‘Seda Sayan Marketing bir hataydı’

Celebrity Güven Endeksi yapılmaya başlandığından beri birinci çıkan, oynadığı Pepsi reklamlarıyla satış rekorları kırdıran, yaptığı her şeyle olay yaratan...

03.12.2009 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Celebrity Güven Endeksi yapılmaya başlandığından beri birinci çıkan, oynadığı Pepsi reklamlarıyla satış rekorları kırdıran, yaptığı her şeyle olay yaratan bir isim Seda Sayan.

Rabarba’nın hazırladığı ‘Pepsi Yaşatır Seni’ kampanyasının mobil ayağıyla MediaCat Felis Ödülleri’nde ‘En İyi Mobil Kampanya’ dalında alınan ödül sonrası Seda Sayan’la bu kampanya, programında yaşanan sahte konuk olayı ve yeni anlaşması Lay’s üzerine konuştuk.

Seda Sayan ekranda olduğu gibi, tüm içtenliğiyle sorularımıza yanıt verdi. Celebrity Güven Endeksi’nde birinci çıkmaya başladıktan sonra omuzlarına binen sorumluluğu, yer alacağı kampanyaları seçerken halkın gözünde yerini korumak için gösterdiği özeni anlattı.

MediaCat Felis Ödülleri törenine gelmeye nasıl karar verdiniz?
MediaCat’in davetiyesi gelince hiç düşünmeden menajerimi aradım. MediaCat ailesiyle birlikte olmak, o ailenin içinde olmak istedim. İyi ki de gelmişim. Bundan sonraki organizasyonlarınızda her zaman yanınızda olmak isterim.

İlk olarak Felis’te ödül alan Pepsi kampanyasıyla ilgili bir soru sormak istiyorum. Pepsi teklifi size nasıl ulaştı?
Pepsi reklâm teklifinin bana ulaşmasında sanıyorum ki Sinan Çetin’le Serdar Erener faktörü var. Pepsi, ajansımız Tümer&Tümer ve Alametifarika’yla çalıştı. Onlar beni buldular. Bana geldiler ve dediler ki: “Biz altı aylık bir kampanya düşünüyoruz ve bu kampanya yüzü olarak da sizi düşünüyoruz.” Bu, benim çok hoşuma gitti. Sonuçta Pepsi bir dünya markası. Bu reklamlarda oynayanlar; Beckham, Rihanna ve Jennifer Lopez. Türkiye’de de Seda Sayan dediler.  Hiç düşünmeden kabul ettim. 6 ay beraber çalıştık. Herkes son derece mutluydu. Ben de ajansımdan, reklam şirketinden, Sinan Çetin’den, Serdar Erener’den ve Pepsi ailesinden son derece mutlu ayrıldım. Ama aslında ayrılmadık, Pepsi kampanyası bitti ama yeni kampanyayla birlikteliğimiz devam ediyor.

2010 yılında da Pepsi devam edecek mi?
Pepsi devam etmeyecek. Bu sefer Lay’s’le tüketicinin karşısında olacağım. Anlaşmamızı yaptık. Tabii Pepsi’nin onayını alarak yaptık. Çünkü Pepsi ailesini asla kırmak istemem. Çok iyi çalıştık. Ben öyle bir Pepsi ailesi gördüm ki karşımda, bütün kazançları söyleyen, başarıları paylaşan ki bunlar reklam yüzüne söylenmez genelde pek yansıtmazlar. Reklamverenlerin çoğu bizim ruhumuzu okşamayı bilmez. Ama Pepsi ailesi o kadar candan ve içten, benim gibiler ki, bütün başarıları beraber paylaştık. Yani başka bir şeydi o. 2010’da,  Lay’s’le yine muhteşem geliyorum. Çok güzel olacak. Tüketiciye doğruyu ve güzeli sunmaya devam edeceğim.

Normalde Pepsi’nin ajansı Alice BBDO ama bu reklamda Alametifarika ve Sinan Çetin’le çalıştılar. Bunda sizin etkiniz oldu mu? Sinan Çetin’le çalışmayı siz istemişsiniz.  Bu doğru mu?
Sinan Çetin her zaman benim tercihimdir. Çok önemli bir isim, çok sevdiğim, aynı dili konuştuğum bir arkadaşım. Aksine onlardan gelen bir teklifti. Reklam şirketiyle veya ajansla benim alakam yok. Ama bu sefer yeni kampanyada ben onları tercih ettim. Bu doğru. Pepsi kampanyası bana geldiğinde her şey hazırdı zaten, hepsi düşünülmüştü.

