SERBEST KÖŞE
İsmiyle müsemma bir köşe. Önemli önemsiz fikirler, gerekli gereksiz detaylar, tatlı dedikodular, sivri eleştiriler, kişisel istekler ve akla gelecek her şey için...
YORUMLAR
Her Şey :)
Kelimesi olan var mı? Cümle değil, sadece kelime yeter. Bir kelimem olsa sayfalar dolusu cümle kuracakmışım gibi geliyor. “Hayat”la ilgili olmak zorunda değil bu kelimeniz. “Ne dersek diyelim illa ki hayatla ilgili olacak zaten” demeyin; uzayla ilgili olabilir mesela! “İnanmakla” ilgili olmasın ama. Size biraz yardımcı olmaya çalışayım; çiçeklerle ilgili olmasın bu kelime, gökyüzüyle ilgili olmasın, renklerle ilgili olmasın. Kötü hava, iyi hava, sıcak hava, soğuk hava… Havanın hiç bir haliyle ilgili bir kelime olmasın. Şarkıcılardan, sanatçılardan, yazarlardan, filmlerden kopya çekmeyin! Kelimeniz kopyayla ilgili de olmasın. Utanmakla ilgili olmasın bu kelime, kırmızıyla ilgili olmasın (evet, renklerle ilgili olmamasını istemiştim zaten ama, kırmızıya ayrı bir yer vermek istedim). Gecelikle ilgili olmasın, ayıpla ilgili olmasın kelimeniz. İstemekle ya da istememekle ilgili olmasın, arzu da diskalifiye. Karşı çıkmakla ya da koyuvermekle ilgili olmamalı. Karmakarışık olmasın kelimeniz, kelimeniz “karmakarışık” olmasın.

Çıkın hava alın, bulunduğunuz yerde ucu bucağı belli olmayan mavi bir su!!! varsa ona bakın, ama sakın edebiyat yapmayın!!! Unutmayın, sadece bir kelime istediğim. Çaresiz olmasın bu kelime, duyunca kalbim acımasın, güldürmeye de çalışmayın. Yalanla ilgili olmasın kelimeniz. Durun bir dakika! Ne dedim ben? Hayır hayır, korkmayın aradığım kelime “yalan” değil. Sadece sizin söyleyeceğiniz kelimenin yalan olacağından korktum! Neyse göreceğiz, çok üstünde durmayayım şimdi, zamanı gelince düşünürüz. Bu arada bir kelime düşünüyorsunuz değil mi? Aslına bakarsanız düşünüp düşünmediğinizi de düşünmek istemiyorum. Kelimeniz düşünmekle de ilgili olmasın yeter.

Yok geriye kalanlar, yok bizi bekleyenler, yok karşımızdakiler, yok arkamızdakiler… Yok, bunlarda olmasın. “Aile”yle ilgili de olmasın bu kelime, şu anda sevgi dolu değilim. Çok istiyorsanız “A”ile bir kelime yazın. Tabi varsa bir yerlerde A harfini anlatan bir kelime! Beklide siz türetirsiniz ya da üretirsiniz, siz bilirsiniz. Biriyle ilgili olabilir kelimeniz, ama bana söylemeyin kim olduğunu, yani kelimeniz bir isim de olmasın, kelimelerinize bir isim vermeyin! En iyi öğütlerden biridir bu. Hayır, silin onu kafanızdan!!! Kelimeniz öğüt, öneri, tavsiye cart curt olamaz. Fotoğraf olmasın, tablo olmasın. Okuduğunuz bu şey de çok fazla ünlem işareti olduğunu fark edebilirsiniz! Kelimeniz bağırmasın, ünlemle ilgili olmasın. Kelimeniz paranoyak da olmasın. Müzik olmasın kelimeniz, ona söz de gerekir. Oysa siz daha bir kelime bulamadınız! Bulduğunuz kelimenizle birini kovmayın, davet de etmeyin. Öyle kalakalan bir kelime olsun. Hani neredeyse, o kelimeyi söylediğinizde sandığım gibi bana sayfalarca yazı yazdırmasın. Kendi kendine yetsin, bana yetsin.

