Türk basın tarihi bu günleri de yazacak…

Türkiye'nin mevcut politik iklimi hemen her alanda 'tolerans' ve 'profesyonellik' kelimelerini unutturdu.
01.07.2013 - 09:01
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Farkında olmayan kaldı mı? Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en çalkantılı günlerini yaşıyor. Türkiye’nin 31 Mayıs itibariyle ortaya çıkan mevcut politik iklimi, sektörümüz de dahil olmak üzere hemen her alanda ‘tolerans’ ve ‘profesyonellik’ kelimelerini unutturdu. Ülkemizin gelecekle ilgili umutlarını dağıttı.

Gezi Parkı aktivistlerine karşı vicdani bir koruma refleksiyle ve kendiliğinden gelişen toplumsal olaylar dizisi, zamanında tedbir alınmadığı için yönetilmesi zor bir sürece dönüştü. Kriz gün geçtikçe büyüdü, ülke çapına yayıldı. Uluslararası medyanın ilgisini çekti. Hatta dünyanın diğer kentlerine yayıldı… Ve ülkeyi yöneten hemen her kademe yöneticide, vatandaşı dinleme, anlama, empati kurma ve çare üretme yerine, olayların altında bir çıban başı bulma, bir komplo arama psikolojisi geliştirdi.

Aynı durum medyanın bir kısmında da ortaya çıktı. Yeni Şafak, Takvim, A Haber ve Yeni Asır gibi yayın organları profesyonel yayıncılığı unuttular; birer propaganda merkezine dönüştüler. En temel insan hakları arayışı olan protestolara tarafsız kalmayı veya tolerans göstermeyi bırakın, birer siyasi linç makinasına dönüştüler.

Türkiye, medyanın aktif ve kirli rol oynadığı bu türden bir linç ve yağma girişimini en son 6-7 Eylül olaylarında yaşamıştı. Bugün hala 6-7 Eylül olayları ülkemiz tarihinin ve ülkemiz basın tarihinin en utanılacak zamanlarından biridir.

31 Mayıs sonrası yukarıda adı geçen yayın organlarının sergilediği tutum da, ülkemiz basını adına en az 6-7 Eylül dönemi yayıncılığı kadar kirli ve utanılacak bir tarihi dönem olacaktır.

Bu öyle bir linç girişimi ve öylesine gözü dönmüş, aklı başından gitmiş bir fanatizm ki… Markaları, reklamverenleri, reklam ajanslarını, dijital ajansları ve en saygın yaratıcıları ve dergimiz MediaCat’i hedef alabiliyor… Ekonomiyi işleten, ekonominin asıl can damarı olan tüm bu unsurları, uluslararası bir komplonun parçası gösterebilecek kadar vicdanını kaybedebiliyor…

MediaCat nedir?

Bu vesileyle MediaCat’in ne olup, ne olmadığını başta yukarıda adları geçen medya kuruluşlarına hatırlatmak istiyorum:

MediaCat, 20 yılı geride bırakan yayın hayatı boyunca reklamcılığın, yaratıcılığın, tasarımın, medya planlamanın, inovasyonun, girişimciliğin adresi oldu. Ama profesyonel yayıncılıkla sosyal olaylara duyarlılığı dengelemeyi en iyi beceren marka olduğu için sektörünün dışında da ilgi çekti, itibar gördü.

MediaCat her zaman tarafsızlığın ve objektif bakış açısının adresi olmayı başardığı için 20 yıl sonra bile sektörümüzün en çok satan, en çok takip edilen, en büyük ve en itibarlı yayın organı olabildi. Bugüne kadar, markalar, ajanslar, medya grupları, çıkar grupları arasında ayrım yapmayan ilkeleri sayesinde MediaCat denince akıllara hemen tarafsızlık ve iyi yayıncılık geliyor.

Ülkemizde örnekleri her yerde görülenin aksine, MediaCat markaları, medya şirketlerini, reklam ajanslarını tehdit etmez, onlar üzerinde şu yada bu yolla baskı kurmaz, şantaj yapmaz. Hak ettiği için, değer yaratma ve yarattığı değeri paydaşlarıyla paylaşabilme becerisine sahip olduğu için MediaCat kendi alanında çok güçlü bir markadır.

