Samsung’un harika çocuğu İstanbul’da

Jinha Lee Brand Week Istanbul öncesi sorularımızı yanıtladı.

31.10.2015 - 15:08 | Tuğba Dülger Özöğretmen

Jinha Lee
43
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

İnsanlar fiziksel çevreleriyle girdikleri etkileşimde oldukça sofistike yetkinlikler geliştirmişken, dijital enformasyonla tek iletişim yolumuzun küçük, dümdüz bir ekran parçasına sıkışmış olması trajik değil mi? Jinha Lee, BWI 2015’in üçüncü günü Digital & Mobile Day’de yapacağı sunumda bu soruyu yapısöküme uğratacak. Fiziksel dünya ve dijital dünyayı ikili bir karşıtlığa hapsetmektense birbirleriyle diyaloğa sokan Lee; dijital verilerin fiziksel temsil koşullarını ve insanoğlunun sahip olduğu kinetik/estetik yetilerin nasıl avantaja çevrilebileceğini anlatacak.

Samsung Electronics Baş Mühendis ve Tasarımcısı / İnteraktif Grup Yöneticisi Jinha Lee ile Brand Week Istanbul öncesi dijital ve fiziksel dünya arasındaki geçirgenliği ve fazlasını konuştuk.

Fiziksel ve dijital dünya arasındaki geçirgenliği/esnekliği nasıl tanımlıyorsunuz?

Fiziksel dünyanın sağladıklarını ve bedenimizin sahip olduğu tüm becerileri, dijital bilgi ağıyla etkileşim içinde kullanabilmek.

Beyond ve SpaceTop projeleriyle yaptığınız şey, fiziksel dünya ve dijital bilgi arasındaki sınırları yok etmekti. Bu doğrudan etkileşim ve dijital bilgiyi deneyimleme gücü insanlık için ne ifade ediyor?

İşin sonu nihayetinde dijital ve fiziksel dünya arasındaki iletişim ağını genişletmeye dayanıyor. Çamurla oynayan bir çocuk düşünün. Şekil algısı iki elinin arasında yarattığı şeyin doğrudan yansımasından ibaret. Fiziksel dünya tıpkı bunun gibi manipüle etmesi kolay; ancak sınırları belli- kumdan kalenin rengini hızlı bir şekilde değiştiremez ya da dans etmesini sağlayamazsınız. Diğer yandan dijital dünya bu tür zorluklardan farklı; ama becerilerimizin ancak sınırlı bir bölümüyle manipülasyona izin veriyor. Peki ya insanlar dijital CAD modelini (bilgisayar destekli tasarım modeli) fiziksel dünyada harekete geçirebilseydi? Ya da uzamsal hafızanın avantajlarından faydalanıp dijital bilgileri 3D alanda saklayıp düzenleyebilseydi? Bu sorular beni yeni etkileşim modelleri keşfetmeye sevk ediyor.

ZeroN gibi üç boyutta da hâkimiyet sağladığınız projeleriniz var. Tüm bunların ardından insanların objeler, mekân ve dijital bilgiyle olan ilişkileri nasıl değişecek dersiniz?

Dijital olarak kontrol edebildiğimiz ve fiziksel dünyayı programlayabildiğimiz nihai arayüz çevre olabilir. Eğer mobilyalarınız ve mekânınızın mimarisi, ihtiyaçlarınızı anlayıp yeni modellere adapte olabilmek için şekillerini değiştirebilseydi neler olurdu? Dijital bilginin, insanların rahatça kontrol altına alabileceği şekilde fiziksel olarak tasvir edildiği bir dünya hayal edin. Ayrıca 3D dijital/fiziksel ortamlara sahip olmanın büyük avantajlarından bir diğeri insanların kolaylıkla işbirliği yapmasına olanak sağlaması. ZeroN, böyle bir geleceğe dair ipuçlarına sahip olmanızı sağlayacak kavramsal bir proje.

Mühendisliği sanatsal bir şekilde icra ediyorsunuz. Neler ilham veriyor size?

Pek çok şeyden ilham alıyorum; özellikle de mitolojiden. Bence mitolojiler -hangi kültüre ait olduğu fark etmeksizin- insanlığın özünü, kim olduğumuzu ve nereye gittiğimizi yansıtıyor. Bu da neler yaratacağımı ve topluluk olarak nereye ilerlememiz gerektiğini düşünmemi, “eğer”le başlayan farklı sorular sormamı sağlıyor.

Yeni arayüzlerin şekil vereceği bilgisayar teknolojilerini önümüzdeki 20 yılda nerede görüyorsunuz?

İşbirliği için çok daha iyi araçlara gereksinimimiz olacak. Birden fazla kişinin giydiği ve paylaşıma açık bir alanda 3D hologramın olacağı cam benzeri bir gözlük formu ya da insanların kolaylıkla bağlanabileceği paylaşıma açık bir arayüz olabilir. Bir işi yerine getirmek için tek bir yola sırtını dayamak yerine (örneğin mesajları kontrol etmek için iPhone, kanalları izlemek için televizyon), dijital bilgiyle etkileşim halinde çoklu arayüzler ve araçlar kullanabilecek, iletişim kurabilecek ve işbirliği yapabileceğiz.