Sırt Çantalı Stajyer’le ilham turu

Hikâyesine 7 kıta, 27 ülke ve 32 şirket sığdıran reklamcı Mark van der Heijden'le konuştuk.

09.08.2016 - 11:22 | Tuğba Dülger Özöğretmen

Sırt Çantalı Stajyer'le ilham turu
16
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Mark van der Heijden, 2014 Ocak ayında ajansından ayrıldı, sırt çantasını aldı, bir video hazırladı ve tüm dünyaya, iş gücüne karşılık yiyecek ve yatacak yer istediğini duyurdu. O günden geriye kalan 7 kıta, 27 ülke ve 32 şirket… Amsterdam’a döndüğünde bu ilham veren yolculuğu, Wanderbrief’le bir iş fikrine dönüştüren, nam-ı diğer “Backpacker Intern”le son 2,5 yılını konuştuk.

Backpacker Intern (Sırt Çantalı Stajyer) hikâyesi nasıl başladı?

Amsterdam reklam sektöründe altı yıl debelendikten sonra gidişatı tamamen tersyüz etmeye karar verdim. İşimi bıraktım, evimden ayrıldım, yatağımı bir yetimhaneye bıraktım ve kalan eşyalarımı da sırt çantama attım. Dünyayı fethetmek için hazırdım. Ama dünya turu biletimi aldıktan kısa süre sonra yapmak istediğim her şeyi yapmama müsaade edecek kadar param olmadığını fark ettim. Kendi kendime “Bu yolculukta hayatta kalmak için gerçekten neye ihtiyacım var?” diye sordum. Bu soruya verdiğim yanıt Maslov’un ihtiyaç hiyerarşisinde en altta konumlandırdığı basit psikolojik ihtiyaçlardı: yemek ve yatak. “Sırt Çantalı Stajyer” fikrini de bu anda buldum: Yeteneklerimi yiyecek bir şeyler ve kalacak bir yer karşılığında takas edecektim.

Hikâyemi anlatabilmek için konseptin ne olduğunu anlatan bir dakikalık bir video hazırladım. Herhangi bir basın bülteni kaleme almadım, filmi şahsi sosyal medya hesaplarımdan paylaştım yalnızca. Amsterdam’dan ilk durağım olan Bangkok’a gitmek üzere havadayken fikir Adweek, TEDxTeen, Campaign ve Entrepreneur tarafından paylaşıldı ve bir hafta içinde dünya genelinde 750 iş teklifi aldım. İnanılır gibi değildi. Daha birinci gününde bu fikrin beni hayal dahi edemeyeceğim yerlere götüreceğinden emindim.

İki yılın sonunda bu kişisel proje beni 7 kıta, 27 ülke ve aralarında Amnesty International Tayland, DDB Vietnam, TBWA\Chiat\Day Los Angeles, J. Walter Thompson Buenos Aires, Red Bull Avusturya, Ogilvy Cape Town ve UNICEF Yeni Zelanda’nın olduğu 32 firmaya taşımış oldu. New York’ta efsanevi hitlere imza atan Nile Rodgers’la, Rio de Janeiro’nun favelalarında eski uyuşturucu kaçakçılarıyla çalıştım. San Francisco’da bir köpek bakımevine yardım ettim, Malezya’daki bir çorba mutfağında evsizlere servis yaptım ve Dünya’nın en soğuk kıtası Antarktika’da gerçekleşen kutup keşif gezisi One Ocean Expeditions’a katkıda bulundum.

Yolculuğum boyunca hikâyemi paylaşmam için davet edildiğim TEDxTeen NYC, World Merit Day Liverpool (ki burada Nobel Barış Ödülü’nü alan en genç isim Malala’yla sahneyi paylaştım), Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali, SXSW ve daha birçok organizasyonda sahne aldım.

Yolculuğunuz boyunca yaşadığınız en ilham verici deneyim ne oldu?

