Yapay zekâ ile gezegeni kurtarmanın 5 yolu

İklim modellemelerinden kod bankalarına, yapay zekânın sürdürülebilirlik yolculuğuna sunabileceği pek çok katkı var.

16.02.2018 - 17:16 | Gönül Hadımlı

Yapay zekâ ile gezegeni kurtarmanın 5 yolu

Düşünebilen, öğrenebilen ve inisiyatif kullanabilen yapay zekâ sistemleri doğa koşullarını iyileştirme yolunda insanlığa büyük olanaklar sunuyor. Yapay zekâ, insanoğlunun hep konuşulan “dünyanın sonu” distopyasına bir son vermek için iklim değişikliğinden, yenilenebilir enerji kullanımına kadar pek çok alanda çözüm olabilecek yetkinlikte.

PwC İngiltere’de sürdürülebilirlik ve inovasyon projelerini yöneten Celine Herweijer, yapay zekâ ile hayat bulan 80 olası çevre uygulamasına odaklanan Harnessing Artificial Intelligence for the Earth isimli raporun yazarlarından. 2018 Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda yayınlanan raporun mimarlarından Herweijer, yapay zekânın günümüzde ekolojik sistemleri yönetmek için hiç olmadığı kadar fazla olanak sunduğu görüşünde.

Otonom enerji ve su ağları

Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve diğer yenilenebilir kaynakların avantajı karbonsuz enerji olmaları ve her yerde bulunabilmeleri. Fakat asıl sorun birbirinden ayrı olan bu enerji kaynaklarını bir araya getirerek azami işlevselliğe ulaşmakta. İşte burada otonom sistemler devreye giriyor. Yapay zekâ sistemleri sayesinde güç kaynakları, farklı taleplere cevap verecek esneklikte kullanılabiliyor.

Herweijer’in söylediğine göre, birçok yenilenebilir enerji kaynağından oluşan kompleks bir sistemde yüklemeyi ve optimizasyonu yapabilmek için her sistemi tek tek ayarlamak gerekiyor. Ama yapay zekâ tüm ayrı güç kaynaklarını tek bir elde toplayabildiği için gelecek sistemler eş düzeyler arası enerji değişimini ve iletişimi mümkün kılacak. Herweijer’e göre, otomatik şebeke insanlığın yerinden yönetim için ihtiyacı olan şey.

Aynı zamanda yapay zekâ dağınık su sistemlerinin de sensörler ve yeni teknolojiler sayesinde yönetimini mümkün kılacak. Su veya enerji tüm ağları kontrol edebilen bir merkezden yönetildiğinde verimlilik artacak.

Gelişen iklim modellemesi

Süperbilgisayarlar sayesinde gerçek dünyanın kompleks sistemini öngören hesapların yapılmasıyla, iklim modellemesinde daha hızlı ve daha sağlam sonuçların elde edilmesi mümkün kılınıyor. Hava tahminleri ve iklim değişikliği etkilerini öngörebilmek böylece çok daha hızlı bir hal alıyor. Geçmişte yaşanan kasırgalar gibi doğa olayları modellenebiliyor. Hava tahminlerinin daha sağlam sonuçlar vermesi, daha hızlı ve gelişmiş önlemler alınabilmesine olanak sağlıyor. Herweijer’in belirttiğine göre önümüzdeki 10 yıl içerisinde iklim modellemelerinde yapay zekânın kullanımıyla daha etkili sonuçlar alınabilecek.

Gerçek zamanlı veri göstergeleri

Yasadışı balık avlama ve ağaç kesme gibi faaliyetler de yapay zekânın sunduğu gözlemleme sistemleri sayesinde daha detaylı kontrol edilebiliyor. Gemilerdeki algoritma modelleri balık tutma, okyanus madenciliği gibi yasal olmayan faaliyetleri kontrol edebilirken, biyolojik sensörler okyanus mercanlarının sağlığını gözlem altında tutabiliyor ve hava durumu tahminlerini geliştirebiliyor.

Afetlere karşı dayanıklılık

Gerçek zamanlı veriyi analiz edebilen yapay zekâ sistemleri sayesinde afetlere karşı daha hızlı harekete geçebilmek ve yaşam kayıplarını önlemek mümkün. “Deep reinforcement” tekniği gibi teknikler kendi kendine öğrenmeye programlı ve daha önceden herhangi bir veriye ihtiyaç duymuyor. Bu gibi tekniklerin afet simülasyonlarına entegre edilmesiyle afetlere karşı en iyi yanıt stratejileri çok hızlı bir şekilde kendiliğinden geliştirilebilecek.

Gezegenin kod bankası

Üzerinde yaşadığımız gezegen, inovatif pek çok bakir çalışma alanı sunuyor. Yapay zekâ ve sistem analitiği biyolojik ve biyomimetik olasılıkların ayrıştırılmasına yardımcı olabiliyor. Bilim adamları insanlığın genetik haritasının çözümlenmesi ve canlıların DNA dizilerinin haritalanması amacıyla, İnsan Genom Projesi üzerinde çalışmaya başladılar.

Amazon Third Way girişiminin “Earth Bank of Codes” isimli projesi bunlardan biri. İki ana amacı bulunan projenin ilk hedefi, engerek yılanı zehrinden elde edilen kan basıncı ilacı gibi keşifler yapmak. İkincisi ise yerel halkın buluşları takip ederek faydalanabilmeleri için biyolojik fikir mülkiyetlerin kimliğini kaydetmek. Herweijer’e göre bu gibi keşifler farmakolojik olarak önem taşıyor ve aynı zamanda takip sistemi sayesinde hangi değerin hangi topluluktan elde edildiği, türlerin hangi topluluklara ait olduğu konusunda bir karışıklık yaşanmasının önüne geçiliyor.

Kaynak: Fast Company