“Yaratıcılar patron oldu, reklamcılık bozuldu!”

MediaCat’te Türk reklamcılığının en önemli isimlerinden Nail Keçeili ile geçtiğimiz ay bir röportaj gerçekleştirildi.

10.10.2011 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

MediaCat’te Türk reklamcılığının en önemli isimlerinden Nail Keçeili ile geçtiğimiz ay bir röportaj gerçekleştirildi. Keçili sektörün karşı karşıya bulunduğu bir çok sorunun yaratıcı isimlerin ajanslarda yönetici konuma gelmesinden kaynaklandığını dile getirdi.

Ajansınızın zirvede olduğu günlerde sektörün diğer oyuncularıyla bir zıtlığınız, anlaşmazlığınız söz konusuydu…

Kardeşim, ben doğuşumdan itibaren sağda yer almış biriyim, biz ortanın sağında olmuş bir aileyiz. Babam Demokrat Partili. Ailemizde Halk Partili yok mu? Var. Büyükbabam Halk Partisi mebusu. Annemin babasından bahsediyorum, babamın babasından değil. Babamın babası İttihat ve Terakki’yi de kuran isimlerden, çok önemli adamlardan biri. Amca bey Yenibahçeli Şükrü de çok büyük bir silahşor, Atatürk’ün silahşoru. Dolayısıyla bizim Atatürk’e karşı sevgimiz, bağlılığımız tartışılmaz. Askere karşı da öyle, sevgimiz, bağımız tartışılmaz. Ama maalesef 27 Mayıs büyük bir hatadır, ailemizin büyük bir kayıp vermesine sebebiyet teşkil edilmiştir, sırf Demokrat Partili olduğu için.

Bana gelirsek, reklam sektörü içinde benim dışımda sağda olan reklamcı yoktur, hepsi ortanın solunda olan arkadaşlardır. Ben senelerce, 1970’ten bu yana bu arkadaşlarla çok ciddi tartışmalar yaşadım, Reklamcılar Derneği’nin yönetim kurulundan bu sebeple istifa ettim. Benim inançlarımın başında şu geliyor üstadım: Bana bir Amiral NATO için “No Action, Talk Only” demişti. Aynı şekilde, bu mantıktaki güzel kardeşlerimin çok güzel laflar ettiklerini, çok güzel konuştuklarını, çok entelektüel olduklarını ama icraatlarında başarılı olamadıklarını hayatım boyunca gördüm. Bak sana örnekler vereyim: Türkiye’de baba reklamcı diye ortaya koyduğunuz arkadaşlardan birçoğu, bizim ajansımızda yetişmişlerdir. Bunlardan biri Ali Taran’dır mesela, benim çok sevdiğim bir çocuktur. Ali gayet iyi hatırlar, bana on tane alternatif getirdiği zaman dokuzunu iade ederdim, biliyor musun? Niye iade ederdim Ali’ye? Çünkü uçtuğu için.

Siz “Reklamın amacı müşterinin malını satmaktır. Egonuzu tatmin etmek için reklam yapmayacaksınız” diyorsunuz. Uçmak derken bunu mu kast ediyorsunuz?

Televizyoncuların yapması gereken işi reklamcı olarak sen yapmaya kalkarsan birinci hatayı yapmış olursun. Dünya literatüründe eğlenceli reklam diye bir şey yok. Tek tek reklamları da söylerim, benim şu saatten sonra korkacak bir şeyim yok. Turkcell reklamında sen adamları dağ tepelerine çıkartıp, ne dedikleri katiyen anlaşılmayan bir lisanla bir şeyler söyletirsen; sen kalkıp Bonus reklamlarında bütün dikkati insanların kafasına çekecek, takma saç satıyormuş gibi bir reklam kampanyası yaparsan; sen şöhretli insanları reklama çıkararak, onların şöhretine şöhret katıp, ürünü ikinci, üçüncü, beşinci plana atıp yok ediyorsan ve bu işi yap diye sana sipariş veriyorlarsa burada bir yanlış vardır.

Kimileri de “Etrafta bu kadar mesaj bombardımanı varken, siz kuru ürün mesajlarıyla tüketiciye ulaşamazsınız, reklamı eğlenceli kılmak zorundasınız” diyor. Buna ne dersiniz?

Eğlence kanalın işi bir kere. Reklamcılıkta derler ki, söyleyecek hiçbir şeyin yoksa çıkar köpeği havlat sadece. Şimdi sen bir reklam müşterisi olsan, reklamveren olsan, bu patırtı içinde, şu gördüğün eğlence hastalığı içinde ne yapacaksın? Eskiden araya reklamlar girerdi, şimdi o da yok. Reklamın ne zaman girdiğini anlamıyorsun, filmi seyrederken bir bakıyorsun bir tane patates çıkmış oradan. Bunun içinden sıyrılmak istiyorsan, ne diyeceksen ürünle ilgili diyeceksin. İnsanların anlayacağı şekilde reklam yapacaksın.

Yaratıcılık bu bakış açısında nerede duruyor?

Reklam ajansının işi ‘marketing-oriented’ dediğimiz, pazarlamaya yönelik iş üretmektir. Biz hiçbir zaman ödül almak için reklam yapmadık. Kristal Elma’nın karşısına geçme sebeplerimden bir tanesi de budur benim. Kendi içinizden, reklam ajanslarının içinden jüri üyesi seçip o jüri üyelerine reklamları oylattığınız zaman, bu sene ben sana not veririm, gelecek sene sen bana not verirsin.

Türkiye’de başarılı reklamların yapıldığı, çok ciddi kampanyaların olduğu, büyük sansasyonların yaratıldığı yıllarda hepimiz mal satışında rakiptik. Şimdi kimsenin rekabete filan baktığı yok. Bunun sebebi ise, benim çok kritik ettiğim, dünyada eşi görülmemiş bir şey olarak Türkiye’de kreatiflerin reklam şirketi patronu olmasıdır.

Kreatifler kesinlikle patron olmamalıdır mı diyorsunuz?

Olamaz ki! Olursa işte böyle şeyler çıkar. Hokkabazlıklar çıkar ortaya. Ben onlara hokkabaz demiyorum, hakaret etmiyorum. Cenajans kendine çizdiği yolu hiç değiştirmedi, şimdi de değiştirmedi. Şimdi bana yeni müşterilerim geliyor, ne için geliyorlar biliyor musun? Sen bizim malımızı sattırıyorsun kardeşim, diye geliyorlar.

Nail Keçili röportajının tamamını MediaCat Ekim sayısında bulabilirsiniz

Aşkın Baysal