Türkiye’nin zor yılı: 2009

Deloitte Türkiye'nin 2008'i değerlendirdiği ve yeni yılla ilgili tahminlerde bulunduğu...

20.01.2009 - 12:51 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Deloitte Türkiye’nin 2008’i değerlendirdiği ve yeni yılla ilgili tahminlerde bulunduğu “Ekonomik Görünüm 2008 – Aralık” raporuna göre 2009 zor bir yıl olacak ve Türkiye’nin ciddi finansman ihtiyacı doğacak. Rapora göre Türkiye’nin krizi atlatması 4 unsura bağlı: “güven ortamının tekrar sağlanması”; “sağlıklı dış finansman yapısının oluşturulması”; “mali disiplinin korunması” ve “kapsamlı yapısal reformların uygulanması”.

Deloitte Türkiye, “Ekonomik Görünüm 2008 – Aralık” raporunu yayımladı. “Sular Çekilince…” üst başlığını taşıyan rapor 2008 yılındaki ekonomik gelişmeleri değerlendirirken, 2009 yılına ilişkin de tahminlerde bulunuyor. Deloitte Türkiye Ekonomi Danışmanı Dr. Murat Üçer tarafından hazırlanan raporda, Türkiye ekonomisinde geçen yılın son çeyreğinden itibaren büyümenin eksiye dönmesinin beklendiğine ve bu durumun en az 2009 yılının son çeyreğine kadar devam edeceğine dikkat çekiliyor.

Raporda 2009 sonunda cari açığın 20 milyar dolar düzeyine inmesinin beklendiği, ancak özel sektörün 40 milyar dolar civarındaki uzun / orta vadeli borç ödemesi ve 50 milyar doları aşan kısa vadeli borcu açısından bakıldığında finansman ihtiyacının ciddi boyutlara ulaşacağı kaydediliyor.

Krizden tekrar büyümeye geçişin 4 adımı

Yapılan analizde Türkiye’nin tekrar büyümeye başlaması için şart olan 4 temel adım sıralanıyor. Türkiye IMF ile anlaşma yapsa bile 2009 zor bir yıl olacak. Ancak bu yılın atlatılabilmesi için IMF anlaşması şart görünüyor. Böyle bir adım en önemli ihtiyaç olan güven ve istikrar ortamının tekrar sağlanmasına katkıda bulunacak. Bu konuda hükümete ve siyasilere önemli rol düşüyor.

İkinci önemli adım daralan likidite koşullarını dikkate alan ve IMF anlaşmasından yararlanacak bir dış finansman yapısını oluşturmak. Mali ve para disiplininin korunması, gerçekçi olmayan büyüme hedefleriyle bozulmaması üçüncü adımı oluşturuyor. Dördüncü adım ise Türkiye’nin ekonomik kırılganlığını azaltan temel yapısal reformların hızlı bir şekilde uygulanması.

“Dış finansman yumuşak karnımız, doğru adımları atmalıyız”

Türkiye ekonomisinin yeni yılda zorlu bir dönemece girdiğini belirten Deloitte Türkiye Yönetici Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Gürer sözlerine şöyle devam etti:

“Eylül raporumuzdan bu yana piyasalarda son derece belirsiz bir dönem yaşandı. Geçen yılın son çeyreğinden itibaren büyümenin eksiye dönmesi bekleniyor. 2009 dünya için olduğu gibi, Türkiye için de zor bir yıl olacak. Türkiye’nin tekrar büyüme sürecine girebilmesi için doğru politikaların uygulanması gerekiyor. Özellikle dış finansman Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olmaya devam ediyor. Doğru adımları attığımız takdirde, Türkiye olarak bu küresel krizi mümkün olan en az hasarla atlatıp yolumuza devam edebileceğimizi düşünüyoruz. Deloitte Türkiye, uluslararası bilgi birikimini, dünya ve Türkiye ekonomisi analizlerini düzenli olarak kuruluşlarımıza sunmaya devam edecek. Bu değerlendirmelerin firmalarımız için yararlı olduğuna inanıyoruz.”

Finansman açığı ekonomiyi sıkıştırmaya devam edecek

Raporda yer alan verilere göre hem borç servisinin vadesi hem de borç çevirebilme oranları düşünüldüğünde, kamu kesimi dış borç geri ödenebilirliği şu an için özellikle zor bir tablo çizmiyor. Önümüzdeki yıl kamu kesiminin 10 milyar dolarlık bir dış borç servisi yapması öngörülürken, özel sektör dış borçlanması ise kamu kesimi kadar rahat olmayacak.

2009 yılında yaklaşık 20 milyar dolara inmesi beklenen cari açığın yanında, 10 milyarı kamuya, 40 milyarı ise özel sektöre ait olmak üzere 50 milyar dolarlık borç servisi bulunuyor. Dolayısıyla Türkiye’nin önümüzdeki yıl 70 milyar dolar civarı bir finansman kaynağı yaratması gerekiyor. Bu kaynakların yaratılmasında IMF ile yapılacak anlaşma önemli rol oynayacak. Tüm dünyada daralan likidite koşullarını göz önünde bulundurmak ve yabancı sermaye girişinde gerçekçi olmayan beklentilerden uzak durmak önem taşıyor.

TL’nin değer kaybı ve enflasyonun direnci 2009’da da sürecek

2008’de dolara karşı %30,1 değer kaybeden YTL’nin, döviz kuru sepeti karşısındaki değer kaybı da %26,6 oldu. TL’nin, 2009’u da hafif de olsa bir değer kaybıyla kapatması bekleniyor.

Enflasyon oranı 2009’da bir miktar düşecek. Ancak döviz kuru geçişkenliğinin yüksek olması, gıda ve enerji fiyatlarında yaşanan düşüşün tüketici fiyatlarına yeterince yansımaması, servis enflasyonunun yeteri kadar yumuşamaması gibi nedenlerle enflasyon oranının %8 – 8,5 seviyesinin altına inmemekte direneceği tahmin ediliyor.

Türkiye’nin büyümesi küresel likidite koşullarına bağlı

“Ekonomik Görünüm 2008 – Aralık” raporunda, Türkiye’de büyüme dinamiğinin, ağırlıklı olarak dünya ekonomisinin gidişatına ve dolayısıyla global likidite koşullarına bağlı olduğu ifade ediliyor. Türkiye ekonomisinin 2007 yılında %4,6 civarında olan büyüme hızının, 2008 yılında %1,5-2 civarına kadar düşebileceği tahmin ediliyor. 2009’da ise küçülme beklentileri var. Bu yıl Türkiye’nin finansman ihtiyacının karşılanmasında IMF anlaşmasının büyük rolü olacak.

IMF, Kasım 2008’de gelişmiş ülkeler için yaptığı 2009 büyüme tahminini %-0.3’e çekmiş, büyümenin globalde durgunluk anlamına gelen %3’ün altında, %2,2 düzeyinde gerçekleşebileceğini duyurmuştu. IMF’ye göre gelişmekte olan piyasalar ise Asya ekonomileri sayesinde %5 civarında büyüme eğilimini koruyabilir. Ancak, IMF’nin Ocak 2009’da açıklanması beklenen yeni revize tahminlerinde bu büyüme rakamının daha aşağıya çekilme olasılığı yüksek.