RTÜK’e gelen şikayetlerin yüzde 15’i reklamlar yüzünden

2007 yılı içinde RTÜK'e 138 bin 14 şikayet başvurusu yapılırken, bu bildirimlerin

08.02.2008 - 10:04 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna (RTÜK) 2007 yılı içinde gelen 138 bin 14 adet şikayet bildiriminin yüzde 15’inin reklam kuşaklarıyla ilgili olduğu bildirildi.

2007 yılı içinde RTÜK’e 138 bin 14 şikayet başvurusu yapılırken, bu bildirimlerin yüzde 15’ini, yani 20 bin 135’ini reklam kuşaklarıyla ilgili şikayetler oluşturuyor.

Reklam kuşakları hakkında yüzde 67 ile en çok reklam konusu ürün, reklamda yer alan görüntü, müstehcenlik gibi reklamın niteliğiyle ilgili konular şikayet ediliyor. Bunu yüzde 33 ile reklamların yerleştirilmesi, uzun süreli ve sık olması gibi reklamın niceliği konuları izliyor.

Reklamların niteliği konusunda bildirimde bulunan vatandaşların en çok, ”reklam kaldırılsın”, ”Çocuk ve gençlerin korunması açısından sakıncalı”, ”Cinsellik ve müstehcenlik ihtiva ediyor”, ”Türk aile yapısına ve ahlaka aykırı görüntüler içeriyor”, ”Ürün, verilen özelliklere sahip değil, toplumu yanıltılıyor” şeklinde beyanda bulunduğu bildirildi.

RTÜK Üyesi Prof. Dr. İlhan Yerlikaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu verilere göre, izleyicilerin reklam sürelerinin fazlalığı konusunda çok şikayetçi olmadığını belirtti. Yerlikaya, ”İzleyici reklam sürelerinin uzun olmasını, bir dereceye kadar tolere etmektedir. Çünkü izleyiciler de yayıncıların tek gelirinin reklam gelirleri olduğunu bilmektedirler. Bu nedenle izleyiciler abartılı olmayan süre aşımlarına toleranslı yaklaşmaktadır” dedi.

Yerlikaya, izleyicilerin yoğunlaştığı asıl konunun reklam içerikleri olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: ”İzleyici, içerikteki müstehcenlik, çocuk ve kadın istismarı ile gayri ahlaki yayınlara izleyici asla toleranslı yaklaşmamaktadır. İzleyici, bu durumdaki reklamların kaldırılmasını talep etmektedir. Bu da şu demektir, reklamdan amaçlanan hedefin tam tersi sonuç ortaya çıkmaktadır. Yani, zararlı içerikli reklamların yayınlanmasından yayıncılar da reklamı yapılan ürün sahipleri de zarar görmektedir. Çünkü içeriği bozuk reklamlar, izleyicinin güvenini sarsmakta ve reklamın etkinliğini azaltmaktadır. Bu sonuçlar izleyicinin reklam süre aşımını tolere edebildiğini, ancak zararlı içeriklerle çocuklarına, kendisine ve aile yapısına zarar verilmesine şiddetle karşı olduğunu göstermektedir.”

Kaynak: Zaman