Sinan Çetin’den Çanakkale filmi

Sinan Çetin’le Rumi’den alıntı yaptığı Doğuş Çay'ın reklam filmine dair görüştük. Kendisiyle hem onun gündeminde hem de ülke gündeminde her ne varsa konuştuk...

02.07.2010 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Sinan Çetin’le Rumi’den alıntı yaptığı Doğuş Çay’ın reklam filmine dair görüştük. Kendisiyle hem onun gündeminde hem de ülke gündeminde her ne varsa konuştuk. Bir yandan da yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi Sinan Çetin! Ajans çalışmasıyla, kolektif akılla ortaya çıkan bir
reklam filminin vasat ya da ortalama bir aklın ürünü olduğunu söyleyerek… Tabi söz konusu
isim Sinan Çetin olunca bizim soracaklarımız onun da anlatacakları bitmedi. MediaCat’in Temmuz sayısında yer veremediğimiz detaylar burada!

Cümbür Cemaat Aile dizisine ilişkin bir dava açıldı Nihat Keleş  ve Serpilhan Kanıbol tarafından.

Ben bu konuyu konuşmak istemiyorum; çünkü hayatımda hiç duymadığım ve kesinlikle tanımadığım insanlar. Zaten dava bana açılmadı.

Evet, Plato’ya ve yayınlayan kanala! Ben de sizin taraflardan biri olarak konuya ilişkin neler söyleyeceğinizi, dava sürecini soracaktım.

Fatmacığım şöyle bir gerçek var dünyada. Belki ondan bahsetmek lazım… Hayatta bir yapanlar, bir de şikâyet edenler vardır. Bu şikâyet edenlerin en iyi yaptıkları şey projelerini çaldırmaktır. Bir şey yapamayan, herhangi bir eser üretemeyen insanlar çok başarılı şekilde proje çaldırırlar. Şimdi 50’den fazla uzun metraj, 700 saat televizyon programı belki 500-600 saat bizzat program yaptım. Plato Film’in bütün hayatı üretmekle geçti. Bizim senaryo almamız yasak, biz dışarıdan proje kabul etmiyoruz, noterden geri yolluyoruz. Dışarıdan proje çalmamızı imkânsız kılan bütün koşulları yasal olarak hazırlamış durumdayız. Meşhur olmak için Hülya Avşar’a saldıran küçük Hülya Avşarcıklar vardır ya, bu yöntem genel olarak çalışır. Bu da ona benziyor. Cümbür Cemaat’i yazdığını iddia eden insanların bütün serveti benim ismim üzerinden basında yer almak… Bütün hayatım boyunca çalıştım, şu anda da -başarılı ya da başarısız- bir isme sahip olmanın cezasını çekiyorum. Olayla hiçbir alakamın olmadığını gazete biliyor. Benim adıma bir açıklama yapmış bizim Fırat Parlak. Fırat Parlak’ın adını kullanmıyor gazete, çünkü olay olmaz o zaman. Onun prodüktörü Fırat Parlak ve senaristi de Uğur Yağcıoğlu. Para vermiş satın almış. O konunun muhatabı ben değilim Fırat Parlak da değil; Uğur Yağcıoğlu… Aslında bu iki insan bir problemleri varsa senarist Uğur Yağcıoğlu’yla konuşmalılardı. Bir kurban varsa o benim. O kurban zavallı, 50 senedir çalışan bir insan… Yazı şu: ‘tecavüz ettiler.’ Kime tecavüz ettik? Ayıp diye bir şey var. Bir kere Cümbür Cemaat dizisiyle ben uğraşmıyorum. Aşağı yukarı on senarist on tane de prodüktör çalışıyor Plato’da. Zaten olayın korkunç yanı şurada, bu iki insan bize herhangi bir senaryo falan getirmiş değiller. Televizyondan izliyorlar. “Aaa! Bir tane baba var. Aaa! Bir tane de haylaz oğul var, biz de böyle bir şey düşünmüştük. Cümbür Cemaat Aile adı da, bizimki de Cümbür Cemaat’ti galiba, bunları biz şikâyet edelim.” Konu bu kadar! Herhangi bir delil de yok, herhangi bir senaryo da. Bizimkiler adını “elmayla armut” koysalar bunlar olmayacak. Bir şarkının adı “Cümbür Cemaat”, Erkin Koray’ın hatırına koyduk biz de bu ismi.