MediaCat’in Gezi olaylarında rolü neydi?

Gezi Parkı ile başlayan süreç üzerine, 28 Mayıs- 10 Haziran arasında MediaCat’e sektörden onlarca email, tweet ve afiş geldi. MediaCat ise her zaman yaptığını yaptı; marka DNA’sına uygun davrandı. Gezi Parkı sürecinin başında merkez medyamızın ekseriyetinin yaptığının tersine üç maymunu oynamak yerine, toplumsal ve sosyal olaylara bir kez daha duyarlı davrandı. Gönderilen afişlerin içinden kışkırtıcı olmayan, suç unsuru taşımayan çok küçük bir kısmını web sitesinde yayınladı.

Olan bitenin eksiksiz ve yanlışsız özeti budur.

Yaratıcı sektörü ürkütürseniz, ülkenin geleceğini heba edersiniz.

Reklam sektörü, tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de en özgürlükçü, en asi, en ele avuca sığmaz, en liberal sektördür. Mekanizmalarını iyi bildiği ve çalıştırdığı ekonominin en önemli yardımcısı, yol arkadaşıdır. Bilinmelidir ki, kamusal alanı işgal eden medya kuruluşlarının objektifliği bırakıp fanatizme saplanmalarının faturasını sadece kendileri değil, tüm ekonomi öder. Akıllı ülkeler ve akıllı siyaset, bu tür unsurları ürkütmek bir yana başka ülkelerden transfer edebilmeyi başardığı ölçüde ülke ekonomisinin büyüyeceğini bilir. Bu uyarıyı burada ilgili ilgisiz tüm medya temsilcilerine, tüm idari ve siyasi yöneticilere yapmayı bir ülke borcu kabul ediyorum.

Gezi olaylari ve kıssadan hisse…

Yaptıkları yalan haberlerle, iftiralarla birçok kurumu, ajansı, kişiyi, markayı karalamaya çalışan Yeni Şafak, Yeni Asır, Takvim ve A Haber… Şimdi soruyorum size: Yaptıklarınıza değer miydi? Yaptıklarınıza mevcut iktidarın ve Başbakanın ihtiyacı var mıydı? Kim itibar kaybetti? MediaCat mi? Karaladığınız markalar, kişiler, ajanslar ve kurumlar mı? Yoksa sizler mi?

Cannes’dan kısa kısa…

60. kez düzenlenen Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali, bu yıl 16-22 Haziran 2013 tarihleri arasında gerçekleşti. Sadece yaratıcı endüstrilerin değil dünyanın da en büyük festivali olarak bilinen Cannes Lions’tan kısa notlar aktaralım.

  • 90 ülkeden toplam 12.000 delege festivali izledi. 116 seminer, forum, workshop gerçekleşti. 92 ülkeden 37.765 proje toplam 16 kategoride yarıştı.
  • En fazla katılım, 5613 proje ile Outdoor kategorisine oldu. En az katılım ise Yaratıcı Etki kategorisine oldu; başvuran iş sayısı 120.
  • Festivale en fazla projeyle katılan ülke 6.077 başvuruyla ABD oldu. Ürdün ve Kosova ise yarışmaya birer proje gönderdiler.
  • Geçtiğimiz yıl 560 projeyle yarışan Türkiye bu yıl 414 projeyle yarıştı. Hem dünyadaki yaratıcılıkta hem de Türkiye’ninkinde bir düşüş yaşandığı çok açıktı.
  • 1950’lerde reklamcılığa başlayan George Lois hayatında ilk kez Cannes’a gelmiş. Lois, Genç reklamcılara “Sadece yetenekli olmanız yetmez, işiniz için kavga edecek, reklamınızı savunacak cesaretinizin de olması gerekir” dedi ve büyük iş yaptırmayan müşterileri kovmalarını istedi.
  • Festival boyunca her gün ‘The Cannes Pride Top 100’ isimli bir araştırma yapıldı. Bu araştırmada en etkili 100 lider takip edildi. 12.000 kişinin katıldığı festivalde ‘en etkili dijital liderler’ sıralamasında dördüncü sırada yer aldım.

Cannes Lions 2013 dijital liderleri