Yatak, yorgan, sevişmek, koku, dokunmak, konuşmak, ağlamak, sarılmak, sarılarak uyumanın sıcaklığı gibi şeyleri anlatmasın kelimeniz. Soru sormayın! Yani kelimeniz “neden, nasıl, ne için” olmasın. Onsuz olmuyorsa olmuyordur, kelimeniz inatla ilgili olmasın. Unutulduysanız unutulmuşsunuzdur ya da unuttuysanız unuttunuz, kelimeniz acı ya da umursamaz olmasın!!! Umut da olmasın. Söylemeye çekindiğim o kelime olmasın.
Müthiş bir yazı yazmak tek isteğim.

Bulduğunuz kelimenizle birini kovmayın, davet de etmeyin. Öyle kalakalan bir kelime olsun. Hani neredeyse, o kelimeyi söylediğinizde sandığım gibi bana sayfalarca yazı yazdırmasın. Kendi kendine yetsin, bana yetsin. Ne yaptığını bilen bir kelime olsun, bana yetsin!
Tamam buldum;
“Sessizlik”

Reklam yazarının en çok zorlandığı konudur belki de "sadece bi kelime" bulmak. Reklam yazarı halbu ki değil mi, çatır çatır yazması gerekir. Ama yinede iyidir. Bir suçlu aranıyor ya da bir hırsız aranıyor diye bağırmıyor; söylediği, bağırdığı şey "bir kelime aranıyor"

Bu yazı sonunda çıkan kelime "sessizlik". Kendi içinde hiç ses olmadan çok ses çıkarabilen bir kelime. Hangi markanın reklamında nasıl kullanlabilirdi bu kelime?


(11.01.2009 13:42:00)

Neverwhere
Bu metnin mediacatonline da yayınlanmasının amacı; hedef kitle analizini detaylandırmak, marka, mesaj ve üründeki samimiyet kavramını boyutlandırmaktır...


Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi...

Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir...

Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp, karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır...

Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında...

Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde.

Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır...

Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığı için...

Türk olmak Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir...

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.

Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.

Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

Türk olmak; Truva'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır...

Doğu Roma'yı da Batı Roma'yı da yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır Türk olmak...

Türk olmak, Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir, İstanbul'da Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.

Türk olmak Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır. Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır...

Sabahları odana rahmet dolsun diye, cami açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir...

Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır...

Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi duvele meydan okumaktır...

Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek...

Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için gönderecegim.' demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağ olsun!' demesidir...

Türk olmak 'Türk çayında radyasyon olmaz!' yalanları ile, 'Gusul abdesti alana AIDS bulaşmaz!' dolanları ile yaşamaktır. Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.

Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.

Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak...

Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.

Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir. En güzel aşk şirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkiyaya türkü yakmaktır,

Türk olmak. Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir...

Türk olmak Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir. Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevi - tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır. Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kos dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsu'nde...

Hayatın sana verdiklerine 'Nasip', vermediklerine 'Kısmet' demektir. Her işin 'Hayırlısına' inanmaktır ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.

Türk olmak, Asya'da batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir. Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı yaradandan ötürü sevmektir.

Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.

Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.

Türk olmak, buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sıraya girerek, sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.

Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta bitecegini bilerek tevekkül göstermektir.

Zor iştir Türk olmak.

Türk olmak Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.

Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir...


Türkiye'nin Abd Seattle Fahri Konsolosu olan Sn. J.Ufuk Gökçen'e gözlemlerini kelimelere döktüğü için teşekkürler...

.
.
.


(02.01.2009 16:53:00)

kasım gültekin
arkadaşlarımızın yorumları için teşekkür ederim hepside benim için önemli değerlendirmeye değer buluyorum inşalalh bir daha böyle soykirimlar olmasın diye bu film sayesinde bütün dünyaya anlatmış oluruz..

(30.12.2008 15:17:00)

Ozan ISIK
Merhaba, ben bu hafta "Ülker Ballı Yağ" reklamını izledim ancak sacma bir sahnesi vardı, arının biri elindeki dürbünle sofraya bakıyor, ancak! bakış açısı ile sofranın
açısı tahmini olarak 90C (90 derece, ben sıfırı yukarı alamadım) civarlarında, sonra görüntü "dürbünden bakıyormuş" gibi gözükünce Ülker Ballı Yağın tam tepesinden görünüyor, yani ürüne tepeden bakıyoruz! daha doğrusu arı bakabiliyor nasıl oluyorsa?