Telefonda görüştüğümüzde siz "Çok büyük prodüksiyon yapıyoruz” dediniz, ben de Rumi’nin hayatını çektiğinizi düşündüm. Rumi’nin hayatını filme çekmek istediğinize dair gazetelerden birkaç haber okumuştum ama yine aynı haberler filmi yaz aylarında, Nevşehir’de ve İngilizce olarak çekeceğinizi yazıyordu. Buraya gelince öğrendim ki “Çanakkale Ruhu”nu çekiyormuşsunuz.

Rumi’yi daha ileri bir tarihte çekeceğiz. O konuyla ilgili duyduklarınız da dedikodudan ibaret.

Filmde Bollywood oyuncularıyla çalışacağınız doğru mu?

Yok, öyle bir şey! Ben öyle bir açıklama yapmadım.

Hindistan’a gidip geldiğinizde netleştiğini yazmışlardı  köşe yazarları.

Öyle bir şey yok, köşe yazarları da ne yazdıklarının farkında değiller.

Anthony Hopkins, Robert de Niro, Sean Connery gibi isimlerle görüştüğünüz…

Yok, işte bu da Cümbür Cemaat kadar saçma bir haber…

“Askere gitmeyen, gideni finanse etsin”

Genelkurmay’ın propaganda maksadıyla size film çektirmeyi düşündüğüne dair haberler dolaştı.  İsmi meçhul subaylar savcılığa bir dosya vermişler ve isimli, hatırı geçer insanlardan birisi çeksin diye planlamışlar ve o isimlerden birisi de sizsiniz. Hatta yine haber sizin adınız üzerine kurgulanmış aslında siz de bir açıklama yapmış ve böyle bir teklif gelmediğiniz belirtmişsiniz. Ama Meclis’te yaptığınız konuşma da eklenince Türkiye’nin mevcut siyasi durumuna ilişkin söyleyecekleriniz olduğunu düşünüyorum.

Gelmedi, evet. Hayatım boyunca savaşın karşısında durdum. Savaşı öven, savaşa teşvik eden bir film yapmamı herhalde beklemiyorsunuz. Teklif gelmedi, gelse de çekmezdim zaten.

Siz de ben alternatif bir film çekerim, dediniz.

Tabi! Mesela Şarkıcı Tarkan’ın askerde ne işi var, Mustafa Sandal’ın gidip de soğan soymasının ne anlamı var. Binlerce insanı istihdam eden bir iş  adamının dükkânını, fabrikasını kapatıp o kadar insanı  aç bırakmak pahasına askerde ne işi var! Dünya ve Türkiye için en doğru şey, askere gidenin maaş alması, gitmeyenin de bunu finanse etmesi… Gayet basit bir formül, uygulayamamak için hiçbir sebep yok! Burada aslında bir akıl dışılık var. Askere heyecanla gitmek isteyen var mı?

Şüphesiz var!

Biz de maaşını verelim ailesini de geçindirsin, profesyonel asker olsun. Bugün bir anne vatana gayet güzel çocuklar yetiştirebilir ya da hiç askere gitmeyen bir iş adamı  insanlara ekmek verebilir. Vatana hizmet sadece askerlik değil ki! O yüzden vatana hizmetin bir kısmını ayırıp tamamen askerliğe indirgemek de hoş değil. Bence bir iş adamı dünyanın en büyük vatanseverlerinden biridir, ülkedeki ekonomiyi çalıştırıyor.

Mecliste yaptığınız konuşmadan sonra Can Dündar’ın programına da katıldınız. Orada da bu konuya ilişkin konuştunuz yine bende de herkes gibi Bülent Ersoy ve Hülya Avşar’dan sonra size de dava açılabileceği yönünde bir kanaat oluştu. Dava açıldı mı?

Kendimi negatif şeylerden korumaya çalışıyorum, o nedenle varsa, açılmışsa da haberim yok. Galiba bir tane savcı açmış bir dava.

“Halkı askerlikten soğutmak” suçundan mı?

Yok, suçu da anlamadım ben. Ben dedim ki “Bu savaş kendi sınırlarımız içinde olduğu için, Doğu’da ölen o insanların da üzerinden TC nüfus kâğıdı çıkıyor. Sonuçta kendi vatandaşlarımızı öldürüyoruz.” Bu anlaşılması zor bir herhangi bir aydına bunu anlatamıyorsunuz. Siz kendi kendinizle mi savaşıyorsunuz, diyorlar.

(Söyleşinin tam metnini MediaCat Temmuz sayısında bulabilirsiniz.)

Söyleşi: Fatma Akman