Türkiye’nin ‘dış’ algısı

Uluslararası basında Türkiye’ye dair yorum ve algılar.

16.10.2015 - 18:08 | MediaCat

Gazete, basın, medya
8
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Türkiye’nin son bir hafta içerisinde yaşadığı toplumsal trajediler, ulusal basın kadar uluslararası basında da konuşuldu. Ülkemizin yaşadığı güncel toplumsal olaylar ve felaketler, dünyanın en önemli medya organlarında nasıl algılanıyor dersiniz? MediaCat ekibinden Alev Kaynak ve Ozan Mert, küçük bir seçki derledi.

Economist

“Türkiye neden kan banyosunu göze alıyor?”

The Economist Ankara’daki katliamı anlattıktan sonra katliamın 20 Temmuz tarihli Suruç katliamına benzerliğine dikkat çekiyor ve okuyucusuna bu iki saldırı arasındaki gerilim ve şiddet döneminin bir resmini sunuyor.

“Girdap hızlı ve şaşırtıcı bir şekilde büyüdü” diyor The Economist. “Türkiye’de geçtiğimiz yıla kadar komşusu Suriye’deki iç savaşın yarattığı gerilime rağmen istikrar ve barış vardı. Bu istikrar 7 Haziran’daki genel seçimlerde, 2002’den beri Türkiye siyasetine egemen olan AK Parti’nin meclis çoğunluğunu kaybetmesi ve HDP’nin ülkenin güneydoğusundaki milletvekilliklerini almasıyla çözülmeye başladı.”

Ankara katliamından sonra suçlamalara siyasetin yön verdiğini kaydeden dergi siyasilerin açıklamalarına yer verdikten sonra, ilan edilen ulusal yasın daha istikrarlı ülkelerde olsa toplumsal kesimler arasında uzlaşmaya vesile olacakken Türkiye’de hiddet ve şiddetin gittikçe tırmanacak gibi durduğunu yazıyor.

Financial Times

“Çok da uzun olmayan bir süre önce AB’ye girmeye odaklanmış ülkeye Orta Doğu’nun girdabına kapılıyor.”

Financial Times gazetesi için Daniel Dombey tarafından kaleme alınan 12 Ekim tarihli bir yazı Türkiye siyasetinin gitgide Orta Doğu’ya benzediğini anlatıyor.

Ankara’daki saldırının 2013’teki Reyhanlı saldırısına kadar uzanan tarihini anlatan, Türkiye’nin PKK ile son dönemdeki mücadelesini ve siyasi iktidarın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Haziran’dan sonraki tavrını değerlendiren Dombey yazısını şu cümlelerle tamamlıyor:

“Son dönemdeki kamuoyu araştırmaları Türkiye’nin Kasım’daki seçimlerden sonra yine bir koalisyona doğru gitmekte olabileceğine işaret ediyor. Ankara’daki bombalı saldırıların işaret ettiği ise Türkiye’deki siyasetin ne kadar vahşi, öngörülemez ve dengesiz bir hale geldiği.”

New York Times

“Ölümcül saldırı bile kutuplaşmış Türkiye’yi birleştiremedi.”

The New York Times’da yer alan ve Türkiye’deki siyasi atmosferin tarifini yapan Tim Arango imzalı yazı Türkiye’nin içinden geçtiği dönemin hakikatini basit bir tespitle ortaya koyuyor: “Şu günlerde hiçbir şey, ortak keder ve zafer anlarında bile Türkleri bir araya getirmek için yeterli gözükmüyor.” Ne Ankara katliamının yası ne de Aziz Sancar’ın kazandığı Nobel ödülünün sevinci.

Ankara katliamı ve sonrasındaki gelişmeleri aktardıktan sonra Türkiye’deki kamusal alanın son yıllarda nasıl eridiğini ve siyaset kurumunun buna katkısını anlatan Arango Türkiye’de derinleşen toplumsal fay hatlarının ülkeyi en doğal anlarda bile toplumsal bir birliktelik üretemeyecek hale getirdiğini belirtiyor.

USA Today

“Parçalanan Orta Doğu’da çatlayan bir sonraki ülke Türkiye mi olacak?”

“Sırada Türkiye mi var?” USA Today’den David A. Andelman’ın sorusu böyle.

Andelman, olaylara teröre karşı savaş perspektifinden bakan yazısında, Türkiye’nin Orta Doğu ve Kürt politikaları ve iç siyasetinin IŞİD’e yeni bir büyüme alanı yarattığını savunuyor.

Türkiye’nin ‘dış’ algısı

Atlantic

“Türkiye’nin kendi kendisiyle 10 taraflı savaşı”

The Atlantic, Dış İlişkiler Konseyi (CFR) üyesi ve Orta Doğu ve Türkiye politikaları uzmanı Steven A. Cook’un Ankara katliamı sonrasında kaleme aldığı bir yazıya verdi.

