Türkiye’den Hulu çıkar mı? (İki yıl sonra yeniden)

Tematik kanal izleyicisi süratle online TV ve VOD (video on demand) platformlarına göç ediyor. Yıllar önce pazar akşamı altyazılı dizi kovalayanlar artık Netflix/Puhu/Blu veya ulusal kanalların web sitelerindeler.
01.05.2017 - 11:17
39
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Tam iki yıl önce yine bu köşeden sorduğumuz bir soru. Dönüp bakıyorum da, bir medyum edasıyla kaleme alınmış iyi niyetli bir yazı olmuş.

2015’ten bu yana atılan adımlar göz alıcı. Desteklendiği sürece de TV’nin geleceği ve transformasyonun gerçekleşmesi adına umut veriyor.

  • Teknoloji: Kritik nokta burasıydı. Aynı anda onbinlerce/yüzbinlerce izleyicinin diziyi online tüketmek istediği anlarda çökmeler yaşanmadı. Şimdi ikinci perde başlıyor. Adil Kullanım Kotası’nın (AKK) hayatımızdan çıkması süreciyle “video oburu kitleler” server’lara daha çok yüklenecek. Hem teknoloji hem de maliyetleri zorlayacak bu gelişme yayıncıların önemli gündemi olacak.
  • Ölçek: “Sürdürülebilirlik” en önemli kriter. Bu da sağlıklı finansal yapılar anlamına geliyor. Doğan ve Doğuş Grubu’nun ardından diğer grupların da bu suya girmesi gerekiyor. İşin doğası gereği önce bütün alternatifler oyuna katılmalı. Kullanım artmalı. Belirli bir yatırım döneminin ardından konsolidasyon dönemine girilmesi beklenebilir. Türkiye TV pazarı olarak ABD değil. Reklam gelirleri sığ. Kitleler aylık ödemelere meyilli değil. Kısa heyecanların, uzun soluklu başarılara ulaşması iyi bir planlama gerektiriyor. “Birlikten kuvvet doğabilir.”
  • Hedef kitle: Tam da tahmin ettiğimiz gibi “Gençler ve Şehirli Yetişkinler” gemiye ilk binenler oldu. Zaman içinde diğer kitlelere yayılması beklenebilir. Akıllı TV uygulamalarının yaygınlaşması ve kullanımının artması kitleselleşmeyi tetikleyecektir. Bireysel tüketimden çok, akşam ailece tüketimler için bu uygulamalar kilit rol oynayacak.
  • İçerik: 1) TV yayınından hemen sonra programların havuza alınması şart 2) Exclusive dizi prodüksiyonu ideal gözükse de, sürdürülebilirliği yatırım gerektiriyor. İçerikte zenginleşme şart. Hedef kitle bazlı dizilerin devreye girmesi gerekecek. (Polisiye, Sit-Com, Komedi ve benzeri) 3) “Binge” açlığını sadece yeni içerikle doyurabilmeniz mümkün değil. Bu yüzden eski dizi/film stoğunun (Back Catalogue) genişlemesi gerekiyor.
  • Kullanıcı deneyimi: Kişiselleştirme ve tavsiye motorları kritik rol oynayacak. Burada sorumluluğu sadece teknolojiye yüklemek anlamlı değil. Kullanım arttıkça, deneyim de gelişecektir.
  • Ortaklıklar: Stratejik ortaklıklar kısmında özellikle Puhu TV ilk adımda yanına markaları çekmekte başarılı oldu. İkinci fazda TV odaklı FMCG markalarının bu platformlara daha sıcak bakması beklenebilir. Blu TV gibi abonelikli modeller FMCG markalarına ticari pazarlama alanında ilginç alternatifler sağlayabilir.
  • Big Data: 2015’teki cümleler halen geçerli: “İnsanlar ne zaman, nerede ne seyrediyor?” – Platformun sektöre en büyük getirisi bu olacak. Dinamik veriden çıkacak yeni bakış açılarıyla ulusal kanal prototipleri yeniden şekillenecek.

Ya sonra?

Peki, önümüzdeki günlerde neler olabilir?

Medyadaki değişimi genelde yanlış yorumluyoruz. Hep yeni gelenin eskisini göndereceğini düşündük. Oysa değişim, bir süre beraber yaşamalarını gerektiriyor.

Televizyonumuz evriliyor ve çeşitleniyor.

Tematik kanal izleyicisi süratle online TV ve VOD (video on demand) platformlarına göç ediyor. Yıllar önce pazar akşamı altyazılı dizi kovalayanlar artık Netflix/Puhu/Blu veya ulusal kanalların web sitelerindeler.

Öte yandan, hemen her eve yayılan 4K UHD panelli televizyonlarda içerik konusunda bir açlık var. Bu açlığı bugünkü internet altyapısı ile beslemek kısa vadede mümkün değil. 4.5G’li telefonlarımız bunu seve seve gerçekleştirse bile, data kotalarımız yeterli olmayacak.

Bu yüzden Digiturk, DSmart gibi platformların önümüzdeki dönemde güçlü bir kontra atakla gelmeleri şaşırtıcı olmaz.

Özellikle “kalite” avcısı BB ve X jenerasyonları (1945-1980 doğumlular) salondaki büyük ekranlarında pırıltılı görüntüler sağlayacak platformlara para ödemek isteyecektir. UHD Spor, film ve hatta dizi içerikleri ibreyi bir anda uydu platformlarına çevirebilir.

Lig maçları, Formula1, Premier League gibi spor içeriklerinin yanında halihazırdaki UHD film arşivi ve son dönem dizileri cazip bir paket yaratabilir.

Game of Thrones’un yeni sezonunu ABD ile aynı anda UHD kalitesinde izlemeyi kim istemez?

Dünyaca ünlü Sky platformunun İngiltere’de yaptığı tam da bu. Hatta eski dizilerin UHD’ye aktarılması üzerine çalışmalar yapılıyor.

Digiturk ve DSmart’ın önündeki en büyük engel hantal kutu/çanak/servis sistemi. Hemen her evdeki Türksat çanağı üzerinden gelebilecek pratik bir çözüm bir anda bu oyuncuları kitlesel erişime taşıyabilir.

Özetle, TV dünyamız zenginleşiyor. Değişimin tek cevabı yok.

Bildiğimiz tek şey var – daha da çok TV seyredeceğiz.