ajansın yaratıcılığı kışkırtması, hizmet verdiğiniz müşterinizin de yaratıcılığınıza alan açması. Biz, Grup 7 İletişim olarak işimizin doğasında ilgi, heyecan ve tutku olduğuna inanıyoruz. Etrafımızdaki dünyaya ilgi duymak, öğrendiğimiz yeni bilgileri heyecanla birbirimizle paylaşmak ve bu bilgilerden müşterilerimiz için yeni projeler, mesajlar tasarlamak bizim tutkumuz. Tasarladığımız şey bazen Halkbank’ınki gibi bir film projesi olur, bazen harika bir basın bülteni başlığı… İkisi de birbirinden daha az değerli değildir. Önemli olan işimizi, severek ve ortaya yenilikçi bir ürün koymak için sınırlarımızı zorlayarak yapmamız. Bu şekilde çalıştığınızda ve Halkbank gibi müşteriniz size bunu ortaya koyacağınız bir alan açtığında ajansınızın hangi kategoriye girdiğinin önemi kalmıyor.

Bilgiye erişimde ve iletişim araçlarını çeşitlendirmede bize pek çok avantaj sunan bir çağda yaşıyoruz. Bu da disiplinler arasındaki sınırların ortadan kalkmasında bize yardımcı oluyor. Diğer yandan elbette farklı alanlardaki deneyim ve uzmanlığı yadsımıyorum. Aksine birbirimizin bakış açısından ve öğretisinden faydalanmamızın iletişim sektörünün gelişimi için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Farklı uzmanlıkların aramıza sınırlar koymadığı, iletişimin farklı alanlarının birbirinden daha fazla beslendiği, daha fazla işbirliği yaptığı bir sektöre dönüşeceğimize inanıyorum.

İçinde bulunduğumuz dönemin gerektirdikleri doğrultusunda, bir markanın, işbirliği içinde olduğu PR ajansından neleri beklemesi ve neleri beklememesi gerekir sizce? 2017 yılında bir PR ajansının markası için yerine getirmesi gereken ve onun sorumluluk alanını aşan görevler nelerdir?

PR ajanslarının orta ve uzun vadeli strateji kurmaya daha yatkın ve yetkin bir bakış açıları olduğunu söyleyebilirim. Bu da iletişim faaliyetinin temelini oluşturuyor. Kurum ve/ya markaya ilişkin bütünlüklü bir algı oluşturmaya yönelik, tüm alanları kapsayan bir strateji oluşturmak iletişim faaliyetinin ilk adımıdır.

PR ajansları tarafından oluşturulacak bu stratejinin dijitalde, sosyal medyada, reklamda, paydaş ilişkileri yönetiminde, medya ilişkilerinde ve diğer tüm alanlarda ne tür uygulamalarla hayata geçirileceği sonraki adımdır.

Uygulamaların belirlenmesinde herkesin kendi uzmanlığını ortaya koyacağı, deneyim paylaşımında bulunabileceği ve koordineli ilerleyebileceği bir ajans ekosistemi oluşturmak kurum ve markalar için etkili sonuçlara ulaşmak adına iyi bir yöntem olabilir.