Yavuz Turgul: “Reklamdan kusacak hale geldik”

Enes Taşkıran, MediaCat Eylül sayısı için reklamda ununu elediğini söyleyen usta yönetmen Yavuz Turgul'la eleğini asmadan, 20’nci yıl özel sayısı için bir araya geldi.

10.09.2012 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Yavuz Turgul, yazar ve yönetmen olarak imza attığı unutulmaz filmlerin yanı sıra Türk izleyicisinin tekrar tekrar izlemekten bıkmadığı reklamların da yaratıcısı. Enes Taşkıran, MediaCat Eylül sayısı için reklamda ununu elediğini söyleyen ustayla eleğini asmadan, 20’nci yıl özel sayısı için bir araya geldi. Keyifli söyleşiden bazı bölümler.

/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:”Normal Tablo”;
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-qformat:yes;
mso-style-parent:””;
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
font-family:”Calibri”,”sans-serif”;
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;
mso-bidi-font-family:”Times New Roman”;
mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
mso-fareast-language:EN-US;}

Medina Turgul’u 1993 yılında kurdunuz, o dönemki reklamcılar nasıldı?

Acıman ile birlikte çok esaslı bir reklam eğitiminden geçen iki insandık biz, Jeffi Medina ve ben. Ve şöyle bir durum vardı; 80’li yıllarda Özal işlere müdahale ederek başka bir ekonomik düzenin oluşmasını sağladı. İthalatın çok önem kazanıp yağın bile olmadığı, benzin kuyruklarının olduğu bir ülkeden, 90 sonrasında da yavaş yavaş bütün bu ürünlerin Türkiye’ye gelmesiyle büyük bir rekabet ortamı ortaya çıktı. Reklam şirketlerinin de bu rekabetten nasiplerine düşeni almasıyla değişen bir düzenden bahsediyoruz. Bence Türk reklam tarihinin asıl kırılma noktası budur. Ekonomik anlamda ‘biriktirin, tüketmeyin, bir kenara koyun’ denilen bir düzenden tam tersine tüketime açılan bir dönemin köprüsü olduk biz.

Medya planlama ve satın alma ajansları oyuna girdikten sonra, para kanal değiştirdikten sonraki geçiş süreci nasıldı?

Bazı reklam şirketleri yabancı network’leri üzerinden kendi medya satın alma şirketleriyle ortaklaşa çalıştı. Bizim de vardı, bazı üreticilerin, marka sahiplerinin kendi kurdukları satın alma şirketleri vardı. Bir de bazı reklam ajansları bir araya gelip ortak medya planlama ve satın alma şirketleri kurdular. Biz fazla yara almadık ama yara alanlar oldu. Hani reklamcılar romantik olur ve yarattıklarıyla yaşarlar. Çok beğenirler, çok içli dışlı olurlar, ona bir edebiyat eseri gibi bakarlar, ödüller alırlar, Kristal Elma’lar havaya kalkar falan… Aslında, gerçeğin bununla hiçbir ilgisi yok. Çünkü hemen arkadaki büyük imparatorlar, ellerinde hesap makinaları, kim ne kadar maaş alıyor, şunu işten çıkarsak mı, bunu bu kadara katsak mı, aklınızın alamayacağı kadar başka yerlerden para hesabı oluyor ki o ‘yaratıcıların’ hiç hoşlanmadığı, bakmak bile istemediği yerler bunlar.

Reklam mecrası olarak nasıl kullanıldı sinema?

Reklamların o zamanki özelliği şuydu: Reklamlar meşhur olurdu. Mesela bizim yaptığımız Papua Yeni Gine çok meşhur olmuştu. Biz aslında reklam arasında dizi seyrediyoruz. Biz aslında reklam seyrediyoruz ama arada sırada bizi kendimize getirmek için haber veriyorlar ya da bir dizi koyuyorlar. Ama asıl amaç reklamları seyrettirmek ve reklamdan kusma haline dönme durumunda. Reklamlar televizyonlarda zevk alınan bir meta iken bugün artık bir deliler evine döndü. Aynı şeyi diziler için de söyleyebliliriz. Bugünkü geldiğimiz noktada reklam seyretmekten hoşlanmıyorum. Mümkünse hiç seyretmek istemiyorum ve bu durumun nasıl düzeleceğine dair hiçbir bilgim yok ayrıca umurumda bile değil.