TV’nin yarını – Bölüm 3: Peoplemeter’dan ötesi

Erken emekli olmayı planlamıyorsak, peoplemeter'lardan ötesini de konuşmaya başlamak yerinde olacak.
01.12.2014 - 14:39
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

En popüler olan hafta içindeki Ally McBeal mıydı, yoksa Pazar akşamlarının Buffy ve Angel’ı mı? Altyazılı seyredince NewYorker hissetmek miydi cazip olan ? Yoksa ‘orijinaliyle kulağım doluyor’ tesellisi mi?

Sebebi ne olursa olsun, tematik kanalların doğuşu ve yükselişi ülkemizde televizyon endüstrisini değiştiren temel taşlardan biriydi. Tıpkı TRT’nin ilk renkli yayınları ve ilk özel televizyonumuz Magic Box gibi.

TV'nin yarını - Bölüm 3: Peoplemeter'dan ötesi

Görsel: hd@bobiler

Değişim bugün de tüm hızıyla devam ediyor. Günümüzün önemli sorusu: Buradan nereye koşuyoruz? İnsanlar yayınları kaydedip mi seyredecek? Web’de streaming mi tüketecek? Kedi videoları Kurtlar Vadisi’nin yerini mi alacak? Salondaki ekran yerine cep telefonlarının ekranlarına mı bakacağız?

Görünen o ki, gelişmiş her pazarda olduğu gibi, “kaliteli içeriğin web üzerinde streaming” tüketildiği bir dünyaya doğru koşmaya devam edeceğiz.

Bildiğimiz televizyon (Lineer TV) kan kaybetmeyecek. Hatta web üzerindeki bu ek içerik tüketimiyle birlikte toplam televizyon dakikamız artışa geçecek.

Özellikle televizyon odaklı reklamverenler son dönemde bu konudaki iştahını masanın üzerine koymaya başladı.

İlk olma adına atağa kalkanlar, biraz da plansızlıktan olsa gerek, duvara da ilk vuranlar oldular. “Brand Security”i hesaba katmamışlardı. Yani reklamları bir cinayet haberinin, bir savaş sahnesinin veya aklınıza gelebilecek her türlü deli dolu içeriğin önünde çıkabilirdi. Çıktı da. Kreatif ekosistem henüz hazır değildi. Bir markamız 4 dakikalık bir röportajı preroll olarak yayınlama gayreti ile tarihte altın bir sayfa açarken, sektörün bir kısmı da TV GRP’lerini online GRP’lerle toplamaya (!) çalışıyordu.

Arada böyle acemilikler olsa da, dijital planlama dahilinde değerlendirilen bilinçli online video inisiyatifleri, geleceğin televizyon planlamasının da çekirdeğini oluşturuyordu.

TV planlaması kökten değişecek

Özellikle ulusal televizyon kanallarının online video platformlarına ilgisi malum. Yüksek kaliteli içerik sahibi kanallar, şimdi de web bazlı erişimi yakalamayı amaçlıyor. Fox. com.tr ve KanalD’nin ‘netd’si gibi başarılı örnekler yoğun trafik çekmeye başladı bile. Önümüzdeki dönemde hemen her ana oyuncu bu alana yatırım yapmaya ve insanlar da bu platformlara daha da sık gelmeye devam edecek.

Yılda 3 milyonun üzerinde Akıllı TV satılan, internet penetrasyonu yüzde 45’in üzerine çıkmış ve süratle “fiberlenen” bir ülkede bir sonraki denklemi kurmak zor değil.

Akıllı TV üzerindeki uygulamalarla içerik kumandanın ucuna yerleşecek. Bilgisayar önünde iki büklüm seyretmektense, duvardaki ana ekranlar daha fazla tercih edilecek.

TV'nin yarını - Bölüm 3: Peoplemeter'dan ötesi

Bildiğimiz klasik televizyon yayınını (Lineer TV) da web üzerinden almaya başladığımızda planlama hayatımız da değişmeye başlayacak.

Programatik TV planlaması hızla hayatımıza girecek. Ulusal kanallarda da tıpkı programatik web planlamasındaki gibi “20+ ABC1” yerine “daha keskin ve dinamik hedef kitlelerden” bahsedeceğiz. Özellikle raporlanmayan kanallarda “carpet bombing” olarak da adlandırılan “günde 15 spot girelim” pratiği yerini nokta atışı planlara bırakacak. TV envanterinin pazarlanması ve planlaması kökten değişecek. Toplam video envanterinden bahsetmeye başlayacağız.

“Çok uzak bunlar bize. Emekli olurum o vakte kadar” diyenler için kısa bir not: Buna hazırlanmak için en fazla 5-6 senemiz var.

2019’da 4G’li, milyonlarca fiber abonesi olan ve hemen her hanede internete bağlı TV’ler bulunan bir ülkede bu dönüşüm kaçınılmaz.

Erken emekli olmayı planlamıyorsak, peoplemeter’lardan ötesini de konuşmaya başlamak yerinde olacak.