Tayfun Atay’la “Yeryüzü Sohbetleri”

Cumhuriyet’te başlayan yeni Ramazan sayfasını Tayfun Atay’la konuştuk.

22.06.2015 - 11:05 | Alev Kaynak

Tayfun Atay, MediaCat'e yeni medya düzenini değerlendirdi.
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

“Yeryüzü Sofraları” başlığının seçimiyle başlayalım. Bu biraz “göndermeleri bol” bir kavram. Antikapitalist Müslümanlar’dan Nilüfer Göle’ye ve Gezi’ye kadar, kullanan herkesin içine bir şey kattığı, dönüştürdüğü, yaydığı bir kavram. İslam’ı da bir yandan güncelleyerek çoğaltıyor, dinsel sınırları yeniden tanımlıyor. Siz neden bu başlığı verdiniz? Bu başlık altında yer alacak yazıların ortak paydası neler olacak?
Aynen sizin de gayet güzel sezinleyip yorumladığınız gibi, göndermelerimiz Gezi’ye, anti-kapitalist dindarlığa, dinin siyasi tasalluttan çıkıp sivilleşmesine… Ülkeyi de, dünyayı da İslâm’ı alet kılarak, “araçsallaştırarak” bölen, kutuplaştıran, çatıştıran zihniyete karşı dinin kapısı ve sofrası tüm yeryüzüne ve herkese açıktır diye düşünüyoruz. Ramazan’ın toplumsal ve kültürel değeri, insani ve evrensel önemi, “iyi-doğru-güzel” insanlık haline katkısı üzerinde odaklaşıyor ve yoğunlaşıyoruz. Yazıların ortak paydasında bunlar var.

Bu bir dizi mi? Ramazan boyunca Cumhuriyet’te yayınlanacak mı? Hangi isimleri göreceğiz burada?
Bir dizi değil, diğer gazetelerde olduğu gibi bir ramazan sayfası. Dolayısıyla ramazan ayı boyunca her gün yayımlanacak. Öznemiz din, İslâm ve ramazan. Ama yaklaşımımız sosyolojik, antropolojik ve tarihsel… Her kesimden, sözüyle, bilgisiyle, düşüncesiyle önem arz eden herkesi sayfamızda konuk etmeye çalışacağız. Dindarlar kadar seküler yazar, entelektüel ve akademisyenleri de; Müslümanlar kadar gayrı-Müslimleri de; erkekler kadar kadınları, daha doğrusu âlimler kadar “âlime”leri de sayfamızda bulacaksınız. Dini bilginin tekelinin yaygın ama yanlış bir kanının aksine erkeklerde ve “erkeklik”te olmadığının altını çizmeye çalışacağız. Siyasete hâkim dinbazlıktan gına geldiği için din adına söz söyleyen siyasetçi pek göremeyeceksiniz sayfada diyebilirim. Sivil toplumu, sivil dindarlığı göreceksiniz.

Bir medya organı olarak Cumhuriyet, Ramazan’la nasıl bir ilişkiye girecek? Konuyu nasıl işleyecek? Diğer gazeteler gibi “Ramazan hediyelikleri” dağıtmayacaksınız sanırım.
Cumhuriyet’in ramazanla ilişkisi iç-içe iki halkadır. İlk halka şu: Biz de bu memleketin çocuğu, insanıyız ve ramazan bize de ait. Onu, sayfamıza katkıda bulunan Özgür Mumcu dostumuzun ifadesiyle “oy pusulası”na indirgemek isteyenlere bırakmayız! Ramazan, bizim mazimiz, çocukluğumuz, gençliğimiz, kaybettiğimiz ve aramızda olan yakınlarımız, bugünümüz, çocuklarımız ve geleceğimiz… Onların hepsinde ramazandan bir parça var. Bu, bizim kültürümüz. O yüzden dış halkada da yukarıda değindiğimi tekraren söylemek gerekirse, bir toplumsal-kültürel olgu olarak ramazan geçmişten bugüne nasıl değişti; bu değişimdeki kültürel, küresel, iktisadi, teknolojik dinamikler ve bunların olumlu-olumsuz sonuçları üzerinde de eleştirel çözümlemelere gitmek istiyoruz. Hayattaki değişme ramazana nasıl, ne kadar yansıdı, sonuçları ne oldu?.. Ramazana bakışımız bu doğrultuda bir “eleştirel sempati” içinde olacak. Onunla ilişkimizin niteliği bu…