Twitter yabancıları

Twitter arkadaşlarımın çoğunun benim gibi...

15.09.2010 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Türkiye’nin en büyük pazarlama iletişimi buluşmalarından biri olan MediaCat Marketing Forum, 30 Kasım’da Türkiye’den ve dünyadan birçok önemli ismi bir araya getirecek. Bu isimler arasında nöroloji, psikoloji ve bilim ile insanın doğasını oluşturan nitelikler arasındaki ilişkilere dair yazılar yazan ve The Los Angeles Times tarafından “önemli bir yeni düşünür” olarak ilan edilen Jonah Lehrer da yer alıyor.  Lehrer şu anda 2011 yılında yayınlamayı planladığı The Science of Creativity  adlı yeni kitabı üzerinde çalışırken, bir yandan da kendi blog sayfasında makalelerini yazmaya devam ediyor…

Twitter Yabancıları

Gizmodo’da, Joel Johnson twitterfeed’inize rastgele yabancılar eklemeniz için inandırıcı bir sav ortaya atmaktadır:

Twitter arkadaşlarımın çoğunun benim gibi beyaz ahmaklar olduklarını fark ettim. Bu yüzden yeni arkadaşımı seçtim ve ilgilenmeye başladım.

Bir Hıristiyan, fakat seksten korkan birisi değil. Erkeklere güvenme konusunda bazı problemleri var gibi görünüyor fakat onlardan korkmuyor da. Mali sorumlulukları konusunda kendisiyle oldukça gurur duyuyor. Sahte manken pozlarında sevimli gözüküyor fakat yirmili yaşlarında yetişkin bir kadınken alış veriş merkezi modası olduğunu düşündüğüm şey ile stilinin ne kadar uyuştuğu beni şaşırttı. Detroit’li ve yeni bir araba alma sürecini tamamen sinir bozucu buluyor. Kardashian ailesine cevap tweetlemek için utandırıcı miktarda zaman harcıyor.

Twitter’ın en iyi yanlarından birisi, bir kez onu gerçek ya da istek uyandıran arkadaşlar ile doldurduğunuzda, istediğiniz zaman uğrayabileceğiniz bir slow-burn ev partisi hissi vermesidir. Twitter’da rastgele kişi eklemenin sadece bir tek tık hareketinden ibaret olmasına rağmen, çoğumuz akışımızı bozduğu için can sıkıcı ya da rastgele tweetleri engellemek amacıyla takip listemizi çok mantıklı bir şekilde azaltırız. Anlaşılabilir! Fakat bir yabancının hayatının ve sizinkinin kesişmesiyle gelebilecek keşif eğlencesini azaltmayın.

Bu twitter yabancılarının sağladığı faydaların elektronik gizli dinlemelerin verdiği kısa süreli keyfin ötesine geçtiğini savunuyorum. Bunun yerine, sürekli bir beklenmeyen tweet akışına maruz kalmak – tweetler yanlış, ya da anlamsız, ya da aptalca göründüğünde dahi- gerçekten yaratıcılık potansiyelimizi genişletebilir.

Açıklama bizi insan hayal gücünün sıradan öngörülebilirliğine geri döndürür. Çalışmalarda, insanlar serbest çağrışımda bulunduğunda, çok bağımsız olamazlar. Örneğin, eğer sizden mavi kelimesi hakkında serbest çağrışımda bulunmanızı istesem, ihtimaller ilk cevabınızın “gökyüzü” olacağıdır. Sonraki cevabınız muhtemelen “okyanus” olacaktır ve  bunu “yeşil” izleyecek ve, eğer kendinizi yaratıcı hissediyorsanız, “kot pantolon” gibi bir isim olacaktır. Bunun sebebi basittir: Bizim çağrışımlarımız dil tarafından biçimlendirilir ve dil klişelerle doludur.

