Türk dizileri melek mi, şeytan mı?

Televizyon yayınlarında rahatsız olunan içerikler bilgisinde ilginç sonuçlar var.

18.06.2012 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 18’inci kuruluş yıldönümü için düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yürüttüğü bir araştırmadan veriler aktararak, toplumun televizyon programları ve yerli dizilerdeki içerikten rahatsız olduğuna işaret etti. Ancak bu veriler ve yapımların geldiği nokta kafalarda birçok soru işareti oluşturdu. 

Arınç’ın işaret ettiği şey aslında toplum ve medya arasında yaşanan bir çelişkiydi. Çünkü Arınç’ın paylaştığı verilere göre izlenme rekorları kıran yapımların, onları izleyenler tarafından rahatsız edici bulunduğu, aile yapısına zarar verdiği ve Türk aile yapısını yansıtmadığı düşünülüyordu.

MediaCat araştırmaya ulaştı. O verileri paylaşacağız ancak Arınç’ın konuşması; televizyon kanallarına, yapımcı ve senaristlere, reklamverenlere, reklam yapımcılarına ve hatta izleyicilere önemli mesajlar da barındırıyordu.

TELEVİZYON MERKEZDE

Bülent Arınç’ın paylaştığı ve MediaCat’in ulaştığı araştırma, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü antetiyle yayınlanmış ve Türkiye’de Aile Yapısı Araştırması adını taşıyor. Arınç’ın konuşmasında bahsettiği veriler, araştırmanın televizyon altbaşlığında yer alıyor.

18 yaş üstünde, 13 bin 17’si kadın, 10 bin 362’si erkek toplam 23 bin 379 kişiyle birebir görüşülerek yapılan ve Türkiye genelinde 12 bin 56 hane anketi yapılan araştırmaya göre Türk halkının yüzde 91,9’u televizyon izlediğini belirtmiş. Televizyon izleme süresi verilerine baktığımızda Türkiye’nin yüzde 78’inin günde 1 ila 6 saat arasında televizyon izlediği sonucunu görüyoruz. Ayrıca ailelerin yaklaşık yüzde 60’ı için birlikte televizyon seyretmek sık sık yaptıkları bir etkinlik.

Televizyon yayınlarında rahatsız olunan içerikler bilgisinde ilginç sonuçlar var. Türkiye geneli açık ara farkla en çok cinsel içerikli sahnelerden rahatsız olduğunu belirtirken ikinci sırada şiddet yer alıyor. Ancak üst sosyo-ekonomik statüde taraflı haber ve yorumlardan rahatsız olanların oranı şiddetten rahatsız olanların önüne geçiyor.

REFAH ARTTIKÇA RAHATSIZLIK AZALIYOR
Cinsel içerikli sahnelere verilen tepki yüzde 82 oranında ‘rahatsız olurum ve kanal değiştiririm’ yönünde. Bu tepkinin oranlarında kadın ve erkek izleyiciler arasında önekmil bir fark bunumazken sosyo-ekonomik statüde ciddi bir uçurum söz konusu. Alt sınıfta rahatsız olup kanal değiştirenlerin oranı yüzde 86’yken, üst sınıfta bu oran yüzde 70,8.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yapımların sorunlu olduğuna dikkat çekerken o yapımlar topsuz tüfeksiz bölge ülkeleri fethediyor, adeta Türkiye’nin ‘soft power’ı konumuna geliyor. Müslüman nüfusun yaşadığı bu ülkelerde de mi aile yapısı tehlikede yoksa orada da televizyonu reyting denen canavar mı yönetiyor?

Toparlayacak olursak; Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sektörün her kanadından temsilcilerin hazır bulunduğu bir toplantıda toplumun televizyondaki cinsellik ve şiddet içeren sahnelerden rahatsızlık duyduğunu, işlenen temaların gözden geçirilmesi gerektiğini, aksi halde toplumu ciddi sorunların beklediğini salık veriyor.

O izleyiciler bu yapımları izlenme rekortmeni yapıyor.

Bu yapımlar kabına sığmayıp bölge ülkelerde kültürel bir fetih gerçekleştiriyor.

Bu çelişkiler yumağı yanıtlanmayı bekleyen pek çok soru barındırıyor ve MediaCat olarak bu soruların yanıtlarını bilenlerinden öğrenip sayfalarımızda sektörle paylaşacağız.