Türk-Kürt milliyetçilikleri arasındaki ayrışmanın bugün siyasi organizasyonlar ve diğer başka kimlikler arasındaki çatışmaların oyun alanı haline geldiğini savunan Cook, Türkiye’de toplumun bugün karşılıklı olarak birbirine güvensiz kamplardan meydana geldiğini belirtiyor. Yazar, siyasal iktidarın hesap vermeye mecbur olduğu bir düzenin kurulmasının ulusal birlikteliği çabuklaştıracağını ama bunun için gerekli koşulların mevcut olmadığını düşünüyor. “Türk siyasetçiler açısından tüm siyasi teşvikler tam ters yönde, onları 100’den fazla insanın ölümünü kullanarak rakiplerinin meşruiyetini sarsmaya ve oy kazanmaya çalışmaya itiyor. Bu durum onları dünyanın başka yerlerindeki siyasetçilerden daha ödlek yapmıyor; ama Türkiye’nin Kürt milliyetçiliği ile çarpışması ve bu çarpışmayla ilişkilenmiş sayısız diğer siyasi mücadele bağlamında ortaya çıkacak sonuç daha fazla kan.”

Independent

“Gösteri hakkı ve ifade özgürlüğü demokrasinin temel direkleridir.”

Independent gazetesi ise İngiliz siyasetçilerin konuya dair paylaşımlarına yer veriyor.

“PKK, Cumartesi günü gerçekleşen saldırıyı takiben, militanlarına ve destekçilerine Türkiye’deki gerilla aktivitelerine son vermelerini ve yalnızca doğrudan saldırı altında kaldıklarında taarruza geçmelerini bildirdi. Fırat Haber Ajansı’ndan aktarılan bilgilere göre, PKK örgütünün başı bu kararın Türkiye içinden ve dışından gelen çağrılar sonucunda alındığını ve militanların 1 Kasım günü yapılacak seçimlerin adil ve şeffaf koşullarda geçmesine engel olacak eylemlerden kaçınacaklarını bildirdi. Yeniden başlayan çatışmalar, ülkenin şiddetin yoğun olarak yaşandığı bölgelerinde yapılacak seçimlerin adil ve şeffaf olup olamayacağına dair sorular uyandırsa da, hükümet geri adım atmayacağını belirtti. İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, yardım çalışmaları devam ettikçe İngiltere’nin Türk halkının yanında olacağını belirtti. Kişisel Twitter hesabından yaptığı açıklamada ‘Ankara’da gerçekleşen barbarca saldırılar beni dehşete düşürdü ama tüm iyi dileklerim sevdikleri yaralanan ve hayatını kaybeden insanlarla’ dedi. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland ise ‘Barış içinde miting yapmak isteyenlere yönelmiş zalimce ve barbarca bir saldırı bu. Gösteri hakkı ve ifade özgürlüğü demokrasinin temel direkleridir’ şeklinde konuştu.”

Telegraph

“Ülkenin modern tarihindeki en beter terör eylemi”

İngiliz Telegraph, Ankara’dda gerçekleşen saldırıları; komşu ülkedeki savaşa dahil olmanın, Asad rejiminin devrilmesine ve silahlı muhalif grupların sınırdan içeri girmesine seyirci kalmanın evde yarattığı yan etkiler olarak tanımladı. Gazetenin köşe yazarlarından Bilkent Üniversitesi ziyaretçi profesörü Mark Almond ise “Türkiye, yeni Pakistan mı oluyor?” sorusunu ortaya attı.

“Türkiye, yeni bir Pakistan mı oluyor? Sadece bir sene öncesinde, hemen sınırımızdaki, Avrupa Birliği’ne katılmaya aday, Nato müttefikimiz Türkiye’yi, yoksul, siyaseten istikrarsız ve terörün beşiği haline gelmiş Pakistan’la karşılaştırmak anlamsız olacaktı. 2000 yılından bu yana, Türkiye Müslüman çoğunluğu olan ülkeler için demokrasinin ve ekonomik başarının göstergesi olan bir nevi poster kahramanı niteliğindeydi. Pakistan, 1979 yılından bu yana Afganistan’ın daimi krizinin gölgesinde kalırken, Erdoğan liderliğindeki Türkiye 2002 yılından beri gelişmeye devam ediyordu.

Erdoğan’ın Türkiye siyasetine ve Ortadoğu’ya hakim olma hedefi suya düştü. Türkiye, Osmanlı rolünü oynayacak kaynaklardan yoksun. Dahası, çok az Arap ve Türk bunun gerçekleştiğini görmek istiyor.

İçerdeki kutuplaşmaları yoğunlaştırmak, bunu yaparken de komşu ülkenin iç savaşına el atmak, Pakistan’ın yaşadığı problemleri Avrupa kapısında yaratmak için birebir. Bu hem Türkler için hem de bizim için bir felaket demek.”

El Pais

“Türkler kendi kaderlerine terk edilmemeli”

İspanyol gazete, Türklerin terörle savaşının herkesi alarma geçirmesi gerektiği fikrindeydi.

“Ülke tarihinin en kanlısı olarak kayda geçen Ankara’daki vahşet, Türkiye’nin istikrarını korumak üzere müthiş bir önem düzeyiyle herkesi alarma geçirmeli. Türkler, terörizme karşı verdikleri mücadelede kendi kaderlerine terk edilmedikleri mesajını almalı.”