‘Sabah’ın Atatürkçü bir yazara ihtiyacı var. Hıncal yetmiyor çünkü’

'Bana Fethullahçı da dediler zamanında, ama ben liberalim’ diyor Sabah gazetesi köşe yazarı Emre Aköz. Çeşitliliği, çoğulculuğu savunuyor. “Her şey olsun, herkes olsun ama denetlensin” diyor. Emre Aköz’e göre en zor şey Türkiye’de demokrasiyi savunmak...

29.04.2008 - 09:58 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Yazılarını hep okurdum Emre Aköz’ün ama kendisiyle tanışma fırsatını ilk defa yakaladım. Ve anladım ki yazıları daha yumuşak, daha sakinmiş. Hani çocuklar akıllardan geçeni karşısındakinin yüzüne şapadanak söyler ya; Emre Aköz de aynen öyle işte. Benim bazı konularda değişen yüz ifademi de eleştiriyor tabii.

‘Liberalim’ diyor Aköz. Doğal olarak darbeye şiddetle karşı. Bu ülkede hem namaz kılınsın hem de bikiniyle dolaşılsın istiyor. Bir adet neverland yani, mükemmel dünya… Laikliği savunuyor ama laikçi değil.

Artık siz buna iddialı çıkışlar mı dersiniz yoksa samimi açıklamalar mı bilinmez; ben cesur bir röportaj diyorum. Medya, siyaset, ordu, Ergenekon, liberallik, demokrasi, basın özgürlüğü, parti kapatma davası… Bu röportajda her şey var.


Gündemdeki konulardan bahsedelim önce. AKP’nin kapatılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mesele sadece zümrelerin ideolojilerini ve çıkarlarını koruma kavgası. Türkiye’de bir kesim var; ‘Bu devleti artık ben yönetmek istiyorum’ diyor. Diğeri de ‘Vermem ben sana. Ben kurdum, ben yöneteceğim’ diyor.

Türkiye’de bir bürokratik elit var. Bürokratlardan oluşan, askeriyenin, yargının üst düzenini kapsayan, bulunduğu konuma eğitimle ve atanarak gelen bir bürokratik elit. Bu elitin temel ilkesi laiklik. Laiklikle kendi pozisyonlarını koruyorlar. Ve bu pozisyonlara bir tehdit geldiğinde değişik tepkiler verebiliyorlar. Onlar bunu tehdit olarak algılıyor, aslında demokratikleşmenin doğal süreci bu ama. Kendi ideolojilerinden olmayan ama yine bu toplumda yetişmiş, eğitim görmüş ve oraya gelmek isteyenler var.

Bu bürokratik elitin bir de toplumda ve siyasette uzantıları var. CHP mesela. Toplumda aleviler var ve eski orta sınıf var. Eski orta sınıf kimler? Avukat, mühendis, doktor, bankacı gibi zaten cumhuriyetin kurulduğunda da var olan ve kendi çıkarlarını bu elitle yapan bir orta sınıf var. Bir de onlardan kendini ayıran yine aynı iş grubu diyelim ama yeni ortaya çıkmış bir orta sınıf daha var. Onlar bu laikçiliği ideoloji olarak benimsemiş bir kesim. Yukarısı bunlara sürekli ‘bunlar gelecek sizi kesecek’i pompalıyor. Sen korkuyorsun diye üniversitedeki başı örtülü kızı nasıl engellersin? Korkuyorsan korkuyorsun. Onun da eğitim alma hakkı var sonuçta. Sana ne? Mesele zümrelerin kendi ideolojilerini ve çıkarlarını koruma kavgası. Orta yol bulsak güzel olacak ama maalesef olmuyor.


Bir de bu sürecin dışarıya yansıması var. ‘Demokrasilerde parti kapanmaz’ diyorlar…

Hangi gerizekalı söylemiş bunu?! Demokrasilerde parti kapatılır efendim. AB kriterleri var. Şiddet öneriyorsa, övüyorsa, ırkçıysa, şiddeti yapanı destekliyorsa bal gibi de kapatılır.


Bir yandan medya dünyası da kendi içinde hareketli hala. Sizce Sabah gazetesinde Çalık dönemi nasıl bir dönem olacak?

Sabah’ı Sabah yapan bazı değerler var. Biz liberalizme daha yakınız. Serbestliğe, özelleştirmelere yakınız, bizim öyle bir konumumuz var. Biz diyoruz ki; kanunlar çerçevesinde, millet oy versin, parlamento şekillensin, kavga gürültü müdahale olmadan bu işler yürüsün. Benim kendi kişisel fikrim, ben tahmin edebileceğiniz gibi darbeye şiddetle karşıyım. Ordunun AB normlarında harcamalarının denetlenmesini istiyorum. Ama Orta Doğu’da ordunun gerekiyorsa bütçesi de artırılmalıdır mesela. Ordu düşmanı değiliz yani. Sabah’ın değerleri de bu. Yeni patronumuz bu değerleri değiştirirse, kendi bilir, dükkân onun ama müşteri kaybeder. Ben kendim önerdim bu gazetenin Atatürkçü bir yazara ihtiyacı var diye. Hıncal yetmiyor çünkü.

Röportajın tamamını MediaCat Mayıs sayısında okuyabilirsiniz.

Röportaj: Fulya Çimen