Tham Khai Meng’ten 6 ders

Ogilvy & Mather Global Eş Başkanı ve CCO'su Tham Khai Meng, Ad Age için kaleme aldığı yazısında, reklamcılık için çıkardığı altı önemli dersi anlatıyor.

02.05.2017 - 15:22 | MediaCat

Tham Khai Meng'ten 6 ders
24
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Tham Khai Meng'ten 6 dersDerler ki, Los Angeles’ta şef garsonun peşindeki her ikinci garson aslında senarist olma hayalleri kurar. Sanıyorum ki bu, Londra’da film okulunda okuduğum zamanlarda bir otelde yarı zamanlı çalıştığım günler için de geçerliydi.

Belki hepimiz senarist olmak istemiyorduk ama hepimizin büyük, yaratıcı hayalleri vardı. Hayaller kurup reklamlar çekmeniz karşılığında size para ödeyecekleri bir meslek -reklamcılık- olduğunu duydum. Kulağa harika geliyordu ancak bekleyen tabakları ne kadar hızlı kaldırırsam reklamcılığa o denli hızlı ulaşırım diye düşündüm. Yanılıyordum. Bu ikisi iki ayrı uç değildi. Temelde ikisi de hizmet sektöründeydi. Bunu o zaman bilmiyordum fakat garsonluk kesinlikle çıkmaz bir yol değildi, yalnızca bir ara duraktı.

1. Hizmet sektöründe çalışanlar da insandır.

İnsanlar harika makinelerdir, ancak kökenlerinde bir dolu ağrı, sızı ve problem vardır. Sıkıntı şu ki, eğer hizmet sektöründe çalışıyorsanız, sorunlarınızı yansıtamazsınız. Hastayken çalışmak zorunda olduğum bir günü hatırlıyorum. Orada dikilmiş, zorla gülümsemeye çalışırken, topukluları üzerinde yaşlı ve zengin bir kadının bana Chihuahua’sının ne denli hasta olduğunu anlattığını anımsıyorum. Bunu her zaman aklımda tuttum, özellikle de güçlerin eşitsiz olduğu durumlarda insanlarla muhatap olurken.

Ders 1: Patron olabilirsiniz ama asla kimseden daha üstün değilsiniz.

2. Sahte bir papyon takın, sahte bir gülümseme değil.

Tamam, işte bu zor olanı ve her zaman yapmanız mümkün değil. Papyonumu yakama iliştirip, yatağa çıplak vaziyette yayılmış bir çiftin odasına kahvaltı götürdüğüm zamanlardı. O genç garsonun yaşadığı utanç hiç de umurlarında değildi. Aynı tepsiyi bir robotun getirmesinden farksızdı. Böyle zamanlarda gülümsemenizin sahte olduğunu belli etmeyin ki ben her zaman bunun gerçek bir gülümseme olmasına dikkat edip kendime karşı dürüst oldum.

Ders 2: İçten, dürüst ve sahici olun. Bu size büyük yol kat ettirecektir.

3. “The Invisible Man” H.G.Wells’in bir kitabıdır, bir unvan değil.

Downton Abbey dizisinde aristokratların hizmetkârlarına görünmez olmaları öğretilmiştir, tıpkı ninjalar gibi. Aile üyeleri hizmetkârların önünde her şey hakkında açıkça konuşabilirler ve hizmetçi kadınların uyması gereken esas kural, duydukları hiçbir şeyi kötüye kullanmamaları yönündedir. Pek çok kişi garsonlara da aynı şekilde davranıyor. En gizli sırlarını -tıpkı orada yokmuşum gibi- benim önümde konuşan çiftler vardı, sonra aniden dil balığı sipariş ederek muhabbeti keserlerdi.

Ders 3: İnsanlara iyi davranın, size en iyi şekilde karşılık vereceklerdir.

4. Elçiye zeval olmaz.

Shakespeare’de elçi, Kleopatra’ya Mark Anthony’nin bir başkasıyla evlendiğini haber vermek için geldiğinde, Kleopatra elçiye bir tokat atar ve onu, gözlerini oymakla tehdit eder. Benzer bir felsefe otellerde de geçerlidir. Bir şeyler yanlış gittiğinde -her ne kadar öyle olmasa da- bu her zaman garsonun suçudur. Aynı suçlama oyununun ajanslarda da yapıldığını hepimiz biliyoruz. Ve bu çok anlamsız.

Ders 4: Konuşarak iletişim kuralım, hepimiz aynı taraftayız.

5. İnsanları neyin harekete geçireceğini anladığınızda… kriket oynayın.

Zor bir günün sonuydu. Havlu atma zamanıydı. Mutfak kapısına doğru yürüdüm ve kulağıma yuvarlak bir ekmeğin sürtünme sesi geldi. “Howzat” çığlıkları yükseliyordu. Mutfak personeli bir Fransız bagetini sopa niyetine kullanarak kriket oynuyordu. Kriket, içinden çıkması zor kuralları olan kendine has bir İngiliz oyunu. Buradaki önemli nokta şu ki; bakış açınızı değiştirecek kadar çılgın olduğunuz sürece sorun yok.

Ders 5: Yaramazlık yapın, birkaç tabak kırın ve pisliği temizleyin.

6. Bu da geçer.

Bir İran kralı yardımcılarına, mutlu bir adamı mutsuz, mutsuz bir adamı da mutlu edebilecek bir cümle sorar. Ona şu cümlenin yazılı olduğu bir yüzük verirler: “Bu da geçer.” Bu, her türlü sıkıntı ve çekişmenin çaresi.

Ders 6: Bir bakış açısı geliştirin çünkü hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.