Y&R Reklamevi Kristal Elma’dan çekildi

Serdar Erener, Reklamcılar Derneği'ne gönderdiği mektupla 15 Kristal Elma'dan çekildiklerini açıkladı. Dolayısıyla Uğurcan Ataoğlu da bu geceki büyük jüride olmayacak.

06.06.2003 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Serdar Erener, Reklamcılar Derneği’ne gönderdiği mektupla 15 Kristal Elma’dan çekildiklerini açıkladı. Dolayısıyla Uğurcan Ataoğlu da bu geceki büyük jüride olmayacak.

“Değerli Çetin abi,
Hepimiz bu reklam yarışmaları niye yapılıyor, biliyoruz. Bu bir “popularite” yarışması değil. O zaman halk jürisi kurardık. Bu bir “etkinlik” yarışması değil. O zaman araştırma, iş sonuçlarına, regresyon analizlerine bakardık. Bu ve benzeri yarışmaların dünyanın her yerinde yapılma nedeni belli: Reklamcıların “daha önce böyle bir reklam görmemiştim, çok ilginç!” dedikleri reklamları ve onları yapanları ödüllendirmek. Reklamcıları -özellikle genç meslektaşlarımızı- “orjinal” olmaya özendirmek. Meslek insanlarının fark yaratma becerisini özendirme yoluyla geliştirmek. Kristal Elma bu işi 10-15 yıldır bizde pek alışılmadık bir süreklilik ve olgunlukla yapıyordu “Yapıyordu” diyorum zira eğer yanlış duymadıysak, bu yıl televizyon jürisinin verdiği bir karar, “ben hiç böyle reklam görmemiştim, çok ilginç” kriterinin yerine bilemediğimiz baska kriterler esas alındığını düşündürüyor. Aldığımız duyum, “Çelik” kampanyasının ne kendi sektöründe, ne de TV kampanyaları kategorisinde dereceye giremediği şeklinde. Dernek bu duyumumuzu doğruladığı taktirde Reklamevi olarak Kristal Elma yarışmasından bu yılki ödül töreni dahil çekileceğimizi bildirmek isterim. Bu tepkiyi kiminiz burnu büyüklük olarak algılayabilir. (Zaten benim şahsımda ajansın böyle bir kötü ünü var) Kiminiz “Ödülü alamamışlar, ağlıyolar” diye yorumlayabilir. Kiminiz ?iyiniyetli olanlar- “İyi oldu, biraz da başkaları alsın” diye düşünebilir. Kiminiz bize hak verebilir, “Zaten gizli oy/açık tartışma yöntem olarak doğru değildi” diyebilir? Biz ne düşündük? Biz açıkçası çok şaşırdık. Biraz da üzüldük. Zira yıllardır bu yarışmanın en çok ödüllendirilmiş ajansı olarak, her yolladığımız işin “orjinalite polisliği”ni önce kendimiz yaptık. Bu meslekte orjinal fikirler peşinde koşan herkes, “multiple discovery” kavramını bilir. Sizin aklınıza geleni, birileri bir yerde sizden habersiz, sizden önce düşünmüştür. Bu bir “orjinal fikir” yarışması olduğu için, böyle durumlarda o işin böyle bir yarışmaya gönderilmesi düşünülemez bile? Ama “Çelik” kampanyası için hiç ama hiç böyle düşünmemiştik. Aksine, dünyada yapılan hemen hemen bütün “orjinal” kampanyaları ay ay, hafta hafta, hatta gün be gün takip eden, mesleğine aşık insanlar olarak, sözcülüğünü bir robota yaptıran ne beyaz eşya markası gördük, ne de ?açıkcası- herhangi bir reklamda böyle bir “çocuk-adam” robot? Eğer bu yarışma “orjinal fikir” yarışması ise, TV jürisinin “Çelik”i dereceye bile sokmaması, bizi ?dediğim gibi- çok şaşırttı. Yine aldığımız duyuma göre, beyaz eşya TV reklamlarında “Çelik”i dereceye sokmayan TV jürisi, Profilo?nun “çocuğun gol atamadığı için Rüştü?ye benzettiği çamaşır makinesi (deliği)” fikrini, Beko?nun “elektrik süpürgesi torbasından dinazor origamisi yapma” fikrini, Bosch?un “sevişmeye vakit bırakan hızlı ütü” fikrini Çelik kampanyasından daha “orjinal” bulmuş. Sırasıyla altın, gümüş ve bronzla ödüllendirmiş. “Daha önce hiç böyle reklam görmemiştim” türü yarışmalarda değerlendirmeler şüphesiz jürinin subjektif seçimidir. Hiçbirimizin elinde objektif bir “orjinalite katsayısı” cetveli yok. Ama bazen bazı seçimler, Çelik örneğinde olduğu gibi insanın entellektüel vicdanını, adalet duygusunu yaralayabilir. Cannes?da böyle durumlarda delegeler ödül töreninde “yuh” çekerler. Çok da eğlenceli olur. Biz böyle gürültü çıkarmak yerine, bizi jürinin adaleti konusunda yaralayan bu karar karşısında sessizce yarışmadan çekilmeyi tercih ediyoruz. (Eğer duyum doğruysa tabii?) Dolayısıyla Uğurcan da Kristal Elma gecesi büyük jüride olmayacak. En çok ödül aldığımız sene de, nal topladığımız sene de Kristal Elma?yı sektörün saygıdeğer bir parçası, bir faaliyeti olarak gördük. İlk defa “yuh” çekme ihtiyacı duyduk. O da içimizden. Bu duygu ve düşüncelerimizi, dolayısıyla kararımızı Derneğe hemen bildirmeyi uygun gördük. Eğer duyum doğruysa, kararımızın ve mektubumuzun tüm üyelerle acilen paylaşılmasını istirham ederim.
Serdar Erener”