Teşhir ve röntgen çağı

MediaCat’in Mart 2010 sayısının kapak dosyası, ‘Teşhir ve röntgen çağı’ başlığını taşıyor. Web 2.0’ın ve sosyal medyanın belirlediği zamanın ruhu, insanların kendileri hakkında daha önce...

01.03.2010 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

MediaCat’in Mart 2010 sayısının kapak dosyası, ‘Teşhir ve röntgen çağı’ başlığını taşıyor. Web 2.0’ın ve sosyal medyanın belirlediği zamanın ruhu, insanların kendileri  hakkında daha önce hiç olmadığı kadar çok bilgiyi, daha önce hiç olmadığı kadar çok sayıda insanla anında paylaşmasını mümkün ve meşru kılıyor. Bu yeni koşullar içinde insanlar, daha önce evin, aklın ve yakın çevrenin pek dışına çıkmayan özel hayat bilgilerini de rahatlıkla herkesle paylaşıyorlar.

Bugün hangi trend yazısını açıp okusanız, sosyal medyanın sadece önümüzdeki yılın değil, yakın geleceğin de yükselen trendi olacağı söyleniyor. Bu iddiayı destekleyen en önemli kanıt ise Facebook’un, Twitter’ın, Friendfeed’in ve diğer sosyal medya kanallarının kısa sürede yakaladığı büyük başarı. Hızla yükselmeye devam eden ve geleceği şekillendirdiği aşikar olan bu enstrümanı etkili bir şekilde kullanmak için, sosyal medyanın yarattığı yeni psiko-sosyal iklimin kodlarını doğru bir şekilde deşifre etmek gerekiyor. Bu kodlardan en önemlilerinden biri ise, yeni çağın yeni mahremiyet anlayışı.

Yeni enformasyon teknolojilerinin, internetin, Web 2.0’ın ve sosyal medyanın şekillendirdiği zamanımızın ruhu, insanların kendileri hakkında daha önce hiç olmadığı kadar çok bilgiyi, daha önce hiç olmadığı kadar çok sayıda insanla anında paylaşmasını mümkün, bunun da ötesinde normal ve meşru kılıyor. Bu yeni koşullar içinde insanlar, daha önce evin, aklın ve yakın çevrenin pek dışına çıkmayan özel hayat bilgilerini bile (fotoğraflar, arkadaşlıklar, ruh halleri, ilişki durumu vesaire) önceki kuşakları şaşırtan bir rahatlıkla herkesle paylaşıyorlar. Bunun sonucunda mahremin hayatımızdaki yeri gittikçe azalıyor, teşhir daha önce hiç olmadığı kadar yaygınlaşıyor.

İnternette ve sosyal medyada kendimiz hakkında sürekli bir şeyler paylaşmaya bu kadar hevesli olmamızın ardında başka birçok psikolojik etken olduğu söylenebilir elbette ancak bu, sosyal medyanın bugünkü sosyokültürel hayatımız üzerinde de büyük bir belirleyici güce sahip kalıcı bir eğilim olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu durum da sosyal medyayı,  insanların sosyal medyadaki varoluş nedenleri ve biçimlerini, gittikçe yükselen teşhir ve röntgen eğilimimizi başka açılardan da anlamayı zorunlu kılıyor. Bu kalıcı eğilimin dünyayı, hayatı, insanları, şirketleri, pazarlamayı, reklamcılığı ve markaları nasıl bir geleceğe taşıdığını anlamak için de meseleye etraflı bir bakış açısıyla yaklaşmak şart. Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz çeşitli uzmanların yaptığı yorumlar, böyle bir etraflı bakış oluşturmak bakımından birçok şey sunuyor.

Teşhir ve röntgeni normalleştirip meşrulaştıran zamanın ruhunun medyaya, pazarlamaya, reklama sızmaması beklenemez. Nitekim medya içeriklerine ve reklam mesajlarına biraz yakından bakıldığında daha önce hiç olmadığı kadar özel hayat malzemelerinden yararlanıldığına şahit oluyoruz.

