Statün ne?

Gözle görülür, büyük harcamalar olgunlaşmış tüketici toplumlarında azalsa bile Çin, Hindistan, Rusya, Güney Afrika, Türkiye, Nijerya, Vietnam, Endonezya, Meksika ve Brezilya gibi orta sınıfın yeni yeni oluşmakta olduğu pazarlar bu boşluğu dolduruyor
01.06.2010 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Cannes’ın da etkisiyle, statü ile ilgili bir yazının ilginizi çekebileceğini düşündüm. Global kriz geldi geçiyor, ancak insanların statü merakı biraz olsun körelmedi. Bazı geleneksel statü sembolleri elbette parıltılarını kaybetti ama insanlar hâlâ gururlarının okşanmasından, gösteriş yapmaktan hoşlanıyorlar. Var olduğumuz sürece insan egosundan, yani fark edilme, görülme, takdir edilme, arzulanma ve hatta kıskanılma isteğinden bahsediyor olacağız, bu değişmeyecek bir gerçek. Statülerimizin dayanağını değiştiren sosyal dönüşümlere bir bakın.

KRİZİN TEĞET GEÇTİKLERİ

Dünyanın en önemli trend izleme sitesi trendwatching.com, “Ekonomik kriz bazı tüketici gruplarının yanından bile geçmiyor. Bazı insanlar, statü kaygısı ile hâlâ pahalı marka ve ürünlerin peşinden koşuyor” diye yazıyor.

Yazı şöyle devam ediyor: “Gözle görülür, büyük harcamalar olgunlaşmış tüketici toplumlarında azalsa bile Çin, Hindistan, Rusya, Güney Afrika, Türkiye, Nijerya, Vietnam, Endonezya, Meksika ve Brezilya gibi orta sınıfın yeni yeni oluşmakta olduğu pazarlar bu boşluğu dolduruyor.”

Şimdi de New York Times’ın yayımladığı bazı geleneksel statü sembollerini inceleyelim. Büyük, lüks arabalar bunların başında geliyor.

• 2010’un ilk çeyreğinde, Çin’deki Mercedes-Benz arabaların satışı yüzde 112 artarak 23 bin 600 adede ulaştı.

• Rolls Royce, İngiltere ve Amerika’dan sonra üçüncü en büyük pazarı olan Çin’deki satışlarının, 2010’un ilk
çeyreğinde yüzde 200 yükseldiğini açıkladı.

• 2015 itibariyle, Çin’deki cip satışlarının senede 847 bin adetten 1,54 milyon adede çıkması bekleniyor.
(Kaynak: TruckTrend.com, Mart 2010).

Austrian Traffic Club (VCÖ) bile 2009’daki cip talebinin bir sene öncesine oranla yüzde 22,5 oranında arttığını belirtiyor.

Trendwatching’e göre, insanlar artık etraflarındaki hiç kimseye benzemek istemiyorlar. Diğerlerinden farklı bir şeylere sahip olmak, en önemli güdü. Yeni dinleri, bireysellik. Bunun için de sürekli olarak ve tutkulu bir şekilde, farklı deneyimlerin peşinden koşuyorlar: “İnsanların doğaları itibariyle özgünlük peşinde koşuyor olmalarının ötesinde, aynı zamanda tatmin duygusu da çok önemli. Daha düşük maliyetli ve dolayısıyla eskinin elle tutulur, somut statü sembollerinden daha verimli olan şeylere yöneliyorlar.”

Elbette iPad ya da Mini Cooper gibi kitlesel bazı arzu nesneleri yok değil. Ancak bunlar bile, satıştan kalktıkları anda kişiselleştirileceklerdir.

PEKİ YA DENEYİM?
Peki deneyim nerede duruyor? Statü, insanların herhangi bir markayla ilgili deneyimlerini diğerlerine anlatmalarıyla kazanılan bir kavram. Dolayısıyla, yakın zamanda hikaye anlatan değil, tüketicilere kendi statü göstergesi hikayelerini diğerlerine anlatmaları yolunda yardım eden markalar öne çıkacak. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, ekolojik ürünler ve servisler de tüketicilere ekolojik boyutta ciddi anlamda statü
sağlayabiliyor.

Tıpkı diğer kategorilerdeki gibi, tüketicilerin bu ürünlerle ilgili tecrübeleri de birbirlerine anlattıkları eko-hikayelerle canlanıyor. Üretim süreci, üretimdeki bileşenler ve markanın çevreye ne kadar duyarlı olduğu gibi bilgiler tüketiciler için son derece anlamlı, çünkü bu şekilde diğer tüketicilere kendi eko-hikayelerini anlatarak çevre dostu kimliklerini ön plana çıkarıyorlar.

Trendwatching’de rastladığım şu ifade de son derece anlamlı: “Katılımcılık, tüketimin yeni biçimi.” İskoç viski markası Laphroaig örneği, durumu çok iyi özetliyor. Markanın vaadi şu: Laphroaig satın alan tüketiciler,
markanın imalat fabrikasının da bulunduğu Islay adasında 1 feet karelik alana sahip olacak.
Yani marka olarak, anlamlı ya da anlamsız fark etmez, bir şekilde bilgiyi desteklemek üzere yaptığınız her hareket takdir ediliyor.

• Nike’ın iPhone uygulaması True City, hem uygulamanın geçerli olduğu altı Avrupa ülkesinde Nike ya da spor ile
ilgili her türlü gelişmeyi takip edebilme olanağı sağlıyor, hem de kullanıcılar arasında bilgi paylaşımını mümkün kılıyor. Uygulama kapsamında kullanıcılar Nike’ın ayrıcalıklı fırsatlarından da haberdar olabiliyor.

• Adidas Urban Art Guide, iPhone’un ücretsiz yolculuk rehberi. Berlin ve Hamburg’daki başarılı grafiti çalışmalarının bir listesini sunan uygulamada, kullanıcılar istedikleri çalışmanın üzerine tıkladıklarında sanatçısıyla ve işle ilgili bilgi edinebiliyorlar.

• Becks’in Gig Finder uygulamasında da kullanıcılar nerede hangi konser var, kim hangi videoyu çıkarmış gibi müzikle ilgili tüm bilgilere ulaşabiliyorlar.

ONLINE STATÜ
Statünün bir sonraki adımı ise, online statü. Online statü kavramıyla birlikte, tüketiciler sanal ortamdaki
varlıklarını giderek daha yoğun bir şekilde düzenli içerik akışıyla besleyecekler: Fotoğraf, video, şarkı, blog, öykü, öykü ve yine öykü…

“Bireylerin online statü güncellemeleri, genel anlamda sosyal statünün tamamlayıcı bir parçası olacak.”
Neticede tüm tüketici trendlerinin merkezinde, fark edilme ihtiyacı ve statü kaygısı yatıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde, bu ihtiyaç bizi kitlesel ticari ürünlerden niş markalara, bireysel hikayelere doğru götürüyor. Bu şekilde, daha farklı kategorilerde, daha fazla marka tüketicilere statü vaat edebiliyor. Bu, çok heyecan verici bir imkan.