Ozan Işık
Devr-i Alem Reklam Ajansı

(23.12.2008 14:56:00)

kasım gültekin
“Siyah Beyaz Show ” bildiğimiz eğlence programlarının dışında, şarkıların kliplerinin komik yönünün ele alındığı, yanısıra Konuk sanatçılarımızın kliplerini toplam 12 kişiden oluşan ve iki grup halinde uyarlanan siyah ve Beyaz olarak adlandırdığımız oyuncu ekibi, vtr den izlenen halk sonuç kararı ve stüdyodaki seyircinin ortak alacağı karar ile belirlenen şarkıya her iki grup sıralı olarak canlı sahne performansı ile doğaçlama klip sergileyecekler. Performans Uygulaması öncesi konuk olan iki sanatçı şarkısını seslendirecek ve şarkı bitiminden hemen sonra sanatçıların seçtiği gruplar sırayla sahneye çıkarak anında şarkının sözlerine göre canlı klip sergileyecek, gösteri sonrasında stüdytodaki seyirci canlı telefon bağlantısı ve halktan gelen sms ile oylama yapılacak. Bu esnada oyuncuların hazırladıkları '' korsana hayır '' adlı 5 dakikalık vtr ler yayımlanacak. Tüm oylamalar sonucunda 1. gelen klibe ait şarkıya, firmamız tarafından ödül olarak aynı oyuncularda yer almak şartı ile klip çekilecek.

siyahbeyaz@brukan.com
NOT : Projemiz 5 Temmuz 2008 tarihi itibari ile 84585 numaralı dosya olarak, beşiktaş 16. Noteri Nedim NASRETTİN Vekili Başkatip Hülya ZAFER Tarafından tastiklenmiş bir Kasım GÜLTEKİN projesidir.
Kasım GÜLTEKİN / YAPIMCI


(28.11.2008 12:56:00)

Neverwhere
" Yav, De Facto'nun reklamını eleştirdik, gittik De Facto aldık.. Pantalonu güzel, fiyatı uygundu... "

:)

Ben daha alt gruba gideceklerini sanıyodum meğerse iş öyle değilmiş...

Geçen orta segment bi mağazaya girdim. Tezgahtar kapıda karşıladı ve DeFacto'lar geldi dedi bana... Alla alla dedim bende... Baktım kazakları çizgili falan hoşş... Malzeme kalitesi tabiiki zayıf... Ama adamlar markalarına nasılda güveniyolarki bunu önemsememişler bile... :)

Yani o kadar talep olmuş ki adamlar girişe DeFacto'lar geldi diye kocaman bi yazı koymuşlar...

Yuhh dedim. Tamam ben reklamı eleştirmedim. hatta beğendim bile ama doğrusu bu kadarı bana bile biraz ağır geldi... :)

Hulusi Derici'yi eleştiren Amerikan kitap zihniyetine duyrulur.

Neymiş? Hayat, Bill Bernbach vizyonundan bakıldığı gibi değilmiş...

Neymiş? Sokaklarda yaşam, kitaplardakinden farklıymış...

Neymiş? insanlar bu tarz ajansları boşu boşuna tercih etmiyolarmış...

Neymiş? İnsanlar çoğu zaman, düşündüklerinin aksi davranışlar da sergileyebiliyolarmış demekki...

vs. vs. vs.

Dudak bürken pis pis sırıtan, vizyonunu ve kendisini 3 karış yukarda gören ajanslara duyrulur...

(25.11.2008 19:06:00)

Mücahit Bülbül
Yav, De Facto'nun reklamını eleştirdik, gittik De Facto aldık.. Pantalonu güzel, fiyatı uygundu...

(25.11.2008 16:05:00)

Mücahit Bülbül
Dostum, öyle bir filmde 'insanı' ön plana çıkararak, olayları 'perde arkasından çakarak' çekmen daha etkili olabilir. Yani bir hikaye çerçevesinde bir insanın ya da bir kaç insanın anlatıldığı, ama aslında ana temanın arkasında büyük bir dramın anlatıldığı bir film. Yani film o hikayeyi anlatmak için çekilmiş de, ama aba altından asıl olayı, perde arkasından asıl coşkunun verildiği bir film..

