Sosyal medyasız pazarlama olur mu?

Webrazzi, Webrazzi Gündem Toplantıları serisinin ikinci etkinliğinde sosyal medya konusunu ele aldı. Etkinlik kapsamında düzenlenen...

03.02.2010 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Webrazzi, Webrazzi Gündem Toplantıları serisinin ikinci etkinliğinde sosyal medya konusunu ele aldı. Etkinlik kapsamında düzenlenen “Sosyal medyasız pazarlama olur mu?” paneli ise pazarlama dünyasında yaşanan değişimi uzman görüşleri eşliğinde masaya yatırdı.

Moderatörlüğünü İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatoş Karahasan’ın üstlendiği panelde, Genna Ajans Başkanı A. Selim Tuncer, 4129 Ajans Başkanı Alemşah Öztürk ve THY E-Ticaret Müdürü, İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA Programları Öğretim Görevlisi Yüce Zerey gibi önemli isimler katılımcılarla bir araya geldi.

“1950’li yılların disiplini olan pazarlama sürekli bir devinim içinde ve içine ne eklenirse bu devinimle birlikte yeni bir şeye dönüşüyor. Sosyal medya ise gücünü çok seslilikten alıyor,” diyen Fatoş Karahasan, sözü ilk olarak A. Selim Tuncer’e verdi. Konuşmasına “Hedef kitle neredeyse iletişim orada yapılmalı,” diyerek başlayan Tuncer de şunları aktardı: “Hedef kitle sosyal medyada ise markaları hedef kitlesiyle orada buluşturmalıyız. İnternet iletişimin paradigmasını değiştirdi. Şimdi samimiyete her zamankinden çok ihtiyacımız var. Çünkü artık yolcu yok, herkes mürettebat. Yani herkes içerik üretiyor. Bu nedenle geleneksel ve sosyal medyayı ayrı ayrı analiz etmek gerekiyor. Geleneksel medyanın yol açtığı tekelleşme sosyal medya ile ortadan kalkıyor.”

“Sırtında yumurta taşıyan sosyal medyaya girmesin!”
Samimiyetsiz markaların sosyal medyada barınamayacağına da dikkat çeken A. Selim Tuncer, kendini bu düzene hazırlamayan ve sosyal medyaya uzak kalan markaların zorlanacağını belirtti. Reklâm ajanslarının da sosyal medyaya kayıtsız kalamayacağının altını çizen Tuncer, sözlerini şöyle sürdürdü: “İletişim yöntemleri ortama göre değişir. Geleneksek medyada yukarıdan aşağıya doğru bir iletişim vardı, sosyal medyada ise yaş, sosyal statü ve benzeri tüm farklar ortadan kalktı. Herkes eşit hale geldi. İnternet üzerinde gerçekleştirilecek pazarlama faaliyetlerinin başarıya ulaşabilmesi için farklı alanlarda uzmanlaşmış ajansların entegre olması büyük önem taşıyor. Günümüzde güç dengesi bilgi lehine değişiyor. İnternetin bir mecra değil, aksine bir mecralar toplamı olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor.”
 
4129 Ajans Başkanı Alemşah Öztürk ise “Sosyal medyasız pazarlama olur mu?” sorusunu söyle yanıtladı: “Gençlere hitap etmek isteyen markalar sosyal medyada yerini alıyor. Sosyal medya artık hayatımızın değişmez bir parçası, bu nedenle de hedef kitleye doğru pazarlama stratejileriyle ulaşmak gerekiyor. Pazarlama, reklâm ve içerik anlamında yaşanan değişim ‘platform yaratmak’ noktasında ortaya çıkıyor. Yani sosyal medyada yer alacak bir platform doğru kurgulandığında kullanıcılar tarafından hemen benimseniyor, ‘burası benim yerim’ denilen bir mecra haline geliyor.”

“Viral kampanya yapmak maliyetli bir iştir”
Herkesin interneti ucuz bir mecra zannettiğini de vurgulayan Alemşah Öztürk, bu düşüncenin yanlış olduğunun da altını çizdi. Viral kampanya yapmanın maliyetli bir iş olduğunu da belirten Öztürk, bu tip çalışmaların televizyon prodüksiyonlarından farklı olmadığını da dile getirdi. Öztürk, “Bu noktada sosyal medyayı geleneksel medyadan ayıran en önemli fark medya bütçelerine sağladığı tasarruftur. Bir kampanyayı geleneksel medya aracılığıyla milyonlarca kişiye ulaştırmak için muazzam bir medya bütçesine ihtiyaç vardır. Ancak sosyal medyada bu tarz kampanyalar uygun maliyetlerle hedef kitleye ulaştırılabilir.”

Pazarlama stratejilerine güvenmeyen şirketlerin sosyal medyaya girme konusunda dikkatli düşünmesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Alemşah Öztürk, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Reklâm 50 yıllık bir sürecin ürünü. İnternet reklâmcılığı ise son 5 yılda bugünkü haline geldi. Dolayısıyla markalar, sosyal medya hakkında söylenenlere inanmakta güçlük çekiyor. Bunun aşılması için de işin profesyonellere bırakılması gerekiyor. Geleneksel ajansların ve firmalardaki marka yöneticilerinin de bu konuda eğitilmeleri şart. Çünkü sosyal medyada başarılı olan da olmayan da anında görülüyor. Bu nedenle ajans ve müşteri entegrasyonu tam olarak sağlanmalı.” 

“Sosyal medya pazarlama faaliyetlerini eğlence boyutuna taşıyor!”
THY E-Ticaret Müdürü, İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA Programları Öğretim Görevlisi Yüce Zerey ise düşüncelerini şöyle aktardı: “İletişim araçları ve dinamikler değişse de işin özü yani pazarlamanın temel ilkeleri değişmiyor. Yani özdeki birkaç bilgi yeni kavramlara adapte oluyor. Günümüzde yaşanan değişim sürecinde de dinamikleri en hızlı öğrenen ve doğru bir şekilde uygulayanlar başarılı oluyorlar. Eskiden bazı reklamcılar işin sanat boyutuna da kaçıyorlardı. Sosyal medyada ise işin eğlence boyutu ön plana çıkıyor. Marka yöneticileri de buna ayak uydurduklarında bir katma değer yaratmak mümkün oluyor. Ancak bu noktada eğlencenin ticaret odağını kaybettirmesine izin verilmemeli. Bunu önlemek için de doğru stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor.”

Marka yöneticilerinin eğitilmesi konusunda da hemfikir olduğunu belirten Zerey, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Henüz bu konuda bir eko-sistem gelişmedi. Dolayısıyla iyi işleri görüp iyi işler yapmak isteyen marka ve yöneticiler bu doğrultuda para harcamaktan kaçınıyorlar. Bu sorunun temelinde de konuya gerektiği kadar hâkim olunmaması yatıyor. Yaşanan sorunun aşılması için de hem markaların hem de ajansların derinleşmesi gerekiyor. Gelecek birkaç yıl içinde reklâm ajanslarında yalnızca entegrasyondan sorumlu departmanların kurulacağını tahmin ediyorum. Burada görev alacak kişiler de tüm mecraları bir arada tutacaklar ve uyum içinde yönetecekler.”