Serhat Albayrak’ın Ezel isyanı

Sabah’ın 25. yaşı nedeniyle Turkuvaz Medya Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhat Albayrak’ı ziyaret ettik. Bütün sorularımıza sükunetle yanıt veren Albayrak...

02.06.2010 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Sabah’ın 25. yaşı nedeniyle Turkuvaz Medya Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhat Albayrak’ı ziyaret ettik. Bütün sorularımıza sükunetle yanıt veren Albayrak, konu televizyon reytinglerine ve Ezel’e gelince sert konuştu: “Türkiye’nin en çok konuşulan dizisi ama yüzde 11-12 reyting alıyor. Bunu bana kimse anlatamaz. Ortada bir problem var. Bu sorunla ilgili gerçek bir done tespit edersem ortalığı yangın yerine çeviririm. Bu markanın başındayken buna müsaade edemem.”

Albayrak’ın konuyla ilgili sorduğumuz sorulara verdiği yanıtlar şöyle…

TİAK şirketleşiyor. Sizce bu, reyting meselesini çözer mi? Sizin şu anki sistem hakkındaki bakışınız nasıl?

Biliyorsunuz, Türkiye’nin en iyi dizisi olan Ezel’i biz aldık. 18-20 reyting oranı ile bize geldi, her hafta bir puan kaybederek 11-12’lere kadar geriledi. Yapımcısı Türkiye’nin en iyi yapımcısı. Oyuncular Türkiye’nin sayılı şöhretleri. Bu sene bütün alanlarda Türkiye’nin en iyi dizisi seçildi. Yine de kanala geldiğinden beri reyting kaybetti.

Ölçümlemede bir sorun mu var sizce?

Ben bununla ilgili kimseyi suçlamıyorum ama durumu da ortaya koyuyorum. Bunları AGB’yle, de Reklamverenler Derneği’yle de konuşuyoruz. Ortada net bir şekilde bir sorun var. Bu oldukça da biz sektörde rahat edemeyiz. Öyle bir düzen oturtulmalı ki hem reklamveren memnun olmalı hem de bizler. Herkesin ortak menfaati gözetilmeli ki bu iş uzun yıllar dosdoğru şekilde gitsin. Hiç kimsenin itiraz edemeyeceği, çok iyi denetlenen bir yapı kurulmalı.

Yeni yapı ağırlıkla yayıncıların talebi doğrultusunda şekillendi. İşin içinde reklamverenler de var. Bu yapı tatmin edici mi?

Reklamveren olmadan bu iş olmaz. Bu işin iki tarafı var: Reklamveren ve yayıncılar. Reklamveren parayı niçin veriyor? Ürünü satmak için. O ürünle daha geniş bir hedef kitleye ulaşmak için bize para veriyor. Biz de daha çok hedef kitleye ulaşmak için onların reklamının yayınını yapıyoruz. Bu sektörün ana dinamiği bu. Biz daha iyi reyting alabilmek için uğraşıyoruz, onlar da daha iyi reyting alan yerlerde bulunmak için. Ama baktığınızda burada tablo öyle değil. Bütün Türkiye’nin konuştuğu dizilerin reytingi 8-10’u geçmiyor.

Bu konuda konuştuğunuz reklamverenler ne diyor?

Ben bu durumu kendileriyle konuştum, onlar da benim gibi kuşkuyla yaklaştılar sonuçlara. AGB ile de görüştüm. Türkiye’nin en iyi dizisini herkes konuşacak, dizi ödül üstüne ödül alacak ama her hafta reytingi düşecek. Bunu bana kimse anlatamaz. Reyting düşünce de mazeret bulunuyor, senaryo tavsadı, makyaj iyi değildi gibi vesaire. Üç yıldır süren senaryolar var, reytingleri bir hafta düşmüyor. Bu yüzden ne kuracaksak öyle bir yapı kuralım ki bundan sonra kimse bu gibi işlere takılmasın. Reklamveren ürününü ne kadar çok kişiye yayabileceği ile uğraşsın, biz reytingimizi nasıl artıracağımızı düşünelim. Dizilerimizi, programlarımızı, formatlarımızı nasıl daha kaliteli bir seviyeye çekebileceğimizi konuşalım.

Sizce örneklem mi problemli? Ya da bir denek manipülasyonu mu söz konusu?

Ben kimseyi suçlamıyorum ama ortada bir problem var. Bu sorunla ilgili gerçek bir done tespit edersem ortalığı yangın yerine çeviririm. Ben Türkiye’nin en iyi yapımcısı ile iş yaptığım halde benim işimi bitiriyorlarsa, ben o zaman ortalığı yakarım. Bu markanın başındayken buna müsaade edemem. Şu anda ATV kadar ürününe, markasına yatırım yapan yok. Biz ne yaparsak tutmasın, başkasının her yaptığı tutsun. Bizim tüm yaptığımız yatırımlarla ve projelerle şu anda birinci kanal olmamız lazım. Türkiye’nin bütün celebrity’leri bizde. Kenan İmirzalıoğlu bizde, Tuba Büyüküstün bizde. Üniversitelerde araştırma yaptık, bir numara Ezel çıktı. Reyting sonuçlarını anlayamıyoruz.

Röportajın tamamını MediaCat’in Haziran 2010 sayısında okuyabilirsiniz.

Söyleşi: Aşkın Baysal