Sıfır bedenden sonra pazarlamanın yeni ikon kadını

MediaCat, Ekim 2009 sayısının kapak dosyasında moda dünyasında uç veren ve diğer pek çok sektörü etkilemesi mukadder olan bir trende dikkat çekiyor...

02.10.2009 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

MediaCat, Ekim 2009 sayısının kapak dosyasında moda dünyasında uç veren ve diğer pek çok sektörü etkilemesi mukadder olan bir trende dikkat çekiyor.

Vogue Britanya’nın Editörü Alexandra Shulman’ın moda dünyasının birçok önemli tasarımcısına hitaben yazdığı bir mektup, sıfır beden konusunda bir süredir devam eden tartışmayı yeniden alevlendirdi. Görünen o ki, sıfır beden tümüyle rafa kalkmasa bile moda dünyasında son on yıldır sahip olduğu kahir egemenliğini yitiriyor. Sıfır bendenden sonra bizi nelerin beklediği konusunda ise pek çok alametler belirmiş durumda.

Hikaye birkaç yıl önce Luisel Ramos, Ana Carolina Reston ve Eliana Ramos adlı üç modelin beklenmedik bir şekilde ölmesiyle başladı. Bu üç modelin iki ortak özelliği vardı: Vücut kütle endeksleri kritik eşik olan 16’nın altındaydı ve üçü de sıfır bedendi.

Bu trajik ölümlerden sonra moda tasarımcıları ve moda endüstrisi tam anlamıyla tefe kondu. Bu ölümlerden önce de, ‘catwalk’ defilelerinde ve moda dergilerinin sayfalarında bu gerçeküstü modellerin kullanılmasıyla, sıradan kadınlara, erişmek için ruhsal ve bedensel olarak büyük bedeller ödemeleri gereken ve aslında çoğu kadının hiçbir zaman erişemeyeceği, erişemeyeceği için de kendini suçlayacağı ‘yapay bir ideal kadın görünümünün’ sunulduğu şeklinde çeşitli eleştiriler yapılıyordu. Bu kıyıcı trende itiraz edenler, tasarımcıların ‘catwalk’ kolleksiyonlarında bir veya iki beden daha büyük beden örnekler kullanmaları durumunda çiroz modellere olan talebin ve dolayısıyla bu öldürücü zayıflama trendinin son bulmaya yüz tutacağını iddia ediyordu. Bu akımın önüne geçmek üzere içinde birçok doktor ve bilimadamının da yer aldığı çeşitli sivil inisiyatifler başlatılıyordu ancak bu üç trajik ölüm, o zamana kadar yalnızca eleştiri yapmakla yetinmek zorunda kalanlara, artık saldırıya geçmek için de sağlam bir meşruiyet zemini sağlamış oldu.

BİR DÖNÜM NOKTASI DAHA
Sıfır bedenin tahtını fena halde sarsan bu üç ölümden sonra bu konudaki tartışmaların harareti bugüne kadar hiç dinmedi. Yakın zamanda bu konuda moda endüstrisine ve tasarımcılara en ağır eleştirilerden biri ise, sayfalarında yıllarca ‘bir deri bir kemik’ modellere yer veren moda dergilerinden birinden geldi. Vogue Britanya’nın Editörü Alexandra Shulman, geçtiğimiz Haziran ayında, aralarında Karl Lagerfeld, Stella McCartney, John Galliano, Alexander McQeen’in gibi tasarım dehalarının yanısıra Prada, Versace, Yves Saint Laurent gibi  moda devlerinde çalışan birçok tasarımcıya bir mektup yazdı. Daha sonra popüler basında da geniş yer bulan bu mektupta Shulman, sıfır beden konusundaki en büyük kabahatin kendilerine normal kızların giyebileceğinden daha küçük bedenli giysi örnekleri gönderen tasarımcılarda olduğunu iddia ediyordu.

