‘Yeni Seçmen’i anlamayan seçim kazanamaz

Siyasi İletişim Zirvesi'ni Necati Özkan'la konuştuk.

06.11.2013 - 10:24 | Haluk Kasarcı

14 Kasım'da gerçekleşecek Siyasi İletişim Zirvesi'nin detaylarını Necati Özkan'la konuştuk.
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Brand Week Istanbul kapsamında 14 Kasım’da gerçekleşecek Siyasi İletişim Zirvesi‘nin moderatörlüğünü üstlenen Necati Özkan‘la zirvenin detaylarını konuştuk. Özkan zirve sonrasında hem katılımcıların hem de bizzat siyasilerin önemli dersler alabileceğinin sinyallerini verdi.

Moderatörü olduğunuz Siyasi İletişim Zirvesi’nden biraz bahsedebilir misiniz? Kimler bu zirveye katılmalı, zirvede neler konuşulacak? Bu zirve neden önemli?

Zirvenin hedef kitlesinde öncelikle siyasi partiler, partilerin merkezinde iletişimle, seçim kampanyaları yönetimiyle, sosyal medya yönetimiyle ilgili ekipleri yer alıyor. İkinci olarak siyasi partilerin çeşitli il ve ilçelerdeki yöneticileri ve ekipleri bu zirvenin hedef kitlesi. Üçüncüsü yerel yöneticiler, büyükşehir belediye başkanları; il ve ilçe belediye başkanları, adayları ve onların kampanyalarını yapacak olan danışman ve seçim ekipleri bulunuyor. Bir diğer hedef kitle, siyaset bilimi ve siyasi iletişim ile ilgili üniversitelerin akademisyenleri ve öğrencileri. Tabii bir de medya temsilcileri, bağımsız siyasi danışmanlık yapanlar, siyasete, siyasi iletişime ve seçim kampanyalarına ilgi duyan herkes…

Bir seçim kampanyası nasıl planlanır; strateji nasıl tespit edilir; strateji tespitinde araştırmadan nasıl yararlanılır; mesaj nasıl geliştirilir; kampanya nasıl yönetilir; sosyal medya araçları nasıl kullanılır gibi soruların cevaplarının tartışılacağı pratiğe yönelik bir zirve olacak.

Türkiye’de siyasal iletişim özelinde göze en çok çarpan ve en yaygın olarak yapılan hatalar nelerdir sizce?

Türkiye’de en çok yapılan hata doğru stratejiye karar vermeden seçim kampanyası yapmak, yönetmek ve buna rağmen o kampanyadan sonuç beklemektir. Dünyadaki bütün demokrasilerde seçim kampanyasına başlamadan önce en çok üzerine düşülen, emek ve zaman harcanan konu strateji ve o stratejiye bağlı mesajın tespitidir. Hem strateji, hem de mesaj toplumdaki farklı seçmen kitlelerinin ihtiyaç ve taleplerinden çıkar. O da ancak doğru araştırma modeliyle tespit edilebilir.

“Siyasilerin medyadaki varlıkları bir amaca hizmet etmediği sürece faydasızdır”

Bir diğer hata geleneksel medyanın kullanımıyla ilgilidir. Siyasiler, içerik ne olursa olsun her gün medyada ve gazete başlıklarında olmak isterler. Oysaki medyadaki varlıkları anlamlı ve stratejik bir bütün oluşturmadığı sürece; parti ya da adayın amacına hizmet etmediği sürece faydasızdır.

Üçüncü olarak da yeni medya ve sosyal medya kullanımı konusunda yapılan hataları sayabiliriz. Son zamanlarda sosyal medya ülkemizdeki siyasiler, siyasi partiler, yerel yöneticiler ve adaylar tarafından keşfedildi. Ancak Türkiye’de sosyal medyanın genellikle siyasiler tarafından fikir yaymak ve seçmen tabanı oluşturmaktan ziyade, kamplaştırmak ve karşıtlarına küfretmek için kullanıldığını görüyoruz. Dünyada son 10 yılda başarılı olmuş örnekler bize bu alanın çok akıllıca kullanılabileceğine dair muazzam fikirler veriyor.

Aslında Gezi Parkı süreci, Türk seçmenlerinin bir kısmının yeni medya ve sosyal medya kullanımındaki meharetini ortaya koydu. Zirvede Gezi Parkı deneyiminden sonra oluşan iklimde siyasetin bu alanı nasıl akıllıca kullanabileceğine ilişkin konuları konuşuyor olacağız.

Son dönemde yaşanan olaylarla birlikte sosyal medyanın potansiyeline ülkece vardığımızı söyleyebiliriz. Sizce Türkiye’de siyasilerin sosyal medyayla entegrasyonu tamamlanmış bir süreç mi yoksa hâlâ gidilecek yol var mı?

Özellikle bu seçimde oy kullanacak olan genç seçmenler internetin, sosyal medyanın içine doğan insanlar. Bu kuşak email dahi kullanmıyor; anlık mesajlaşma servisleriyle haberleşiyor. Gezi Parkı sürecinde bu kuşağın nasıl davrandığını milletçe gördük. Kimimiz onları gerçekten anladık. Kimimiz anladığımızı sandık. Kimimiz ise onları dış komplocuların yerli işbirlikçileri olarak değerlendirmeyi tercih ettik… İşte biz bu kuşak seçmene, “yeni seçmen” diyoruz. Bu yeni seçmeni anlamayan, onu dinlemeyi bilmeyen eski kuşak siyasetçilerin seçim kazanması artık zor!

“Katılımcılar ‘yeni seçmen’e ulaşmak için izlenmesi gereken rotayı öğrenecek”

Zirve katılımcılarımızdan Amerikalı önemli bir siyasi danışman ve teknoloji şirketi Election Mall’un CEO’su olan Ravi Singh’in bu zirvedeki varlık nedeni internet ve sosyal medya tabanlı seçim kampanyaları… Ravi Singh, dünyanın çeşitli ülkelerinde bizzat uyguladığı örnekleri anlatarak Türk siyasetçisine yol gösterecek. Yine İtalya’dan gelecek Spindoctor şirketinin CEO’su Marco Cacciotto ‘Siyasi Markalama’ başlığıyla yapacağı konuşmada son İtalyan genel seçimlerinde uyguladığı ve başardığı örnek vakayı paylaşacak. Kurulduğu günden bu yana Ak Parti kampanyalarını yöneten ekibin lideri Erol Olçok da zirvenin konuşmacıları arasında. Erol Olçok‘tan özellikle Gezi sonrası Ak Parti’nin stratejik yönelişini ve sosyal medya taktiklerini dinleyeceğiz.

Dolayısıyla zirveye katılan herkes bir seçim kampanyasında başarısızlığa giden asli hataların neler olduğunu öğrenmekle kalmayacaklar, aynı zamanda seçim kazanan bir kampanya için, “yeni seçmen”e ulaşmak için izlenmesi gereken rotayı da öğrenmiş olacaklar.