‘Reytingleri RTÜK denetlemeli’

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman' Hükümet'e sunacakları yeni RTÜK Kanunu ile istedikleri yetkileri Ali Eyüboğlu'na açıkladı. Akman, önemli açıklamalarda da bulundu...

10.12.2007 - 16:50 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman’ Hükümet’e sunacakları yeni RTÜK Kanunu ile istedikleri yetkileri Ali Eyüboğlu’na açıkladı. Akman, önemli açıklamalarda da bulundu…

Ali Eyüboğlu’nun RTÜK Başkanı Zahid Akman’la yaptığı, Milliyet Televizyon’da yayınlanan röportajın tamamı:


Dikkatle izlediğimiz sunucular var

Bu söyleşiyi yapana dek RTÜK Başkanı Zahid Akman’la bu denli ortak yanımızın olduğunu bilmiyordum. Akman’la RTÜK’ün İstanbul Müdürlüğü’nde buluştuğumuzda ilk sorusu, “Ali Bey, ne olacak bu kilolarımızın hali?” oldu. Fazla kilolar üzerine başlayan sohbet kronik rahatsızlıklarımız üzerine sürüp gitti. Akman’la aynı tansiyon ilaçlarını kullandığımız ortaya çıktı. Sabah – akşam Akman’la kullandığımız ilaçlar aynı ama RTÜK Başkanı öğlen kullandığı ekstra bir ilaçla bana fark attı. Ama tahminim o ki, sorularla bir hayli canını sıktığım Akman, o gün tansiyon ilaçlarının sayısını artırarak bana bir hayli fark attı. Çünkü söyleşi bitince Akman, derin bir nefes alıp ardından, “Ali Bey, onca işinizin arasında bu soruları nasıl hazırladınız? 2.5 yıldır RTÜK Başkanı’yım, benimle böyle bir söyleşi yapan hiç olmadı” dedi.


Televizyon dünyasında sizin için ne diyorlar, biliyor musunuz?

Çocuklar “RTÜK Baba” diyorlar.

Sizin için “Televizyonlar Genel Müdürü” diyorlar.

Siz sektörü tanıyorsunuz, böyle bir şey mümkün olabilir mi? Biz bu Anayasa değişikliğinden sonra oluşturulan kurulun mensuplarıyız. Ben de başkanıyım. Biz bu süreç içerisinde televizyoncularla geçmiş dönemde olmadığı kadar rahatlıkla diyaloğa girdik kurul üyeleri olarak.

Bir sorun söz konusu olduğunda ya da bir çözüm arayışı içine girdiğimizde sürekli yayıncılarla görüşmeler yaptık. Bu görüşmeleri de hâlâ sürdürüyoruz. Her gün ya onlar beni arıyorlar ya ben onları arıyorum.

Arada programcıları arıyorum. Onlarla görüşerek, sürekli fikir alışverişinde bulunarak en doğruyu bulmaya gayret ediyoruz.

Bizim 2,5 yılda aldığımız mesafe ve yayıncılarla kurduğumuz diyalog yaptığımız işin doğruluğunu gösteriyor. Yayıncılar arasında bu üsluptan memnun olmayanlar da olabilir. Genellikle çok mutlu ve memnun olduklarını ifade ediyorlar.


RTÜK Başkanının televizyonların yöneticilerini arayıp, “8 askerimizin serbest bırakılmasında DTP milletvekillerinin hiçbir katkısı yok, biliyorsunuz değil mi?” diye telkinde bulunması normal mi?

Bu DTP’liler konusuna gelince, o konu çok hassas bir konu. Yalnız o konu değil, terör konusuyla ilgili geçmiş dönemde bir takım kesimlerin olay çıkarmaya niyetli olduğu dönemlerde, Diyarbakır’da Nevruz günlerinin öncesinde bu tür toplantılarımız hep oldu.

Nevruz yıldönümünden önce şu anda Başbakanlık Müsteşarı olan dönemin Diyarbakır Valisi ve televizyonların genel müdürleri oturduk bir yemek yedik. Sayın Diyarbakır Valisi, Diyarbakır’da bu işlerin yıllardır nasıl olduğunu, ne tür süreçlerden geçtiğimizi, göstericilerin sistematik olarak neyi hedefleyip, neyi yapmak istediklerini yayıncılara anlattı. Yayıncılarda bundan son derece mutlu oldu.

Onların ekranlara yansıması da son derece doğru ve güzel oldu. Bu DTP’lilerin müdahalesiyle, askerlerimizin teslim edildiği konusunu sormuştunuz. O konuda da önceden ben bir kaç yayın kuruluşunun yetkilisiyle görüştüm ve bir bilgi ilettim onlara.

Ben doğrusu bu konuda eski haberciliğimin de verdiği şeyle diyaloğa giriyorum ve bunda da bir mahsur görmüyorum.


“Reytingleri RTÜK denetlemeli”


RTÜK bir ara ısrarla reyting ölçümlerini denetimine almak istiyordu. Bu sevdadan vazgeçtiniz galiba?

Yoo, hiç vazgeçmedik. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği maddeler vardı. Biz bundan önceki hükümet sırasında acil ihtiyaçlarımızı karşılayacak bir kanun paketi hazırladık. O paketi tam meclise sunacakken seçim kararı alındı. Meclisin gündemi birden yoğunlaştı ve tatile girdi, seçim oldu.

