Yılın reklam güzeli Bade İşcil!

2011 yılında tüm mecralarda yayımlanan reklamlarda yer alan en güzel yıldızı belirlemek için, bu yıl yine FikriMühim üyelerinin ve MediaCat okurlarının görüşüne başvurduk.

02.01.2012 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

2011 yılında tüm mecralarda yayımlanan reklamlarda yer alan en güzel yıldızı belirlemek için, bu yıl yine FikriMühim üyelerinin ve MediaCat okurlarının görüşüne başvurduk.

İki aşamalı oylama süreci sonucunda son zamanlardaki hızlı yükselişiyle dikkat çeken, Kuzey Güney dizisinde ve Becel reklamlarında boy gösteren Bade Işcil ‘yılın reklam yıldızı’ seçildi.

Isçil’i ‘ikon sarısınlar’ teması ve Mehmet Turgut’un sihirli objektifiyle MediaCat’in Ocak sayısına taşıdık.

Bede İşcil, ikon sarışınlar teması için Sharon Stone, Marilyn Monroe ve Andy Warhol’un kısa filmleriyle tanınan, 1960’ların efsanevi güzellerinden Edie Sedgwick olarak  poz verdi.

Sarışınlar yükseliyor
Sarışınlık esasen Avrupa’ya ait bir sey. Saça sarı rengini veren MC1R geni, eski kıtada en az yedi farklı sarısın tipi yaratmıs durumda. Bugün Kuzey Amerika’dan Güney Amerika’ya, Avustralya’dan Güney Afrika’ya kadar kürenin dört bir yanında sarısınlara rastlamak mümkün ama bunların hepsi Avrupalı göçmenlerin torunları.

Antropolog ve evrim psikologu Robin Dunbar, Avrupa sarısınlıgının, uzun insanlık tarihi göz önünde bulunduruldugunda nispeten kısa bir geçmise sahip oldugunu  söylüyor. Yakın zamanda yapılan genetik arastırmalar, Avrupalı halklarda rastlanan sarı saç geninin ortaya çıkmasını 11 bin yıl öncesine, yani son buz devrine dayandırıyor.

Bu genin Avrupa’da ortaya çıktıktan sonra tutunup yaygınlasmasını açıklamak üzere çesitli teoriler gelistirilmis durumda. Bu konuda en çok kabul gören bilimsel  açıklama, sarısınlıgı, Avrupa kıtasının bulundugu enlemler ve insanın D vitamini sentezleme ihtiyacına baglıyor.

Saglam bir kemik yapısına sahip olmak için hayati önemde bir madde olan  kalsiyumun emilimi için D vitamini kritik bir rol oynuyor. Bu vitaminin sentezlenmesi ise güneş ışığı ile cilt hücreleri arasındaki bir tepkime ile mümkün olabiliyor. Avrupa gibi yüksek enlemlerde bulundugu için yeterince günes ısıgı alamayan cografyalarda koyu tenli insanlar yeterli miktarda D vitamini sentezleyemez. Bu temel
gerçeklik, sarısınlık geninin, yani MC1R’in seçilmesi yönünde çok güçlü bir evrimsel egilim yaratmıs gibi görünüyor.

Sarışınlığın antropolojisi
Biyolojinin bu temel gerçeginin üzerine tarih ve antropoloji, sarısınlıgın yaygınlasması konusunda baska hikayeler de anlatıyorlar. Sözgelimi Kanadalı antropolog Peter Frost, Avrupa’da sarısınlıgın yaygınlasmasında cinsel seçilimin
etkisine dikkat çekiyor. Ona göre son buz devrinin sürdügü, Avrupa cografyasının tundralarla kaplı oldugu zamanlarda yiyecek bulmanın neredeyse tek yolu mamut, bizon ve ren geyigi sürülerine karsı yapılan zorlu av seferleriydi. Bu avlara yalnızca erkekler katılıyordu ve sonuç almak için çoğu zaman ciddi zayiatlar veriliyordu. Bu durum Avrupa’da erkek nüfusunu azalttı ve eslesme konusunda bir dengesizlik yarattı. Kıymete binen erkekler ise tercihlerini çogunlukla sarışınlardan yana kullandılar.

Bu teoriyi tamamlayan cinsten bir baska teoriye göre de, sarışınlık öncelikle bugünkü Litvanya’ya gelip yerlesen bir Hint-Avrupa halkı içinde ilk kez ortaya çıktı, cinsel seçilimin güçlü destegiyle hızlı bir sekilde yayıldı ve MÖ 3.000 dolaylarında basta İskandinavya olmak üzere tüm Kuzey Avrupa’da baskın hale geldi.

Modern dönemde sarışınlık
Sarısınlara ve sarısınlıga yönelik bu büyük alaka modern dönemde de devam ediyor. Howard Hawks’un 1953 yapımı müzikal filminin dedigi gibi: Erkekler sarısın sever.
Türkiye’de de sarısınlıgın baslı basına bir cazibe unsuru oldugunu görüyoruz. Bunda sarısınlıgın ‘dogal’ çekiciliginin yanı sıra ‘nadirlik’ prensibinin ve bir ölçüde Batı’nın genel cazibesinin de etkili oldugunu söylemek gerekiyor.

Genel nüfus içinde sahip oldukları küçük paydan olsa gerek, Türkiye’nin simdiye kadar çok fazla sayıda sarısın yıldızı olmadı. Çesitli alanlarda boy gösteren az sayıdaki sarışın şöhretin ise sarışın olmayan rakipleri kadar cazibe yarattıklarını pek söyleyemeyiz. Son dönemde bu genel gidisata istisna olusturabilecek örnekler belirmeye basladı. Kıvanç Tatlıtuğ önce Aşk-ı Memnu’da, şimdi de Kuzey Güney’deki performansıyla, sarısınlara pek ilgi göstermediği söylenen Türk kadınları için bir arzu nesnesine dönüşmüş durumda.

Künye
Tema: Aşkın Baysal
Fotoğraflar: Mehmet Turgut
Styling: Hakan Öztürk
Kuaför: İbrahim Zengin (No: 21)
Makyaj: Ali Rıza Özdemir (Avon ürünleriyle)
Kamera arkası filmi prodüksiyonu: Profabrika
Müzik: Universal Music Taxim Edition