Yılmaz ve Semerci’nin Turkcell reklamları kavgası

Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz, dünkü köşesinde adını vermeden Yavuz Semerci’yi ağır bir şekilde eleştirmişti. Turkcell’in Doğan Grubuna reklam vermemesi ve bu nedenle Hürriyet’te Çukurova Holding aleyhine haber çıkması iddiasıyla şekillenen sert tartışmada, bugün Semerci, Akşam’daki köşesinden yine isim vermeden Yılmaz’a yanıt verdi...

16.08.2007 - 10:07 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz, dünkü köşesinde adını vermeden Yavuz Semerci’yi ağır bir şekilde eleştirmişti. Turkcell’in Doğan Grubuna reklam vermemesi ve bu nedenle Hürriyet’te Çukurova Holding aleyhine haber çıkması iddiasıyla şekillenen sert tartışmada, bugün Semerci, Akşam’daki köşesinden yine isim vermeden Yılmaz’a yanıt verdi.

Mehmet Y. Yılmaz dünkü (15 Ağustos 2007) yazısına ‘Turkcell’in parası nasıl hortumlanıyor?’ sorusuyla başladı ve şöyle devam etti:

“GAZETELER arasında dolaşmaktan başı dönmüş bir arkadaş, en son kapılandığı yerde akla hayale gelmeyecek senaryolar üretip duruyor.

Çukurova Grubu’nun Show TV’de Erol Aksoy’a atmaya çalıştığı kazığın Hürriyet’te haber olmasının nedeni şuymuş: “Turkcell, Doğan Grubu’na reklam vermediği için”!

Madem konu açıldı, biraz üzerinde durmakta yarar var.

Turkcell, bu ülkenin en önemli şirketlerinden biridir. Halka açıktır. Yönetiminin şeffaf olması, şirket olanaklarının şirketin yönetimini elinde bulunduran hissedarının lehine kullandırılmaması gerekir.

Böyle dev bir şirket de elbette reklam yapar ve reklam vereceği yayın kuruluşlarını seçerken de bir tek şeye dikkat etmek zorundadır: Ortakların parasını doğru yere harcıyor muyum?


Benzeri reklam bütçelerine sahip olan şirketler paralarını nasıl ve nereye harcıyor, Turkcell nereye harcıyor?

SPK ve İMKB yetkililerinin dikkatle bakması gereken yer burasıdır.

Turkcell’in dev reklam bütçesinin, grubun yayın şirketlerine nasıl emzirildiği bir sır değil.

Sadece şuna bile bakmak yeterlidir: Çukurova Grubu yayınlarına Turkcell ne kadar bütçe harcıyor, hangi fiyattan harcıyor? Benzeri büyük şirketlerin aynı mecradaki harcamaları ne kadardır?

Dikkatle bakılırsa Turkcell’in parasının, reklam harcaması kılığına sokularak bir tür “örtülü kár transferi” niteliğinde Çukurova Grubu yayınlarına aktarıldığını görmek zor değil.

SPK bu yazımı ihbar kabul edip bir araştırma yaparsa, sonucunu hep birlikte görürüz.

Bu iddiayı dillendiren arkadaşın vaktiyle bir haberi yazmamak için kendisinden para istediğini, Borat bir yazı işleri toplantısında açıklamıştı.

Şimdi bakıyorum ikisi gayet güzel “kanka” olmuşlar.

Birisi hayali senaryolar üretiyor, öteki PKK’nın vaktiyle çamur atmak için uydurduğu yalanları ısıtıp yeniden piyasaya sürmeye çalışıyor.

İkisinin birbirlerini nerede bulmuş olabilecekleri ile ilgili bir atasözü var ama bu gazeteyi çocuklar da okuyor, onun için yazmıyorum. Onlar nerede buluştuklarını daha iyi bilirler.”

