Web’den sonra ya da ekosistemler savaşı

İçinde bulunduğumuz dijital çağın en ufuk açıcı düşünürlerinden biri olan Chris Anderson, geçtiğimiz yılın Eylül ayında Wired dergisinin kapağından duyurulan makalesinde, web’in öldüğünü ilan ediyordu.

02.03.2011 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

İçinde bulunduğumuz dijital çağın en ufuk açıcı düşünürlerinden biri olan Chris Anderson, geçtiğimiz yılın Eylül ayında Wired dergisinin kapağından duyurulan makalesinde, web’in öldüğünü ilan ediyordu. Anderson’a göre son zamanlarda iyice yaygınlaşan akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar ve diğer benzeri cihazlar, enformasyonu web tarayıcılarından ziyade aplikasyonlar üzerinden tüketmeye yönelik güçlü bir eğilim doğurmuş durumda. Bu durum ise internet dünyasını radikal bir şekilde değiştiriyor. Son zamanlarda bu eğilimin iyice ağırlık kazandığına işaret eden daha fazla delille karşılaşmaya başladık. Her şeyden önce aplikasyonlara yönelik kullanıcı ilgisinin artık astronomik seviyelere eriştiğini hatırlamak gerekiyor. Şimdiye kadar sadece Apple platformlarından 17 milyardan fazla aplikasyon indirilmiş durumda.

PEKİ NEDEN?

Aplikasyonlara yönelik bu yoğun ilginin birkaç boyutu var. Her şeyden önce yeni nesil akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar, kullanıcılara klasik masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarla hiçbir şekilde yaşayamayacakları düzeyde zengin, cazip ve heyecan verici bir deneyim sunuyor. Ayrıca interneti mobil mecrada tüketmeye yönelik yükselen eğilim, bu cihazların edinilmesini teşvik ediyor. Bu iki faktör birlikte işleyerek yeni nesil cihazların yaygınlaşmasını ve sonuçta aplikasyon temelli içerik tüketiminin istisna olmaktan çıkıp kurala dönüşmeye doğru yol almasını sağlıyor. Kısacası karşılıklı olarak birbirini besleyen faktörler söz konusu.

Aplikasyonları cazip kılan bir diğer faktör ise bu yolla içerik tüketmenin daha pratik olması. Web browser’lar, istenilen her türlü içeriği sunan yapılarıyla daha çok sınırsız bir tedarik zincirinden beslenen, istenen her ürünün bulunabildiği devasa perakende mağazalarını andırırken, aplikasyonlar yine aynı sınırsız tedarik zincirinden beslendiği halde size her şeyi değil, sizin isteğiniz üzerine özenle seçilmiş özel ürünleri sunan butik mağazalara benziyor. Şu anda internet dünyasında butik içerik tüketimine yönelik talep artıyor. Mobil internet söz konusu olduğunda ise bu artık temel içerik tüketim yolu olarak benimseniyor.

BARCELONA’DA KONUŞULANLAR

14 – 17 Şubat tarihleri arasında Barcelona’da düzenlenen Dünya Mobil Kongresi’nde, bu eğilimin nasıl ağırlık kazandığına ve yakın gelecekte nasıl bir hâkimiyete dönüşeceğine ilişkin bol bol delil edinmek mümkün oldu. Bu delillerden ilki, fuar alanındaki 8 devasa sergi alanından birinin mobil aplikasyonlara ayrılmış olmasıydı. Fuarda katılımcıların en çok ilgi gösterdiği bölümlerin başında yer alan bu devasa sergi ve etkinlik alanına App Planet adı verilmişti. Bu çok yerinde bir metafor çünkü şu anda mobil iletişim ağlarıyla birbirine bağlı 2 milyardan fazla insan arasında aplikasyonlar yoluyla kesintisiz bir iletişim kurulabilecek yepyeni bir gezegen doğuyor ve aslında daha yolun başındayız. Yakında aplikasyonlar hayatımızı planlayacak, sağlığımızı takip edecek, iş yapma pratiklerimizi kolaylaştıracak, hafızamız olacak, kısacası hayatımızı radikal bir şekilde dönüştürecek.

Dünya Mobil Kongresi’ne yalnızca dar anlamda mobil iletişim şirketleri veya cihaz üreticileri değil, dünyada teknoloji ve internet deyince akla gelebilecek tüm dev markalar en tepe yöneticileriyle katılmıştı. Bu üst düzey katılım ve ilgi, aplikasyonların geleceğine yönelik büyük beklentilerin işareti gibiydi. Kongrede düzenlenen konferanslarda sahneye çıkan herkesin dilinde yine aplikasyonlar vardı. Herkes aplikasyon temelli içerik tüketiminin tüm alanlardaki şirketlere büyük fırsatlar sunduğundan ve beraberinde zorluklar getiriyor olduğundan söz ediyor, bu büyük trendin nasıl kazanca dönüştürüleceği hakkında değerlendirmeler yapıyordu.

Kongrede konuşulanlardan ortaya çıkan sonuçlardan biri de şu: Chris Anderson’ın söz ettiği gibi, web’in eski gücünü bir ölçüde yitireceği ve aplikasyon temelli içerik tüketiminin yükselişe geçeceği aşikar. Ancak esas büyük savaş, aplikasyonlar gezegeniyle web arasında değil, mobil internet ekosistemleri arasında yaşanacak. Bu savaşların şimdiye kadar en kıran kırana geçeni, Apple platformları (başka bir deyişle iOS) ile Google’ın Anroid’i arasında yaşanıyor. Bu iki büyük rakibin yanı başında, Samsung’un Galaxy’si ve Microsoft’un Windows Mobile 7’si (Microsoft, Nokia ile bu konuda bir anlaşma imzaladı) gibi aktörler de keşfedilen yeni gezegenden pay almak üzere savaşı kızıştırıyor.

1980’lerde Apple ve IBM – Microsoft arasında yaşanan ve büyük ölçüde IBM – Microsoft tarafının kazançlı çıktığı rekabet, şimdi mobil dünyada tekrarlanıyor. Dünyanın nereye doğru gittiğini anlamak için bu savaştan gelen haberleri yakından takip etmekte fayda var.