Türkiye Çin’i küreselleşmede geçti

DHL’nin yayınladığı Dünya Küreselleşme Endeksi Raporu (GCI – Global Connectedness Index) 125 tane ülkeyi küreselleşme seviyesini ithalat, ihracat, yatırım, bilgi ve insan kaynağı transferi kriterlerine göre inceledi.

25.06.2012 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

DHL, 125 ülkenin global ekonomiye entegrasyonunu incelediği Dünya Küreselleşme Endeksi Raporu’nda (GCI-Global Connectedness Index), ülkelerin ithalat, ihracat, yatırım, bilgi ve insan kaynağı transferi kriterleri kapsamında dünya ile ilişkilerini ve global ekonomiye entegrasyonunu ortaya koydu. Endekste ilk 10 ülke şöyle sıralanıyor: Hollanda, Singapur, İrlanda, İsviçre, Lüksemburg, Birleşik Krallık, İsveç, Hong Kong (Çin) ve Malta.

Rapor, dünya gayrısafi milli hasılasının yüzde 98’i, nüfusunun yüzde 92’sinin kaynağı olan 125 ülkenin incelendiği rapor Türkiye ile de ilgili dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor.

Endekse göre Türkiye, 125 ülke arasında genel sıralamada 2005 yılında 63. sıradayken 2010’da 51. sıraya yükseliyor. 12 sıra yükselen Türkiye’yi 2010 yılında takip eden ülkeler arasında Çin, Brezilya, Yunanistan ve Romanya gibi ülkeler bulunurken; Güney Afrika, Hindistan, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler Türkiye’den daha üst sıralarda kendine yer buluyor. Bilgi transferi kriterine göre Türkiye 125 ülke arasında 15. sırada bulunuyor. Ülkemiz ayrıca ticaret kriterine göre de 2005 yılında 65. sırada iken, 2010 yılında 57. sıraya yükselirken yatırım kriterine göre 50. sıradan 43. sıraya yükseliyor.

DHL Dünya Küreselleşme Endeksi Raporu’ndan önemli bulgular ise şöyle sıralanıyor:

1.    Dünyamızın küreselleşme seviyesini ortaya koyan endekse göre küreselleşme sanıldığı kadar ileri seviyede değil.
2.    Küreselleşme arttıkça ülkelerin gayrisafi yurtiçi hasılası da artıyor. Küreselleşme oranı ile insani gelişmişlik arasındaki artış ise paralel seyrediyor.
3.    Araştırma, ekonomik entegrasyonun devamı halinde ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarında yüzde 5 veya daha yüksek oranda artış olabileceğini ortaya koyuyor.
4.    Dış borç krizlerinin damgasını vurduğu bir ortamda daha fazla küreselleşme belki de krizden çıkmak için gerekli olan çıkış kapısını sunuyor.
5.    Dünya aslında düz değil. Yapısal ve siyasal faktörler küreselleşmeyi etkiliyor. Hem küreselleşme hem sürdürülebilirlik açısından doğru kamu politikaların belirlenmesi önem taşıyor. Ülkeler arası alışverişi doğrudan teşvik eden kamu politikaları izleyen ve aynı zamanda yerel iş ortamını geliştiren ülkeler küresel bağlarını geliştirebiliyor.
6.    Dünyanın en “bağlantılı” bölgesi AB’nin sağladığı “dört özgürlük” alanı (mal, hizmet, para ve bireylerin serbest dolaşımı) sayesinde Avrupa.
7.    Araştırma, küresel bağların artmasından ve derinleşmesinden tüm ülkelerin yarar sağlayacağını ortaya koyuyor. Küreselleşmede lider ülkeler arasında dünyanın en büyük ekonomilerinden nispeten daha küçük ülkelere kadar altı kıtada her ölçekten devlet yer alıyor.
8.    Küreselleşme yalnızca büyüme ve maliyetlerin düşmesi açısından değil, bilginin yayılımı, mevcut ürün çeşitlerinin artarak rekabetin yoğunlaşması ve pazar performansının yükselmesi gibi yararlar da sunuyor.
9.    2008-2009 yıllarında yaşanan ekonomik kriz küresel bağları zayıflattı. Bu, ülkeler arasındaki bağların ne kadar zayıf olduğunu ve doğru politikalarla desteklenmeye ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.
10.    Pozitif trend devam ediyor. Yaşanan kriz bir miktar etkili olsa da küreselleşme ve bağlantıların gelişimini durdurmadı ya da düşüş eğilimine girmesine neden olmadı.