Süperleşen market deneyimi

Süpermarketler sokaktaki bakkalı bitirmişti. İnternet karşısında aynı sonu yaşamamak için erken harekete geçtiler.
01.11.2017 - 11:18
68
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Şehir yaşamıyla birlikte hayatımıza giren bu süpermarket ritüeli daha ne kadar sürecek bilemiyorum. Bazılarımızın bunu çok sevdiğini de tahmin edebiliyorum. Ama zamanın bu kadar değerli olduğu günümüzde pek çok insan sorgulamaya ve alternatifler aramaya başladı bile. Buradan başlayarak e-ticaretin ne kadar önemli olduğunu tekrarlayacak değilim. Bu kez işin öbür tarafına, geleneksel perakendecilerin kendilerini nasıl değiştirdiğine bakalım.

Şimdi de şunu hayal edin. Bir süpermarkete giriyorsunuz, şampuan alacaksınız. Bütün mağazayı tek tek aramak ya da görevli bulmaya çalışmak yerine, akıllı telefonunuzdaki uygulama sizi şampuan reyonuna götürüyor. Şampuanı alıp çantanıza koyuyorsunuz ve kasaya uğramadan dışarı çıkıyorsunuz. Çünkü sensörler ürünün satın alındığını algılıyor, yüz tanıma teknolojisi sayesinde kim olduğunuz tespit ediliyor ve ürünün bedeli doğrudan hesabınıza yansıtılıyor.

Bu bahsettiğimiz şeyler öyle çok uzağımızda değil. Pek çok gelişmiş ülkede mağazalar bunu test etmeye başladı bile. Çünkü şu anda rakiplerle mücadele edebilmenin tek yolu bu. Yılların markalarını alaşağı edebilecek bir online mağazanın birkaç saatte aktif hale getirilebildiği günümüzde, kullanıcı deneyimlerini mükemmelleştirmek, yeni avantaj noktaları yaratmak perakendeciler için gittikçe daha önemli hale geliyor.

Günlük hayatı analiz eden kazanır

Buna rağmen, Gartner’ın raporuna göre tüm perakende ürünlerinin yüzde 91’i hâlâ fiziksel mağazalarda satın alınıyor. Ancak gelecekteki değişimin sektörü etkileyebileceğini öngören araştırma, perakendecilerin dikkatini şu noktalara çekiyor: bağlılık, devamlılık, uygunluk, tutarlılık, beraberlik, özelleştirilebilirlik. Bunlar sayesinde tüketicinin günlük hayatını daha iyi analiz edecek markaların uzun vadede başarı sağlayacağı tahmin ediliyor.

Teknolojinin mağazaların günlük yaşamının bir parçası olması gerekliliğinin bir kez daha altını çizelim. Yüz tanıma teknolojisi, mağaza içi GPS çözümleri, veri analizleri, sadakat sistemlerinin mobil cihazlarla entegre çalışması, yenilikçi ödeme ve teslimat sistemleri gibi gereklilikler perakende firmalarını özellikle milenyum nesliyle daha yakınlaştırmak üzere bir zorunluluk olarak görülüyor.

Süperleşen market deneyimi

Alışkanlıklardan kurtulmak

Sektör bu kadar hızla değişirken, hem şirketlerin pazarlama departmanlarının hem de reklam endüstrisi oyuncularının rolü farklılaşıyor. Özellikle sıcak satışa daha yakın markalar için bu değişim, yılların alışkanlıklarından kurtulmayı da şart koşuyor. E-ticaretin kitlelere yayılamadığı ülkeler için belki bunun erken olduğunu düşünebilirsiniz, ama ABD, Birleşik Krallık, Çin gibi pazarlarda e-ticaret devlerinin yakaladığı müthiş rakamlar, gelenekselmarkaları da köklü değişimlere itiyor. ABD’de Walmart’ın içinde olduğu değişim, İngiltere’de Waitrose’un çabaları bu konuda çalışmalar yapmak isteyenler için farklı örnekler olabilir.

Reklam ajansları da bu konudaki farkındalıklarını hem müşterilerine hem çalışanlarına yansıtıyorlar. Bizim ajans, son bir yıl içerisinde iki kez perakende merkezli büyük organizasyonlar düzenledi mesela. Artık markalara hizmet sunan birimlerin de onların işlerine doğrudan destek olabilecek yetiye sahip olmaları gerekliliği bunun en önemli sebebi. Bu etkinliklerde hem perakende sektöründeki gelişmelerin medya ve yaratıcı endüstriye yakınlığı irdeleniyor hem de bu konuda işe yarayabilecek girişimlerle yakın ilişkiler sağlanıyor.

Süpermarketler sokaktaki bakkalı bitirmişti. İnternet karşısında aynı sonu yaşamamak için erken harekete geçtiler. Biz tüketiciler ise artık verileni tüketme zamanını çoktan geçtik, bize hayatı kolaylaştıranları tercih ediyoruz, kuralları biz koyuyoruz. Gelecekte nasıl bir dünyada yaşayacağımızı tam olarak kestirmek zor ama bunu iyi anlayan markalar kesinlikle orada olacak.