Bu sezon programınızın saati ve formatını yenilediniz. Buna nasıl karar verdiniz?
Bu kararı ben aldım. Öğleden sonra 2’ye geçtim. Fakat çok büyük bir hata yaptım. Sabah programlarında yaptığım şeyin içerisinden şarkıyı, türküyü ve orkestrayı çıkardım. Seyircim bunu çok yadırgadı, içi boş geldi. Bu hataya da çok eleştirilidiğim için düştüm. “Aman canım şurada şarkı türkü söyleyip, halay çekip, göbek atıp, burada da dert dinliyorlar” dediler. Çok eleştirilince, o zaman bir değişiklik yapayım dedim. Ben eleştirilirken reytingler tavandı. Fakat ben bu eleştirileri çok ciddiye aldım, seyirciyi hesap etmedim. Bir daha asla eleştiriyi ciddiye almayacağım. Seyirci önemli. Orada bana hata yaptırdılar. Benim seyircim beni göbek atarken görmek istiyor, ağlarken görmek istiyor, kahkahamı istiyor, ne giydim diye merak ediyor, “şimdi delirdi, kime bağıracak acaba” diye merak ediyor. Seyirci benim aklımı öyle güzel başıma getirdi ki, biz bunu istemiyoruz dediler, tepki verdiler, eski halini istiyoruz dediler. Biz de eski halimize döndük. Halk bunu istiyorsa ben de bunu yapmaya devam edeceğim.

Celebrity Güven Endeksi ilk yapılmaya başlandığında kimseye güvenmeyenlerin oranı yüzde 30’lardaydı, fakat şimdi halkın yüzde 67’si kimseye güvenmiyor. Geriye kalan oranın da büyük çoğunluğu size güveniyor. Peki sizce bu düşüşün sebebi ne? Halk neden kimseye güvenmemeye başladı?
Halk bence karşısında muhatap gördüğü kişinin doğru dürüst işler yapmasını istiyor. En ufak şeyde kırılabiliyor, en ufak bir şey de kaybedebiliyorsunuz halkı. Halk bence kendisine bir model seçiyor ve o modelin hiç hata yapmamasını bekliyor. En küçük hatada da onu silip yoluna devam edebiliyor. Ben Celebrity Güven Endeksi’nde birinci olmaya başladıktan sonra herkese “bu beni korkutuyor, bu çok önemli bir misyon” demeye başladım. Artık daha dikkatliyim. Yanında durduğum her markaya dikkat ediyorum. Bu çok önemli bir sorumluluk. Benim gibi düşünmeyenler sapır sapır dökülüyorlar. Halk sana güveniyorum derken, aslında biraz da parmak da gösteriyor. O zaman dikkat edeceksin. Ve ben çok dikkat ediyorum her şeyime. En iftiraya uğrayacak kadar kıskanılıyorum. Programıma çamur atmaya kalktılar ama halk bana inanıyor. İstedikleri kadar iftira atsınlar. Onlar benim duruşumdan, bakışımdan, bir şeyi anlatırkenki surat ifademden, vücut dilimden- yemin ediyorum ki halk deyip geçmeyin- o kadar iyi anlıyorlar ki, benim onları asla kandırmayacağımı, onlara asla yalan söylemeyeceğimi çok iyi biliyorlar. Dolayısıyla bana bu çamuru atanlar, bana iftira atanlar avuçlarını yaladılar.

Tam olarak nasıl gelişti bu sahte konuk olayı?
18 yıldır televizyon programı yapıyorum. 18 yılda bir kere bu sezon, bilgim haricinde bir olay gelişti. Ayrıca, bütün reality şovların içinde tek cast kullanmayan 18 yıldır benim. Bu lekeyi atan kanalın yan kuruluşu gazete, ki televizyon kanalında akşama kadar cast var. İnanamadım. Allah’a havale ettim. Herkes her şeyi o kadar iyi biliyor ki… Akşama kadar programlarında cast kullananlar benim için seyirciyi kandırıyor dediler. Seyircim benim onları kandırmadığımı çok iyi biliyor. Bunu duyunca üzerime düşeni yaptım, ekibin işine son verdim. Ama çok da kötü bir şey yoktu, kimseye zarar veren bir şey değildi. Ama medya… Maalesef hepsi bir değil. Çok dürüstler de var, maalesef kalemini böyle bilinçsizce, ahlaksızca kullananlar da var.

