Tek karenin gücü

National Geographic fotoğrafçıları, yaratıcılıkla gelen değişimi çarpıcı hikâyeler ve fotoğraflarla Cannes’da anlattılar.

17.06.2014 - 11:00 | Melis Madanoğlu Sözer

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali 2014 yılında her zamankinden daha dolu bir programla katılımcıları karşıladı. Kısa listeler ve kazananlar birer birer belli olurken yaratıcılığın boyut atladığı bir farkındalık çağına girdiğimizin işaretlerini veren oturumlara şahit oluyoruz.

Bu yıl Cannes’ın şu ana kadarki en çarpıcı oturumlardan biri National Geographic’in sırdaşı üç fotoğrafçısı Lynsey Addario, Aaron Huey ve Carsten Peter’ın katılımıyla gerçekleşen “#Change: The Power of Photography” başlıklı oturumdu.  Bir fotoğraf karesinin bir hikâyeyi ne denli güçlü ifade edebileceği ve bu güçlü anlatımın katlanarak artan bir etkiyle ne denli güçlü bir değişime aracı olabileceğinin anlatıldığı oturumda, savaş karelerinden bir volkanın içine ve oradan da dağcıların ardındaki isimsiz kahramanlara uzanan bir görsel hikâye bulutunun içinden geçtik.

Acı kareler
Oturumda ilk olarak Lynsey Addario, soykırımdan anne ölümlerine kadar tüylerimizi diken diken eden fotoğrafların hikâyelerini katılımcılarla paylaştı. Huey ve Peter’ı kastederek “Bu ikisiyle birlikte burada olduğum için çok mutluyum çünkü ilk kez gruptaki en aklı başında insan benim” diyerek sözlerine başlayan Addario, ilk olarak iç savaşın başladığı 2004 yılından itibaren Darfur’da çektiği fotoğrafları konuklarla paylaştı. Addario, Sierra Leone’de doğum esnasında ya da sonrasında gerçekleşen anne ölümlerine de fotoğraflarıyla dikkat çektiklerini anlattı. Addario, tek bir fotoğraf üzerinden başlattıkları kampanya ile birkaç yılda anne ölümlerinin sayısının hemen hemen yarıya indiğini vurguladı.

Korkunçluktaki güzellik
Kasırga ve fırtına kovalayıcısı ve çeşitli fotoğraf ödüllerinin yanı sıra bir de ‘Inside a Volcano’ (Volkanın İçinde) isimli filmi ile Emmy ödülüne de sahip olan Carsten Peter, korkunçluğun içindeki güzelliği ortaya çıkarmasıyla tanınıyor. Kongo Cumhuriyeti’ndeki Nyiragongo  yanardağının içine giren Peter, çarpıcı fotoğraflarla katılımcıları adeta kendisiyle birlikte o yanardağın içine soktu.

Gizli Kahramanlar
Oturumun son bölümünde, Aaron Huey fotoğraflarla iki ayrı hikâye anlattı. İlk olarak yedi yıl boyunca incelediği ve neredeyse onlarla birlikte yaşadığı Dakota Kızılderililerinin hikâyelerini anlatan ve Batı’nın kahraman kovboy kavramının Dakota Kızılderililerinin perspektifinden bakınca adeta bir yok edici olduğunu vurgulayan Huey, sessiz, kırgın ve nesli tükenmekte olan bu insanlara fotoğraflarında ses vermiş. Huey’nin çalışmalarına bakıldığında zaten öne çıkan yönü, sesini duyurmak isteyip de duyuramayanları fotoğraflarıyla seslendirmesi olarak biliniyor. İkinci hikâye ise, yakın zamanda Himalayalar’da çığ düşmesi sonucu bir kısmı hayatını kaybeden Sherpa halkından gizli kahramanların öyküsüydü. Her sezon en az 15-20 kez Everest’e tırmanmak için gelenlere eşlik ederek, onları zirveye çıkararak ailelerinin geçimini sağlayan bu insanların hikâyelerini dünyayla paylaşmak için fotoğraflamasından kısa bir süre sonra yaşanan felaket, Sherpa halkının sıkıntılarına bu fotoğraflarla dikkat çekecek gibi görünüyor. Zaten Huey’nin öncülüğünde başlatılan kampanya ile çığ felaketinde yakınlarını kaybedenlere verilmek üzere şimdiden büyük miktarda bağış toplanmış.

Bir çift göz, tek bir kare ve milyonlarca hayatı etkileyecek değişim. Yaratıcılığın sınırsızlığının en büyük ispatı bu belki de…