Yazdığı mektubun yarattığı büyük yankıya rağmen Shulman, birçok tasarımcının ortada bir mesele olduğunu kabul etme konusunda gönülsüz davranacağını da biliyor: “Mektubu gönderdiğim bazı insanlar dönüp ‘Evet, haklısın, bu konuda bir şeyler yapacağız’ dediler ama genel olarak bakınca bunun beklediğim karşılık olduğunu söyleyemeyeceğim. Bu konuda birçok insan kafa yoruyor ve ürettikleri örnek giysilerin çok küçük olduğunu hiç düşünmüyorlar bile. Onlara göre yaptıkları iş için gayet mantıklı bir şey yapıyorlar.”

Shulman bundan sonraki süreçte neler olabileceği konusunda ise aceleci değil, “Gelecek sezon daha büyük bedenlerle karşılaşacağımı düşünmüyorum. Moda endüstrisinin sıfır bedeni bir kenara bırakmak üzere şu anda en küçük bir adım bile atacağını sanmıyorum” diyor ama bir yandan da umutlu: “Bu iş değişecek ama değişim görmek istemeyi umduğumdan daha yavaş gerçekleşecek.”
Sıfır bedene karşı çıkanlarla muhalifleri arasındaki tartışma devam ediyor ve yeni boyutlar da kazanacak gibi görünüyor ancak tüm bu konuşulanlar açık bir gerçeğe işaret ediyor: 10 yıldan fazla bir süredir podyumları, dergi ve gazete sayfalarını, televizyon ekranlarını, kısacası tüm görsel evrenimizi işgal altında tutan sıfır beden trendi sönmeye yüz tutmuş durumda.

Sıfır bedenin kıyıcı hakimiyetinin yavaş yavaş da olsa sona eriyor olması sadece moda dünyasını ilgilendiren bir konu değil. Bu trend ve bu trendin yakın bir gelecekte, hatta şu anda güç kaybetmesi tekstil endüstrisini, gıda endüstrisini, spor ve egzersiz endüstrilerini, tasarım ve iletişim endüstrilerini, kısacası genel anlamda tüm pazarlama dünyasını yakından ilgilendiriyor. Sıfır bedenin, sıskalığın geçer akçe olması sadece ne giydiğimizi, ne yiyip ne içtiğimizi değil, yaratılan ve biraz da dayatılan estetik iklim nedeniyle, otomobil tasarımından mobilya tasarımına kadar birçok alanı yakından ilgilendiyor.

SIRADA NE VAR?
Sıfır bedenin yerine ne konacağı sorusuna henüz net bir yanıt bulunmuş değil. Su mecrasında akıyor ve bir denize varacak. Bu denizin nasıl bir deniz olduğu henüz tam olarak bilinmiyor ancak ortada birtakım ipuçları da yok değil.

Bugünlerde moda dünyasında sıfır bedene ilişkin bu tartışma yeniden alevlenmişken sözü Türk moda dünyasının önemli isimlerine bıraktık. Bu isimlerin söylediklerinde, modanın ve aslında diğer birçok endüstrinin yakın geleceğini şekillendirecek ilham verici ipuçları var.

‘Yeni bir ikon kadın doğuyor’
Özlem Süer/Moda Tasarımcısı

Basının belli dönemlerde ikon ilan ettiği celebrityler’de de dikkat çeken bir değişim var. Amy Winehouse eskisi kadar gümdemde değil mesela. İnsanlar eskiden Amy ne zaman ölecek diye bahse tutuşurken ya da Lindsay Lohan’ın kemiklerini sayarken artık çok daha içimizden, çok daha sağlıklı bir imaja sahip kadınların fotoğrafları ile ilgileniyor. Angelina Jolie’nin, Madonna’nın sınırdaki zayıflıkları negatif yorumlarla medyada yer alıyor, vücutlarındaki deformasyonlar büyük eleştirilerle yazılıp çiziliyor. Kısacası yeni ikon kadınlar oluşmaya başladı ve takip ettiğimiz kadarıyla medya da bu konuya olan yaklaşımında bir değişim içinde, durumun ciddiyetinin farkında bir politika izliyor.
‘İpler artık sıradan insanların elinde’