Hollywood öyle yapıyor. Mesela 'Hayat Güzeldir' filminde, bir Baba'nın hikayesi çocuğunun gözünden anlatılır ama filmde 'Yahudilere uygulanan Nazi katliamı' belleklere ustaca yerleştirilir. Çok bilinen, mesela 'Er Ryan'ı Kurtarmak' filminde asıl konu bir askerin büyük özveriyle kurtarılmasıdır ama belleklere Amerika'nın ikinci dünya savaşındaki kahramanlıkları yerleşir daha çok.

Clint Eastwood'un yönettiği filmin adı neydi, hani sıradan bir Japon askerinin ya da vatandaşının askere alınışı ve savaştaki hikayesi etrafında Japonların bir adayı savunması, Kamikazeler v.s. var ama çaktırmadan Amerika'nın aslında ne güçlü, ne başarılı, aynı zamanda da ne mübarek, etik değerlere dikkat eden bir ülke ve ordusu olduğunu anlatan?

(24.11.2008 14:09:00)

Ozan ISIK
Son zamanlarda Devrim ve Anadol Otomotivler hakkında makale, kitap ve filmler çıktı. Devrim otomobili ile dalga gectiler görenler "yamuk yumuk yapmislar" diyorlar, onun aslinda "moddelleme" oldugunu bilmiyorlardı, Anadol için "eşek yiyormuş..." diye dalga gectiler, fakat onun birçok yabancı otomobile "yol gösterdiğini", onlara "ilham kaynağı" olduğunu bilmiyorlardı. Şimdi herkes "Ah keşke" havasında, "Ah! keşke yeniden üretilse...", " temiz ikinci elini bulabilir miyim?" biçiminde samimi olmayan, yalancı cümleleler kurmaktalar. Evet yazık oldu bencede, içimde yumruk oluşuyor düşündükçe
ancak bizim ürettiğimiz, bizden olan otomotivler var. Dilerseniz size hatırlatayım "BMC" eminim içinizden bazıları "BMC mi! O çok dandik ya!" diyordur, ancak "bizden olan, bizim olan" bu evlatlarımıza sahip çıkmamız gerekmiyor mu?" Hyundai, Seat, Setra, Skoda... bunlar ilk çıktıklarında dört dörtlükmüydü? bence hayır.
Sadece BMC'miz yok, Temsa ve Otokar'ımızda da var, dilerseniz biraz inceleyin web sitesinden başarılarını ve "evlatlarımıza" gereken değeri ve fırsatı verin.
(www.otokar.com.tr, www.bmc.com.tr, www.temsa.com.tr)

Ozan Işık / Istanbul

(24.11.2008 10:56:00)

Neverwhere
Aşağıdaki haberi Doğan yayın organlarında göremedim. Çıplak kadın ya da spor sayfasına koymuşlardır belki bilemiyorum...

{ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘’Doğan grubu, Zahit Akman’a CNN Türk’e karasal yayın izni verilmediği için saldırıyor’’ açıklamasından bir ay sonra, RTÜK’ten sürpriz bir karar çıktı ve oy birliği ile CNN Türk’e karasal yayın izni verildi.

RTÜK Başkanı Zahit Akman da daha önce bu izne karşı çıkıyor ve Star Kanal D ve TNT’nin karasal yayın izni bulunduğunu belirterek, 4. Karasal yayının ‘’ tekelleşme olacağını’’ savunuyordu. Başbakan Erdoğan da Doğan grubuna ilçe kongrelerinde "RTÜK’te ne işiniz var açıklayın yoksa ben açıklayacağım’’ diyerek CNN Türk’ün karasal yayın iznini kastetmişti. Ancak bugün de sürpriz biçimde RTÜK gündemine getirilen konu onaylandı ve hem AKP kontenjanından hem de CHP kontenjanından seçilen üyelerin oy birliği ile CNN Türk’e karasal yayın iznini verdi. }

Tuncay diyorum. Yakında esmerleşerek brezilyalı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor... Dikkatinizi çekeyim dedim naçisane ;)


(21.11.2008 20:28:00)

Sen de Katıl
* Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
GÖRÜŞ MESAFESİ
EN YARATICI İLANLAR