Bu klişelerden nasıl kurtulacağız? UC-Berkeley’de bir psikiyatri uzmanı olan Charlan Nemeth basit bir tespitte bulunmuştur. Deneyi şu şekilde geçmiştir: Bir laboratuar asistanı, bir çok renkli slaytın gösterildiği bir grup denek arasına gizlice oturmuştur. Deneklerden her bir rengi tanımlamaları istenmiştir. Çoğu slayt aşikardır ve grup can sıkıcı bir rutine hızlı bir şekilde adapte olmuştur.  Fakat Nemeth laboratuar asistanından ara sıra yanlış cevabı sesli bir şekilde söylemesini istemiştir böylece  kırmızı bir slayt bir “sarı” yanıtını tetikleyecektir ya da mavi bir slayt bir “yeşil” cevabına neden olacaktır. Birkaç dakika sonra, gruptan aynı renkler hakkında serbest çağrışımlarda bulunması istenmiştir. Sonuçlar etkileyici olmuştur: “Anlaşmazlık durumundaki” grup – bunlar yanlış tanımlamalara maruz kalan kişilerdir – daha orijinal çağrışımlarda bulunmuştur. “Mavinin” onlara “gökyüzünü” hatırlattığını ya da “yeşilin” “çimi” düşündürttüğünü söylemek yerine, çağrışımların belirmesini genişletebilmişlerdir. Böylece “mavi”, “Miles Davis” ve “şirinler” ve “çörek” düşüncesini tetikleyebilmiştir. Aşikar cevap onların tek cevabı olmaktan çıkmıştır. Yakın zamanda,  Nemeth, benzer bir stratejinin de, Bay Area’daki trafiği iyileştirme yolları hakkındaki serbest çağrışımlar gibi çeşitli yaratıcı görevler konusunda geliştirilmiş bir problem çözümüne yol açabileceğini bulmuştur.

Bu gibi bir “düşünce ayrılığının” gücü gerçekten sürprizin gücüyle ilgilidir. Birisinin yanlış bir cevabı sesli bir şekilde söylediğini duyduktan sonra -bu maviye “yeşil” dendiğini duymanın şokudur – rengin anlamını tekrar düşünmeye başlarız. Bu, bizi problemi yeni bir perspektiften düşünmeye yönlendiren yabancı yanıtı anlamaya çalışırız. Ve böylece basit çağrışımlarımız –mavi ve gökyüzünün kolay çağrışımı – geride kalır. Hayal gücümüz beklemediğimiz bir çağrışım tarafından genişletilir.

İşte bu yüzden hepimiz Twitter’da yabancıları takip etmeliyiz. Biz doğal olarak manikürlü yaşamlar sürdürürüz. Böylece favori bloglarımızın ve yazarlarımızın ve arkadaşlarımızın hepsi görünüş ve düşünce ve konuşma açısından bize benzerler. (Bu hafta sonu cappuccino içmek için sırada beklerken, kendi yüzüme yumruk atmaya hazırdım çünkü fark ettim ki sıradaki herkes tamamen aynı üniformayı giyiyordu; ustaca eskitilmiş kot pantolonlar, garip baskılı tişörtler, flanel gömlekler, dağınık saçlar, vb.  Ve hepimiz aynı ıvır zıvıra bakıyorduk ve muhtemelen aynı berbat web sitesini okuyorduk. Başka bir deyişle, kendine has benzerlik duruşumuz büyük bir maskaralıktı. Kendinden nefret etme uyarısı!) Bu strateji hayatı biraz daha huzurlu yapabilirken – yabancılar bu gibi garip şeyler söyleyebilir- aynı zamanda serbest çağrışım klişelerimizin pekiştiği anlamına gelir. Daha da kısıtlı şekillerde düşünmeye başlarız.

Bu yüzden, Twitter’da umulmadık bir kişiyi takip etmek, daha açık bir fikir doğrultusunda küçük bir adım olabilir. Çünkü aynı şeye herkes aynı şekilde tepki vermez. Bazen bunun bize hatırlatılması için gereken şey bir deneydeki müttefiktir. Bazen ise gereken tek şey bizi Tanrı, Detroit ve Kardashian ailesi hakkında yeni bir düşünce şekline maruz bırakan İnternet’teki bir yabancıdır.