Slow TV: Sıkıcı bir deney mi? Reality Show’un geleceği mi?

Modern televizyonculuğun omurgasında güçlü bir ikilemin ele alınması ve dramatize edilmesi var.
01.10.2013 - 10:34
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Modern televizyonculuğun omurgasında güçlü bir ikilemin ele alınması ve dramatize edilmesi var. İkilemin tespiti, tarafların, karakterlerin kurgulanması ve zaman içerisinde hikâyenin bu platformda gelişimi milyonları ekran başına toplayan en önemli yapıtaşı. Prime time dizilerinden format programlara kadar geçerli olan güçlü bir formülden bahsediyoruz. Ama Norveç’te yaşıyorsanız durum biraz farklı olabilir.

Aslında her şey dört sene önce yapılan bir beyin fırtınasının sonucuna dayanıyor. Fikir ilginç: Ulusal NRK kanalı yedi saatlik bir tren yolculuğunu yayınlama kararı alıyor.

Dakika dakika, saniye saniye yani yedi saat kesintisiz bir yayınla.

Absürd gözüken bu yayın 1 milyondan fazla Norveçliyi ekran başına toplayınca arkası çorap söküğü gibi geliyor ve ilginç bir tartışma başlıyor.

Drama yok. Senaryo yok. Montaj yok. Sadece kameralar, siz ve ekrandan yavaşça akan bir görüntü.

‘Slow TV’ye ya da Norveçlilerin deyimiyle ‘Minutt for Minutt’e hoşgeldiniz.

Saçma bir deney mi? Yoksa reality TV’nin geleceği mi? Hâlâ tartışılıyor.

Bu yaz Norveçliler bir cruise gemisinin yolculuğunu takip ediyordu. İskandinavya’nın dünyaca ünlü sahillerinin hemen açığında yol alan bu gemi, saatte 8 mil gibi ‘kaplumbağa’ süratiyle aslında gitmiyormuş gibi gözükse de, kitleleri ekran başında tutmaya devam etti.

Sahilden el sallayanlar, teknelerinde ellerinde pankartları sallayarak kadrajın içine girmeye çalışanlar, uğranılan limanlarda bandolarla karşılamalar – bu yavaş televizyonun içinde ne ararsanız var.

Ekran yavaş aksa da, yayının etrafında oluşan dev sosyal medya bulutunda insanlar konuşmaya ve paylaşmaya devam ediyor. Kimisi eski seyahatlerini hatırladığını söylüyor kimisi evindeyken bile tatilde gibi hissettiğini, kimisi günün yorgunluğuna ne kadar iyi geldiğini.

Kanal, daha da ileri gitmeye hazırlanıyor. Son proje – 1 gün boyunca bir elbise dikimini canlı yayınlamak.

Sıkıcı geliyor değil mi? Hem de fazlasıyla.

Ama bir şeyler Norveçlileri ekran başına toplamayı başarmışa benziyor.

Kimilerine göre insanlar teknolojiyle aşırı hızlanan ve dinamikleşen dünyadan kaçmanın bir yolunu arıyor.

Yavaş bir hayata özlem devam ediyor. Yavaş pişirilen yemeklerin servis edildiği restoranlar, hayatın yavaşladığı kasabalardan sonra ‘Slow TV’ ekranda boy gösteriyor.

Yaygınlaşır mı, yoksa bir İskandinav deneyi olarak sınırlı mı kalır bilinmez.

Ama artan rekabet ve yönetilmesi gereken maliyet yapıları yüzünden alternatif yollar arayan televizyon kanallarının yakın gelecekte bu platformu sahiplenip ‘yepyeni bir trend’ olarak tanıtmaları uzak bir ihtimal gibi gözükmüyor.