Peki sizce bu olaydan sonra size güvenenlerin oranlarında bir düşüş olur mı?
Asla olmayacak. Ben MediaCat dergisini elime aldım, yayında da söyledim. Bu güvenilirlik “hangi ünlünün önerisi, tavsiyesi sizin için mühim” araştırması. Ben bir uyuşturucu kullananı çıkarıp “bu güzel bir şey yapıyor bunu yapın demedim ki” halkın bana güveni sarsılsın. Benim oylarım yukarı çıkar aşağı inmez.

Siz kime güveniyorsunuz ünlülerden, kimin tavsiyesine inanırsınız?
Hiç kimseye güvenmiyorum. Sadece ünlülerden değil ben kimseye güvenmiyorum. Ben de yüzde 67’nin içindeyim.

Bir isim vermek gerekirse peki?  Mesela sizin alt sıralarınızda Uğur Dündar var…
Uğur ağabey bu memlekete yaptığı işlerle damgasını vurmuş çok önemli bir kişilik. Uğur Dündar’la ilgili ben bir yorum yapamam. Hakikaten çok sevdiğim, saygı duyduğum büyüğüm benim o. Ben, mesela program hazırlarken Uğur Dündar’ın hazırladığı programlardan çok esinleniyorum. Yani o yaptıysa benim için doğrudur düşüncesi var. Doğru yerden yakaladın evet. Uğur ağabeyi seviyorum ve onun programından çok alıntılar yapıyorum. Ama kimseye güvenmiyorum.

Sanatçılar krize çok açık insanlar, en ufak bir şeyde kıyamet kopuyor. Sahte konuk olayı gibi krizlerle nasıl başa çıkıyorsunuz? Danışmanlığınızı yapan birileri var mı? Krizi nasıl yönetiyorum: Allah’a sığınarak, dua ederek ve çok tez zamanda göster görsünler diyorum. Sakın benim kimse bedduamı almasın, çünkü hiç kimse için kötü düşünen bir insan değilim. Hiç kimsenin işini kıskanmam, güzelliğini kıskanmam, güzele hayranımdır, herkes başarılı olsun isterim. Çok insan desteklerim. Ama bana yapanlara Allah gösteriyor. Çünkü ben çok insan besliyorum, bakıyorum. Koca bir sülale bakıyorum, koca bir ekip çalışıyor yanımda, bir sürü insanın derdine derman olmaya çalışıyorum, okullar yaptırıyorum, vergi rekortmeni oluyorum, alıp cebime indirmiyorum. Nerede bana bu çamur atanların patronları? Ne ödemiş, ne yapmışlar? Ben vergi rekortmeniyim, okullar yaptırıyorum, çocuk okutuyorum, hastaların şifa bulması için hastanelerin kapısına gidip yalvarıyorum. Ama onlar oturuyorlar, Seda Sayan halkı kandırıyor diyorlar. Seda Sayan halkı kandırmaz. Celebrity Güven Endeksinde birinci ilan edilmem ve Pepsi kampanyasıyla iyice kıskanıldığım için bu iftiralarla karşılaştım. Açık yüreklilikle de söylüyorum, yeni kampanyayla %62-65’ler bekliyorum.

Seda Sayan Marketing nasıl gidiyor?
Bunu başlattım ama sonra birlikte yola çıktığımız arkadaşlara bıraktım. Şimdi onlar götürüyorlar bu işi. Çok zaman isteyen bir şey marketing, ama çok insana da o işsizlikte istihdam sağlandı. Çok insan bayilik açtı. Bayilik açan hiç kimseden şu kadar para var denmeden, karşılığında ürün aldılar, franchaising’ler aldılar. Çalışmaya başladılar. İnternet üzerinden satışlar yapmaya başlandı. Ben artık yokum ama onları destekliyorum. Devam ediyorlar. Sonuçta benim adım orada olduğu müddetçe yanlarında olacağım. Dediğim gibi çok zaman isteyen bir olay. Yani biraz da pişman oldum. Beni çok aşıyor. Çok yorucu. Zaten sabah 9’da buraya giriyorum, öğleden sonra program ve sonra toplantı yapıyoruz. Haftanın 5 günü program yaptığımız için çok yorucu oluyor, ertesi gün için sürekli toplantı yapmamız gerekiyor. Bunun yanı sıra konserlerim var, kendi işlerim var, reklam çekimlerim var, onların lansmanları var. Bunların arasında Seda Sayan Marketing bir hataydı. Ama girdim. O kadar insanın iş yapıyor olması beni mutlu etti, insanlar Seda Sayan diye geldiler. Eski ortaklarım da gayet namuslu, dürüst insanlar. Onlar devam ettirecekler ben ancak dışardan destek verebilirim.

Röportaj: Ece Saçar

(Röportaj MediaCat dergisinin Aralık 2009 sayısında yer almıştır.)