Tom ve Jerry

Televizyon kanallarının HD teknolojisine daha yeni geçmeye başladığı günlerde fiyat ucuzlasa bile 4K’nın kritik kitlelere ulaşması gecikebilir.
01.02.2013 - 10:12
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Televizyon kanallarının HD teknolojisine daha yeni geçmeye başladığı, tüketicilerin bu teknolojiyi bile yeni sindirdiği günlerde fiyat ucuzlasa bile 4K’nın kritik kitlelere ulaşması gecikebilir.

2013’ün ilginç haberlerinden biri 4K televizyonların hayatımıza girmeye başlaması. 4K, yüksek çözünürlüklü (HD) yayınların 4 katı daha kaliteli bir format ve yeni bir teknoloji olarak önümüzde duruyor. Daha HD’yi yeni hazmetmeye başlamışken, 4K uyumlu televizyonlar uçuk fiyat etiketleriyle raflardaki yerini aldı bile.

Peki şimdi ne olacak? 

Deloitte’e göre 2013’te hit filmlerden oluşan ilk içerikler raflarda olacak. 2014-2015 döneminde de ilk 4K yayınların başlaması bekleniyor. Teknolojiyle Tom ve Jerry’nin maceralarını anımsatan bir hayatımız var. Tam yakaladık derken, yeni teknolojiler devreye giriyor ve kendimizi yine geri kalmış hissediyoruz.

‘Klasik pazarlama oyunları bunlar’ diye düşünüyor insan. Kısmen doğru. Ama tamamıyla değil. Madalyonun farklı yüzleri var. Son 15 yıldır süregelen kovalamacayı es geçmemek lazım. Müzik endüstrisinin hikâyesi malum: ADSL gibi teknolojilerin devreye girmesi özellikle genç ve beyaz yakalı kitlenin multimedya mağazalarından el ayak çekmesine sebep olmuştu. SACD/DVD Audio ile bir üst basamağa sıçramak istediklerinde tüketicilerin buna cevabı sert olmuş, CD’den de geriye giderek MP3’e sarılmışlardı.

Endüstri, bugünlerde GSM işbirlikleri ve Spotify/Deezer gibi ‘bulut’ bazlı müzik okyanuslarına yapılan keskin bir manevra ile ayakta kalmaya çalışıyor. Görsel dünyadaysa problem çözülemedi. Fiber internet bağlantılarının yaygınlaşması, HD içeriklerin hızla paylaşılmasına yol açıyor.

Görsel endüstrilerin kendisini kurtarmak için tozlu raflardan çıkarttığı 3D’nin talep gördüğünü söyleyebilmek zor. Ünlü yönetmen Peter Jackson’ın Hobbit serisi için denediği 48 fps (saniyede 48 kare) de eleştirmenlerden beklenen desteği alamadı. 4K beklendiği gibi yaygınlaşırsa, şu anda satılan bluray filmleri 8 katmanlı yeni versiyonlarıyla değiştirip, 3-4 senelik bir ‘taze nefes’ penceresi yaratmayı planlıyorlar.

Zira bu yeni teknolojiyi taşıyan bir filmi fiber bağlantılarla indirmek günler sürecek. Sıkıştırılmış bir versiyonun bile 160 GB’tan daha ufak olmayacağı düşünülürse paylaşımların azalacağı ve bunun satışlara yansıyacağı hesaplanabilir. Gündemdeki yeni yasal düzenlemeler de bu matematiği destekleyebilir.

Peki ya tüketiciler müzik dünyasında olduğu gibi bu yeni teknolojiyi reddederse?

İşte kritik soru bu.

Televizyon kanallarının HD teknolojisine daha yeni geçmeye başladığı, tüketicilerin bu teknolojiyi bile yeni sindirdiği bugünlerde fiyat ucuzlasa bile 4K’nın kritik kitlelere ulaşması gecikebilir.

Üreticiler 3-4 sene içinde fiyatları aşağı çekerek talebi yönlendirmeye çalışacak. Ama uygun içerik bulmak hem pahalı hem de zor olacağından teknolojinin oturması daha da uzun sürebilir.

Üstüne üstlük insanlar bu süre zarfında bulut bazlı servislere iyice ısınır ve kaliteyi yeterli bulursa, problem daha da kronik bir hal alabilir. Paralelinde, akıllı televizyonlar ve beraberinde getirecekleri, tüketicilere görüntü kalitesinden daha da cazip gelebilir.

Görünen o ki; bu sefer iş çok daha zor. 4K güzel gözükse de, bu konuda heyecanlanmak için önümüzde daha uzun yıllar var gibi gözüküyor.