Dizi sektörü 500 milyon dolara ulaştı

Türkiye dünyada en çok televizyon izleyen ülkelerden biri. Son verilere göre günde ortalama 5-6 saatimizi televizyon karşısında geçiriyoruz. Yüksek erişim nedeniyle de televizyon hâlâ sektörün itici gücü. Televizyonun tüm mecralar arasında reklamdan aldığı pay ise son yıllarda küçülse de, yüzde 51-52 seviyesinde. Reklam pastasındaki payı her yıl biraz daha düşen televizyon mecrası kendisi büyümese de yan sektörlerini büyütmeye devam ediyor.
01.02.2016 - 10:01
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Türkiye, dünyada en çok televizyon izleyen ülkelerden biri. Son verilere göre günde ortalama 5-6 saatimizi televizyon karşısında geçiriyoruz. Yüksek erişim nedeniyle de televizyon hâlâ sektörün itici gücü. Televizyonun tüm mecralar arasında reklamdan aldığı pay ise son yıllarda küçülse de, yüzde 51-52 seviyesinde. Reklam pastasındaki payı her yıl biraz daha düşen televizyon mecrası kendisi büyümese de yan sektörlerini büyütmeye devam ediyor.

250 milyon doları ihracattan

Dizi sektörü 500 milyon dolara ulaştıT.C. Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü’nün verilerine göre Türkiye’deki yapım şirketleri her yıl 100’ün üzerinde yeni yapım üretiyor. Ortalama 15 civarında yapım ise Türkiye’yle birlikte yurtdışında da seyirci bulabiliyor. Ortadoğu, Balkanlar ve Latin Amerika ülkeleri başta olmak üzere 75 ülkede 70’in üzerindeki Türk dizisini 400 milyon kişi ilgiyle izliyor. Örneğin, Muhteşem Yüzyıl dünyada 250 milyon seyirci tarafından izlendi. Özellikle Çin ve Rusya gibi ülkelere girdikten sonra Türk dizi sektörü daha hızlı bir büyüme yakaladı.

2015’te Cannes’da gerçekleştirilen dünyanın en büyük televizyon programları festivalinde Türkiye’nin dizi ihracatında Amerika’dan sonra ikinciliğe yükseldiği açıklanmıştı. Türkiye geçen yıl dizi ihracatında yüzde 25’lik bir büyüme yakaladı ve 250 milyon dolarlık bir hacme yaklaştı. 2016’nın sonunda ise bu hacmin 350 milyon dolar seviyesine ulaşması bekleniyor.

Tematik, yerel ve dijital dahil halen yayın yapan Türkiye’deki yüzlerce kanaldan dizilere yatırım yapabilenler sadece yedi büyük ana kanal. Televizyon mecrasına giden toplam reklam gelirinin yüzde 80’e yakını da bu ana kanallara gidiyor. Ancak yine de kanallar arzu ettikleri büyümeyi yakalayamıyor ve zarar etmeye devam ediyor. Dizi ihracatının büyümesi bir nebze de olsa bu kanalları da rahatlatıyor. Çünkü bu kanalların büyük çoğunluğu dizileri kendileri finanse ettikleri için yurtdışı satış gelirlerinden de pay alıyor. Pek çok yapımcı ve televizyon yöneticisi resmî olarak açıklayamasa da, kanalların dizilere bölüm başı 550 ila 1,2 milyon TL arasında büyük bir bedel ödedikleri biliniyor.

Yapımcı penceresinden bakıldığında da ihracat olmasa sektörün durumu çok kötü. MediaCat Şubat sayısında söyleşisini bulabileceğiniz Ay Yapım’ın ortaklarından Kerem Çatay net olarak ifade ediyor: “Ay Yapım dizi ihracatı olmasa çok zorlanır.” Bu durum, pek çok yapımcı için geçerli.

Reyting rekabetinde diziler

Öte yandan Türkiye’de ilk yedi televizyon arasında reyting rekabeti kızışmaya devam ediyor. Daha fazla reytinge erişme yolundaki rekabet, dizilerin sürelerinin uzamasına ve maliyetlerinin artmasına neden oluyor. Ancak reklam gelirleri bu duruma paralel gitmiyor ne yazık ki. Türkiye’de dizilerin süreleri, bölüm başına 150 dakikayı bulmuş durumda. Öyle ki bir dizinin bir bölümü yurtdışına birkaç bölüm olarak ihraç ediliyor.

Dünyada eğlence ekonomisi iki trilyon doları yakalamış durumda. Bu büyük denizin içerisinde bizim dizilerin başarısı bugün itibarıyla küçük gibi görünse de Türkiye ve endüstri için büyük bir kaynak. Özellikle dizi yatırımı yapan televizyonlar yurt içinde yakalayamadıkları büyümeyi yapım şirketleriyle birlikte ihracatla dengelemeye çalışıyorlar. Dizilerimizin rakamsal büyüklüklerinin getirdiği avantajın yanı sıra ülke tanıtımına da büyük katkısı var. Diziler son dönemde Türkiye için tam bir soft power (yumuşak güç) etkisi yarattı. Turizmde ülke olarak elde edilen ilerlemede dizilerin payı çok büyük.

Yeni bir model

Dizi yapım sektörünün medya ve reklam sektörüyle birlikte tam da bu noktada yeni bir atılım yapmasının tam zamanı belki de… Yurtdışı satışları da kapsayan ürün yerleştirme ve sponsorluklar konusunda ortaya konabilecek yeni bir bakış açısı hem yapımcıların hem televizyon kanallarının maliyetlerine katkı sağlayabilir. Üstelik bu topraklardan dünya markaları çıkmasına yardımcı olabilir. Bizden söylemesi.