‘Ses tasarımı sektörü hızla büyüyor’

Julian Treasure, 'ses'in markalar için önemini Brand Week Istanbul öncesinde MediaCat'e anlattı.

01.11.2013 - 14:41 | Haluk Kasarcı

Julian Treasure, 'ses'in markalar için önemini Brand Week Istanbul öncesinde MediaCat'e anlattı.
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Brand Week Istanbul‘un konuklarından The Sound Agency‘nin kurucusu ve başkanı Julian Treasure, markalar için her geçen gün daha fazla önem kazanan ses tasarımının neden olmazsa olmaz olduğunu anlattı. Treasure ses tasarım sektöründeki büyümeyi hızlı ve sürdürülebilir olarak değerlendiriyor.

Ses mühendislerinin her geçen gün farklı sektörlerde daha da önemli hale geldiği bir dönemdeyiz. Bu anlamda ses tasarımının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Biz markaların çıkardıkları seslerde sekiz farklı ifade gözlemliyoruz. Bunlardan bazılarının yaratılmasında ses mühendislerinin aktif katılımı gerekiyorsa da bu anahtar bir rol değil. Mühendislere nazaran önemli olan CEO ve CMO’ların sesin insan davranışını kuvvetli biçimde etkileme potansiyeline sahip olduğunu kabul etmesidir. Elbette bazı ‘ürün sesleri’ (araç kapılarının çıkardıkları gibi) için markaya dahil ses uzmanlarıyla çalışmak gerekir ancak bizim ödüllü Harrods işimizde olduğu gibi perakende mağazalarının ses manzarasını tasarlamak konusunda markaların ses mühendislerine ihtiyaçları yoktur.

Ses logolarının hak ettikleri ilgiyi gördüğünü düşünüyor musunuz? Yoksa hâlâ potansiyelinin farkına varılmadı mı?

Buna kesinlikle katılmıyorum. Geçtiğimiz yıl Audio Branding Congress‘te dünyanın dört bir yanından gelen 120 sound branding ajansı vardı. Üstelik global bir resesyonun yaşandığı geçen yılda sektör yüzde 30 büyüme kaydetti. Bu ajansların müşterileri arasında dünyaca ünlü birçok markanın olduğunu da söylemek gerekiyor. Hatta şimdilerde büyük bir markanın görselin yanı sıra sesi iletişim faaliyetlerinde değerlendirmemesi daha az rastlanan bir durum haline geldi. Bu yüzden popüler olmamak söz konusu olmadığı gibi süratli ve sürdürülebilir bir büyüme var. Sonik logolar stratejik sound branding’in yalnızca bir bölümüne tekabül ediyor ancak bunu kullanan markalar da yok değil; Almanya’da Audi, Fransa’da SNCF (Fransız demiryolları) ve ABD’de Dell akla ilk gelen örnekler arasında.

Ses yönetimi tüm markalar için olmazsa olmaz mıdır?

Evet, tüm markalar sese önem vermek durumunda zira hepsi her an birtakım sesler çıkarıyor. Tabii çıkan bu sesin bilinçli bir şekilde tasarlanmadığı durumda marka için pozitif etki yaratması da bir mucizeye eşdeğer oluyor. Mucize oldukça nadir rastlanan bir durum olduğu için çoğu zaman mağaza ya da restoranlardan yalnızca ‘kötü ses’ yüzünden ayrılan insanlar görürüz. ‘Bunun için 1, şunun için 2’ye basın’ diyen otomatik çağrı merkezi kayıtlarını duyduğunuzda kaç kere telefonu kapattığınızı bir düşünün.

The Sound Agency’de müşterilerinize ne gibi çözümler sunuyorsunuz?

Biz çoğu zaman Interbrand’in kulaklara hitap eden bir versiyonu olarak görev yapıyoruz. Stratejik düzeyde çalışıyor, BrandSound™ adını verdiğimiz – temelinde markalara ses konusunda kılavuzluk edip sekiz sesli ifade biçimini belirlemek – hizmeti sunuyoruz.

Bunun yanı sıra markaları ve fiziksel ortamlar olarak ses manzaralarını denetliyoruz. Kısa süre önce birçok alışveriş merkezinin ses manzarasını denetledik örneğin. BrandSound™‘u belirlemek adına workshop’lar düzenliyor daha sonra uygulamaya geçmek adına kılavuzlar oluşturuyoruz. Özellikle mağaza ve alışveriş merkezleri gibi markalı alanlarda bu büyük önem arz ediyor. Bu ses, sessizlik ve müzik arasında yer alan, dinlenmekten ziyade ortama ait ve içinde bulunulması efektif, uygun ve ahenkli ortamlar yaratmak adına tasarlanıyor. Yaratılan tam bir kazan-kazan durumu zira müşteriler kulağa çok daha hoş gelen, içinde daha fazla kalmak isteyecekleri bir ortam bulduklarında daha fazla harcama yapma eğilimi gösteriyor bu da doğal olarak satış yapanlar için daha fazla kazanç demek.