Web 2.0 ve sosyal medya çağı yeni medya tüketim biçimleri, yeni ilişki kurma yolları, yeni paylaşım türleri ve bu arada yeni bir tüketici tipi yaratırken, markalar da bu büyük değişimin gerisinde kalmamaya çalışıyorlar. Markaların çoğu bu yeni çağa ayak uydurmaya çalışırken zamanın ruhunu iyi okuyan, sosyal medyanın doğasını iyi kavrayan bazı markalar ise geleceğin pazarlama iletişiminin nasıl olması gerektiğine dair göz kamaştırıcı iletişim çalışmalarına imza atıyorlar. Bu markaların en büyük özelliği, iletişimlerinde sosyal medyanın zorunlu kıldığı en temel nitelikler olan açıklık, şeffaflık, samimiyet, biraz da muzipliğe yer vermeleri ve en önemlisi kampanyalarında kullanıcılarını da marketing sürecinin içine katmaları.

EVİN İÇİNDEN YOL GEÇERSE NE OLUR?

FUNDA KADIOĞLU
AGB Nielsen Media Research,
TGI Türkiye Proje Yöneticisi

Bu ‘yeni insan’ toplumun genelinden (ortalamasından) farklı olarak çok uzun saatlerini internet başında geçiriyor. TGI Türkiye Araştırması verilerine göre Türkiye 15 yaş ve üzeri kent nüfusundan 4,5 milyon kişi ayda otuz saat ya da daha fazla zamanını internete bağlı geçiriyor. Bu süre, yaklaşık olarak istihdamda olan insanların işyerinde, eğitimde olan insanların okulda geçirdiği süreye eşdeğer. İnternet kullanıcılarına ilişkin bilgileri detaylandırdığımızda daha da çarpıcı veriler ortaya çıkıyor. Örneğin internete bağlı olarak ayda otuz saat ya da daha fazla zaman geçirenler Türkiye’de 15 yaş ve üzeri internet kullanıcı nüfusunun yaklaşık yüzde 26’sını oluştururken, bu oran yine internet nüfusu içindeki Facebook kullanıcıları için yüzde 45’e yükseliyor. Yine TGI Türkiye Araştırması verilerine göre Facebook, Youtube gibi ‘sosyal paylaşım’ ya da Gittigidiyor.com gibi ‘ekonomik paylaşım’ sitelerinin müdavimleri sadece Türkiye 15 yaş ve üzeri kent nüfusu ortamasından değil, internet nüfusu ortalamasından da farklılaşyorlar. Risklere daha açıklar. ‘Yeni’yi çok daha fazla seviyorlar. ‘Biçim’ anlamında görünümü daha fazla önemsiyorlar. İnternet kullanımının yaygınlaşması ile mekanın kişiselleşmesi, mahremiyeti ve sınırlarını da yeniden tanımladı. ‘Eski’ mahremiyet özel olanı, kapanmayı, saklamayı, ortaklaşa korumayı, örtmeyi içeren anlamlara sahipken, ‘yeni’ mahremiyet sınırları bireysel olanın esnekliği ile epeyce aşındırılmış, her defasında ait olduğu kişinin sınırlarıyla yeniden anlamlandırılan fazla gözetilmeyen bir anlam kazandı. Özel alan bir kez daha kamusal alana yayıldı.

DÜZENLİ OLARAK ZİYARET EDİLEN SİTELER

Site———————-Oran
total———————-100%
Google—————-22,40%
Facebook————10,80%
MSN——————-10,60%
YouTube—————6,56%
Izlesene—————-4,23%
Windows Live——–4,51%
MyNet——————-3,65%
Gazete Oku————3,95%
Diğer——————–3,21%

Kaynak: AGB Nielsen Media Research, TGI Türkiye Araştırması, Eylül 2008-Ağustos 2009 Dönemi Verileri
Baz: Son 12 Ayda İnternet Kullananlar (15 Yaş ve Üzeri Türkiye Kent Nüfusu)

İNTERNETİN ‘DÜZENLİ’ KULLANIM AMAÇLARI
Kullanım Amaçları——————Oran
Eğlence——————————–12,40%
e-posta———————————11,30%
Kişisel araştırmalar—————–11,20%
Haber okuma————————-10,50%
Okul/akademik/bilimsel çalışmalar 9,08%
Oyun oynamak—————————-8,58%
Sohbet sitelerini ziyaret—————–6,04%
Sağlık konuları—————————-5,29%
İş ile ilgili bilgi / araştırma————–5,02%
Müzik download etme——————-4,65%

Kaynak: AGB Nielsen Media Research, TGI Türkiye Araştırması, Eylül 2008-Ağustos 2009 Dönemi Verileri
Baz: Son 12 Ayda İnternet Kullananlar (15 Yaş ve Üzeri Türkiye Kent Nüfusu)

Kapak konusunun tüm detaylarını MediaCat’in Mart sayısında bulabilirsiniz.