Banu Bora/Moda Tasarımcısı
Evet, ben bu fikre katılıyorum. Ben sıradan tüketicilerin kendilerine dayatılan bu çemberi kırma eğiliminde olduğunu düşünüyorum. Daha genel bir değişim var. Moda dünyasında şöyle olmalısın, şöyle giyinmelisin, şunu sürmelisin gibi şeyler söylemek, bunları takip etmek demodeleşiyor biraz. Benim hissettiğim şu: Bir şeylerin dayatılmasına karşı bir tepki oluşmaya başladı insanlarda. Eskiden bir moda başlardı, o sezon herkes öyle olurdu. Şimdi belli bir tarzın dayatılmasına tepki doğuyor. Biliyorsunuz, 34 beden güzeldir, botokslu yüz güzeldir, mavi göz güzeldir gibi düşünceler var. Bunlar aslında birer illüzyon. Popüler kültürün, reklamların ürettiği illüzyonlar bunlar. Bence insanlar artık bu illüzyonları fark etmeye başladı. Bu illüzyonların üzerine büyük bir pazar kurulmuştu ve bu pazar insanlara sürekli olarak ‘Sen tamam değilsin, sen eksiksin’ mesajı veriyordu. İnsanlar buna uyanmaya başladı.

Sıdır beden ortadan kalkmayacak. Bundan sonra yine sıfır bedene yaklaşmak için uğraşıp duracak kadınlar olacak. Diğer yandan bunu hiç umursamayanlar da olacak. Herkes kendi istediği gibi olacak. Şu anda ipler insanların elinde.

‘Güzelliğin ölçüleri Leonardo’dan bu yana değişmedi, değişmeyecek!’
Eyşan Özhim
Sıfır beden olmak için hayatını kaybeden bu modellerin isimlerini hatırlamayacağız. Ama ünlü güzel kadınların adlarını her zaman anacağız. Güzelliğin şablonunu  Leonardo da Vinci çıkarmış.
Doğallık çok önemli. Sağlıklı olan doğal olandır, doğal olan ise her zaman güzeldir. Şu anda olan doğallığa bir dönüş var. Ekolojik gıdalar, bitkisel ürünler ile olması gereken standartlara her alanda ulaşacağız. Trendler doğallık üzerinden gelişecek ve ilerleyecektir. Leonardo da Vinci’den bu yana güzelliğin, estetiğin ölçüleri değişmemiştir, birkaç yüzyıl daha değişmez. Ara sıra bozulan bir düzen varsa da, ortaya tıpkı sıfır beden örneğinde olduğu gibi bir şey çıkar, sonra düzeltilir, geçer gider.

‘Maymun iştahlı moda dünyasının yeni ihtiyacı’
Melis Pekand/NTV moda editörü
Sıfır bedeni ve altın oranlı güzellik tezini pompalayan moda dünyası, şimdilerde birkaç kanaat önderinin çabasıyla anti tez peşinde. Vogue Britanya’nın moda dünyasından beklenmeyecek kadar gerçek ve ‘normal’ boyutlarda görünen kaptanı Alexandra Shulman’ın yazısı dikkatleri sıfır ve eksi bedenlerin sakıncalarına çekti.
Sıfır beden olmanın ya da olmamanın bir pazarlama meselesi olduğuna inanmakla beraber, küçük çapta da olsa yeni bir ikon kadın arayışının kendine sürekli yeni heyecan arayan, maymun iştahlı moda dünyasının yeni küçük yeni oyuncağı olduğunu söyleyebilirim.

Dosyanın tamamını MediaCat’in Ekim 2009 sayısında okuyabilirsiniz.

Hazırlayan: Aşkın Baysal