İki yıl boyunca yalnız başınıza seyahat etmek yalnızca gökkuşakları, şelaleler ve harika Instagram paylaşımları anlamına gelmiyor. Birçok korkuyla yüzleştim, yalnız kaldım, suratıma yumruk yedim, besin zehirlenmesi geçirdim, beş parasız kaldım (iki kez), yerlerde uyudum, aile ve arkadaşlarımın tüm doğum günlerini, evlilik merasimlerini, doğumlarını hatta cenazelerini kaçırdım. Her şey son derece yoğun yaşandı. İşler ters gittiği sırada elimden tutacak kimsem yoktu. Tam manasıyla her şeyle kendi kendime mücadele etmem gerekti. Bu da beni hem profesyonel anlamda hem de bireysel anlamda daha güçlü biri yaptı.

Kısacası, tek başına yolculuk yapmak bütün hikâye içinde en ilham verici şeydi.

Tüm bunların ardından insanları Wanderbrief’le aynı işi yapmaya teşvik ettiniz… Bize Wanderbrief’in nasıl çalıştığından bahseder misiniz?

Amsterdam’a döndüğümde sıkı bir maceraya atılmak için can atan bir jenerasyon olduğunu, bu konuda yalnız olmadığımı fark ettim. Milenyum kuşağının yüzde 78’inin deneyimi paradan önde konumlandırması da bunu söylüyor zaten. HAVAS Boondoggle’ın eski strateji direktörü Valentijn van Santvoort’la bir araya geldik ve Wanderbrief’i kurduk. Wanderbrief kreatiflerin yeteneklerini yurtdışındaki deneyimler karşılığında takas edebildikleri global bir topluluk.

Seyahat bizi daha yaratıcı kılıyor; ufuk açıyor, uyum sağlama ve sorun çözme meziyetimizi geliştiriyor. Wanderbrief yeteneklerinin yanı sıra bu düşünceye sahip, çantalarını toplayıp yeteneklerini yurtdışında yaşanacak bir deneyimle takas etmeye hazır insanları firmalarla buluşturuyor. Tam da bu yüzden, bizim topluluğumuz dünyadaki en azimli yeteneklerden oluşuyor.

Sırt Çantalı Stajyer'le ilham turu

Wanderbrief kreatifler için ücretsiz, firmalar içinse abonelik modeliyle erişilebilir durumda. Üyelik azimli kreatif yetenekleri hiç olmadığı kadar erişilebilir kılan bir model. Platformumuzda brief’inizi paylaşabiliyorsunuz; Wanderbrief de sizin için sunduğunuz meydan okumaya en uygun kreatifleri bir kısa listede toplayıp önünüze getiriyor. Üyemiz olarak global yurttaşlık ve kültürler arası değişim değerlerini yeşertmek isteyen uluslararası hareketimizin bir parçası haline geliyorsunuz.

Bu yıl Cannes’da harika deneyimler yaşadığınızı biliyoruz. R/GA Start-Up Academy nasıl geçti?

Start-Up Academy R/GA tarafından; Patrick Collister (Google Zoo) ve Rob Dembitz & Steve Latham (Cannes Lions)’ın gözetiminde hayata geçirildi. Hafta boyunca Bob Greenberg (R/GA), Michael Roth (IPG), Scott Galloway (L2), Jim Stengel (P&G eski CMO’su) ve daha birçok global liderden içgörü ve tavsiyeler aldık. Genellikle dev bir sahnede, 15 bin kişiyle birlikte izlediğiniz bu isimlerle basbayağı yan yanaydık.

Haftanın sonunda YouTube Beach’te 200 kadar CEO, yatırımcı ve global medya mensubunun önünde Wanderbrief’i sunmamız istendi. Tüm start-up’ların birkaç gün içinde kat ettikleri mesafeyi görmek harikaydı. Sunumumuz harika geçti ki bittikten sonra farklı firmalar, gazeteciler ve yatırımcıların ilgisini gördük. Google Zoo’ya, Cannes Lions’a, R/GA’e ve diğer dokuz harika start-up’a bu harika hafta için teşekkür ediyorum.