Yaratıcılık haritasının neresindeyiz?

Benjamin Disraeli’nin sözü iki kulağıma da küpedir: “Üç çeşit yalan vardır. Yalanlar, aşağılık yalanlar ve istatistikler.” Yine de bu sözü biraz tasrih etmek gerekiyor. Yalan söylemek için istatistiği istismar eden çoktur ama istatistiklerin kendisi yalan söylemez.

01.07.2011 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Benjamin Disraeli’nin sözü iki kulağıma da küpedir: “Üç çeşit yalan vardır. Yalanlar, aşağılık yalanlar ve istatistikler.” Yine de bu sözü biraz tasrih etmek gerekiyor. Yalan söylemek için istatistiği istismar eden çoktur ama istatistiklerin kendisi yalan söylemez. Hasbi bir niyet ve ince bir dikkatle baktığınızda, istatistiklerden, gerçeğin net bir fotoğrafını değilse de bulanık bir görüntüsünü elde edebilirsiniz. Böylece hakikat hakkında en azından bir fikriniz olur.

Bu yılki Cannes Lions Festivalinin basın kitinde yer alan bir tablo, Türkiye’nin global yaratıcılık haritasında ne konumda bulunduğu hakkında epey fikir veriyor mesela. Festivalde yarışmak üzere son beş yılda hangi ülkelerden kaç iş gönderildiğini gösteren tablo, mukayeseli bir değerlendirme yapmaya imkan tanıdığı için ayrıca değerli. Tablo, hangi ülkelerin yaratıcı fikirleri ve markalarıyla, hangi ülkelerin katma değeri düşük ham bir üretimle ya da doğal kaynaklarla global ekonomide yer aldığını sergilediği gibi, hangi ülkelerin neredeyse tümüyle ekonomik denklemin dışında kaldığını da gösteriyor.

Tabloya yakından bakalım.

ABD VE ÇİN

Bugün dünyanın en büyük ekonomisi ABD. Onu hızlı çıkışı ve yüksek performansıyla Çin takip ediyor. Bu iki ülke global ekonominin çarklarını döndüren iki farklı ekonomik yapının en tipik örnekleri. ABD fikir, yaratıcılık ve markalarla yüksek katma değer oluşturan ülkelerin liderliğini açık ara elinde bulundururken, Çin katma değeri düşük ham üretim ekonomilerinin tipik bir örneği. Bu durumu Cannes Lions’a bu iki ülkeden yapılan başvurulara bakarak bir kere daha teyit edebiliyoruz. ABD 2007 yılında 3 bin 569 işle katıldığı festivale bir sonraki yıl 3 bin 643 yaratıcı çalışma göndermiş. 2009’da başvuru sayısı sert bir düşüşle 2 bin 726’ya düşmüş, sonraki yıl ise ancak 3.370’e çıkabilmiş -krizin etkilerini bu tablodan da okumak mümkün. En son 2011 yılında bu ülkeden yapılan başvuru sayısı ise 4 bin 045. Bunu da krizin artık geride bırakıldığına dair açık bir delil sayabiliriz herhalde.

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’den yapılan başvurulara bakıldığında ise, iki ülke arasında aritmetik değil geometrik bir fark olduğu görülüyor. Çin 2007 yılında festivale 307 işle katılmış, ertesi yıl bu rakamı 467’ye çıkarmış. Global krizden Çin de yaratıcı anlamda etkilenmiş. 2009’da başvuru sayısı 438’e, bir sonraki yıl ise 358’e düşmüş. Ve bu yıl Çin’de de bir toparlanma olmuş. 2011 yılında başvuran iş sayısı 477.

BRIC ÜLKELERİ

Tablo, BRIC ülkelerinin ekonomik yapılarını karşılaştırmaya da imkan tanıyor. Buna göre Brezilya ve Hindistan, yaratıcı performans bakımından Çin’in epey önünde. Brezilya 2007’de Cannes’a 2 bin 203 iş gönderirken, 2008’de bu rakamı 2 bin 461’e çıkarmış. 2009’da 1.519’la kendi açısından dibi gören ülke, hızla toparlanarak 2010’da 2 bin 114, 2011’de ise 2.647 işle Cannes Lions’da boy göstermiş. Hindistan’dan yapılan başvuru sayısı Brezilya’nın yarısından bile az ama seyir aynı. 2007’de 931, 2008’de 1.109, 2009’da 982, 2010’da 1.076 ve nihayet bu yıl 1.177 yaratıcı iş.

Rusya ise bambaşka bir tablo sergiliyor. Bu ülkenin başvuru sayısı diğer üç BRIC ülkesinin epey gerisinde. 2007’den 2011’e Rusya’nın festivale katılan iş sayısı şöyle bir seyir izlemiş: 72, 98, 168, 102, 294… Son yılki rakama bakarak bir kıpırdanma olduğunu söylemek mümkün olsa da, yaratıcı marka performansı ve bu performansın delalet ettiği ekonomik yapı itibariyle Rusya’yı BRIC ülkelerinden ziyade Ortadoğu’nun petrol zengini ülkeleri arasında saymak daha doğru olur.

Türkiye’nin Cannes’daki yaratıcı performansına bakmak işte bu noktada anlamlı oluyor. Başvuru rakamlarını karşılaştırdığımızda Türkiye’nin Rusya’nın epey önünde, Çin’in ise biraz gerisinde olduğunu görüyoruz. Türkiye’den festivale 2007’de 189, ertesi yıl 227 başvuru yapılmış. Kriz, Cannes başvuruları konusunda da Türkiye’yi teğet geçmiş anlaşılan. 2009 ve 2010 yıllarında, hemen her ülkenin başvuru sayısında düşüş yaşanırken, Türkiye’den yapılan başvuru sayıları, sırasıyla 253 ve 420 olarak gerçekleşmiş. 2009 ile 2010 arasındaki artışı daha ziyade bir sıçrama olarak görmek gerekiyor. Bu yıl ise Türkiye’den başvuru sayısında bir düşüş var: 376… Hemen bütün ülkeler yükselirken Türkiye’nin bu yıl düşüş yaşamasını, bir anormallikten ziyade geçtiğimiz yıl yaşanan ani sıçramadan sonra normal artış seyrine dönüş olarak yorumlamak daha doğru olur galiba.

Sadece bu tabloya bakıp ahkam kesmek doğru olmaz elbette ama kestirmeden şu söylenebilir: GSYİH temelli ekonomik büyüklük rakamları yerine, yaratıcı ve marka temelli organik büyüme esas alınarak bir değerlendirme yapılsa, Türkiye ya da mesela Meksika, BRIC ülkeleri arasında anılmayı Rusya’dan çok daha fazla hak ediyor.

Bir de ekonomik denklemin tümüyle dışında kalan ülkelerden bir örnek verelim ve yalnızca alfabetik olarak listenin başında yer alabilen Afganistan’a bakalım. Bu ülke’den Cannes Lions’a 2007, 2008, 2010 ve 2011 yıllarında sıfır başvuru yapılmış. Bu makus talih sadece 2009’da bozulmuş ve Afganistan’dan 3 iş festivale başvurmuş. Duruma Yılmaz Özdil derekesinden baksaydık, bu sürprizi ABD’nin global krizde yaşadığı sarsıntıya bağlar, Afganistan o yıl birazcık da olsa rahat bir nefes almış derdik.

**********************************************************