Siyasi tercihlerin nörobilimsel kökenleri

"Ben Bilmem Beynim Bilir (!)" siyasi iletişimi nörobilim ile harmanlıyor.

26.10.2015 - 16:34 | Ozan Mert

Siyasi tercihlerin nörobilimsel kökenleri
29
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

“Hayatta birçok karar veriyoruz ya da verdiğimizi zannediyoruz. Garip gelebilir ancak aslında kararları çoğunlukla biz vermiyoruz, beynimiz veriyor ve biz bu karara uyuyoruz. Kararlarımızın önemli bir kısmında beynimiz otomatik karar veriyor ve bize pek de sormuyor doğrusu. Bu kararlara müdahale etmemiz tabii ki mümkün. Ancak bunun için öncelikle böyle bir sorunun var olduğunun farkında olmak gerekir.”

Beynin işleyişiyle ilgili psikolojik ve biyolojik bulgular çoğaldıkça insan ve toplum davranışını farklı açılardan inceleyen ekonomi, finans, işletme, pazarlama gibi bilim dalları bu bulguları hesabı katan ara disiplinler oluşturdu. İletişimci Uğur Batı ve ekonomist Orhan Erdem’in kaleme aldığı “Ben Bilmem Beynim Bilir (!)” de ana sorunsalı itibarıyla bu ara disiplinlerden birine denk gelen, siyasi iletişimin konusunu nörobilimin yöntemiyle harmanlayan bir nöropolitika kitabı.

Batı ve Erdem seçmen davranışını ve oy verme kararını inceledikleri eserlerinde güç, karizma, demokrasi gibi siyasi kavramlar ve seçimler gibi bir siyasi sistemin beynin yapısı ve zihinle nasıl ilişkilendiğini ortaya koymak için psikoloji literatüründen yararlanmanın yanı sıra nöropazarlama ajansı Neuro Discover ile birlikte gerçekleştirdikleri; EEG, göz takibi, yüz ifade tanımlama, elektrodermal tepkime ve kalp ritmi gibi yöntemleri kullandıkları ve altı ay süren kendi araştırmalarını kitaplaştırmışlar. Kitabın son bölümünde yer alan bu araştırma, Türkiye’de söz konusu yöntemleri siyasi figürlerin seçmenler üzerindeki etkisini incelemek için kullanan ilk araştırma özelliğini taşıyor. Kitabın ana gövdesini oluşturan, araştırma bulgularının paylaşıldığı ve yorumlandığı kısma ön ayak olan daha geniş kısımda ise yazarlar sadece siyaset literatürüne değil; ekonomi, finans ve pazarlama gibi başka alanlara da mal olmuş psikolojik kuram, araştırma ve deneyler ışığında insan davranışının akılcı olmayan doğasını etraflıca inceliyorlar.

“Ben Bilmem Beynim Bilir (!)”e Türkiye’nin bugünkü siyasi ikliminde güncel ve acil önemini kazandıran da bu. Yazarların deyimiyle “kendine aşırı güven, karşısındakini yok sayma hatta yok etme isteği, partizanlık vs. Bunlar bir toplumda olmaması gereken ama bizde fazlasıyla mevcut hatalar, yanılgılar ve psikolojik bozukluklar. Bu bozukluklar bünyemizi sarmadan bu kitabı yazmanın bir mecburiyet olduğuna karar verdik. Çünkü kriterlerini ve gerçeklerini kaybeden toplumların bunalımlara sürüklenmesi kaçınılmazdır.”