Yılmaz’ın dünkü yazısının ardından Yavuz Semerci bugünkü (16 Ağustos 2007) yazısına ‘Ah benim kifayetsiz meslektaşım Mehmet Yılmaz…’ diyerek başladı. Semerci’nin yazısının devamı şöyle:

“Anladığım kadarıyla korkuyorsun. Öyle olmasa, patronun Türkiye’nin en muhalif kalemini gazetenizden kovduğu gün, onun gözüne girmek için köşenden saçmalamazdın. Aramızdaki fark basit: Sen patronunun izin verdiği kadar yazabilir, onun gösterdiği hedefe ateş edersin. Ben ise doğru bildiğimi yazar, patronların işine gelip gelmemesini dert etmem.
Bu nedenle gazeteport.com kuruldu. O yüzden özgür gazeteciler burada istediklerini yazabiliyor. Üzerine giydiğin ve etrafa çamur sıçratan elbisenden bir gün sıyrılırsan, (muhtemelen artık işe yaramadığın ve atıldığında gerçekleşecek) o gün yazdıklarımı anlayabileceksin.

İleri sürdüğün iddialara gelince.
Bir kere Turkcell’e yönelik (deli saçması) iddialarının yanıtını benden alamazsın. Turkcell’in sözcüsü değilim. Ancak Doğan medyasına ilan vermeyen (halka açık) şirketlerin, SPK ve İMKB tarafından soruşturulmasını isteyebilecek kadar cahil olduğuna göre sana biraz malzeme vereyim. Bir zahmet not al.
Halka açık, binlerce ortağı olan Akbank, bir yıldır Kanal D ve Star’a ilan vermiyor. (Yakında onlara da saldırman istenebilir. Hazırlıklı olsan iyi olur!) Sence Akbank yöneticileri de ortaklarının parasını yanlış yere mi harcıyor? Ayrıca şirketler Doğan Grubu’na ilan vermek zorunda mı?


İlan vermeyenler pazar mı kaybediyor?

Doğan Grubu ile çalışmadığı için ne Turkcell, ne de Akbank pazar payı kaybetmedi. (Bunu sizinkiler de biliyor. O yüzden bu kez bünyeye resmi olarak kattığınız Vatan Gazetesi’nden Turkcell aleyhine haber yapmaya başladınız. Belki o sayede Turkcell müşteri kaybeder, diğer firmalara da ders olur” sanıyorsunuz.)

Bu arada televizyonlarınıza ilan vermeyen Henkel de pazar payı kaybetmedi. P&G de kaybetmedi.

“Turkcell bize ilan vermiyor, Show ve Çukurova Grubu’na reklam veriyor. Bu kaynak aktarımı değil mi” diye ısrarlıysan, bir hatırlatma daha yapayım:
Halka açık Hürriyet ve Milliyet gazetesi neden Kanal D dışında, örneğin atv ve Show TV’ye ilan vermiyor? Aynı eleştiriyi çalıştığın gazetelere de yöneltebiliyor musun?


Hürriyet ve Milliyet’in de hesapları kontrol edilsin mi? Senin mantığına göre bu şirketler Kanal D’ye ilan vererek Doğan Grubu’na kaynak aktardı…

Örneğin, ilan servisine rica et, örneğin; Avea ile yaptıkları sözleşmeyi sana göndersinler. Avea’nın nasıl sadece Kanal D ile çalışmaya ikna edildiğini anlarsın. Öyle ya, Avea, sadece Kanal D ile çalıştığına göre ortaklarının parasını çar-çur ediyor…

Aydın Bey’in köşesi yok. Onun sesi olmak yolunda gösterdiğin çabayı anlıyorum. Ama bilmen gerekiyor firmalar Doğan Grubu’na yüksek fiyatla reklam vermek zorunda değil. Bu gerçeği kabul etsen iyi olur.
Bilmediğine eminim. Aydın Bey’e sor istersen.

Halka açık Petrol Ofisi ikinci büyük medya grubu Sabah’a yıllarca reklam vermedi. Ama aynı şirketin Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde sayfa sayfa ilanları yayımlandı.


Bu olay hakkında da bir araştırma açılmasını ister misin?

Gerçi bu gerçekleri bırak yazmayı, o binanın içinde bile seslendirecek cesaretin olduğunu sanmıyorum. Çünkü sen Hürriyet Gazetesi’nin saygın yazarı olmak yerine, Aydın Doğan’ın tetikçisi olmaya soyundun.”