Şu anda biz baştan sona kanunumuzun birinci maddesinden, son maddesine kadar bir takım yenilikler içeren yeni düzenlemesini bitirmek üzereyiz. Bir ay içerisinde hükümete konuyu takdim edeceğiz. Reyting ölçümünü RTÜK yapmalı demiyoruz. Şu anda tam görüş olarak kurulumuzun yaklaşımı bu.

Ancak reytingle ilgili uygulama yapan kuruluşların Türkiye ölçeğinde reyting yapmasını ve sonuçların denetlenmesini en azından takip edilmesini sağlayacak bir düzenleme istiyoruz.


Denetim yetkisi istiyorsunuz?

Sistemden haberdar olma yetkisi istiyoruz. Sistemin kurulmasıyla ilgili de bir takım önerilerimiz var. Sistemin doğru, sıhhatli bir şekilde oluşmasını sağlayacak bir bütünlük içerisinde kanun teklifini getiriyoruz.


TV dünyasında şöyle yaygın bir söylenti var. “RTÜK Başkanı baskı yapıp AGB’nin reyting ölçümü yaptığı haneleri değiştirtti, sonra da Kanal 7’nin reytingleri birden bire yükseldi”. Bu iddia hakkında ne söyleyeceksiniz?

Gülüp geçerim ancak. ‘O televizyonları temizleyeceğiz’


Avrupa’da yayın yapan Türk televizyonlarıyla ilgili bir araştırma yapıp, kamuoyu ile paylaştınız. Ardından da şöyle bir açıklama yaptınız: “Reklam süreleriyle ilgili ciddi şikayetler var. Konuyu hassasiyetle inceleyeceğiz”. Şimdi televizyonlar o yayınları İstanbul’dan değil de, Avrupa’da her hangi bir ülkeden yapsa ne olacak?

Türkiye’den Türkiye’ye, Türkiye’den yurtdışına yapılan yayınları denetleme görevi bize verilmiş durumda. Biz Türksat A.Ş ile şu anda uyduların yönetimini gerçekleştiren kuruluşun yöneticileriyle sıkça görüşmeler yaptık. Maalesef sıkıntılı bir durum var. Bizden ruhsat almadığı halde Avrupa’dan kiralanan trasporter’larla Avrupa’dan yayın yapan kuruluşlar var. Biz yetkililerle neredeyse 1,5 yıldır boğaz boğaza kavga ediyoruz. Dediğimiz şu: Siz ticari bir kuruluşsunuz ama bir kamu kuruluşusunuz aynı zamanda. Lisans almayan bir yayın kuruluşunun lütfen yayınını taşımayınız. Ciddi mücadele verdik ve onları da bir noktaya getirdik. Hatta sonuç almasaydık mahkemeleşme sürecine kadar iş gidecekti. Şu anda lisanssız yayıncılarla ilgili sıkıntılar çözülmek üzere.


Ne sıkıntısı yaşıyorsunuz?

Bir kuruluş platform işletmecisi gibi lisansı olmayan bir transporter kiralıyor onun üçünü, dördünü bazı televizyonlara veriyor. Bunların bir kısmı bildiğimiz tarzda akışı olan bir yayın içeriğine sahip değil. Çeşitli telefon numaraları veriyorlar, reklam amaçlı kullanıyorlar. Bunların hepsini temizlemeyi planlıyoruz. Yani hiç kontrolsüz, sahipsiz bir tarzda yayın yapılmasına müsamaha etmemiz söz konusu olamaz.


RTÜK’ün bir kara listesi var mı?

Kara liste yok ama bazı çok izlenen programları canlı yayında daha dikkatli takip ediyoruz. Mehmet Ali Erbil öyle biriydi. Seyfi Dursunoğlu öyleydi. Onun dışında birkaç program var. Onları uzmanlarımız daha dikkatli izliyorlar, çünkü tecrübeleri var. Onlar da herhangi bir programın neresinde, nasıl ihlaller yapılabileceği konusunda ciddi tecrübeye sahipler. Çünkü bazı programlar reyting cambazlığı yaptığı için, hangi saatte, hangi noktalarda ne yaparak reytinglerini yükseltiyorlar uzmanlarımız çok iyi biliyor. Onun dışında çok şikayet geliyor bazı programlar ve kişiler hakkında.

RTÜK’ten kazancımız 4. 500 YTL


Internet sitenizdeki raporunuza göre 444 1 178 Alo RTÜK hattına günde ortalama 270 başvuru geliyor. Yayın denetimi açısından bu rakam az değil mi ve bu sistemin RTÜK’e maliyeti ne?

Şikayetler azaldığı için. Zaman zaman bu rakam çok artıyor. RTÜK’ün iyi çalıştığına alamet bu. Önceden bizim bant kayıt sistemimizde bile ortalama sayı 100 civarındaydı. Sonradan bu rakam 6-7 katı arttı. Bu rakamlar dönem dönem bazı programlar, bazı reklamlar, bazı sunucular ekrana geldiğinde hakikaten patlıyor. Mesela en son Aurelio’nun oynadığı bir reklam filmi vardı. Telefonlarımız kilitlendi; “Bu reklama neden izin veriyorsunuz, müdahale etmiyorsunuz?” diye. Kurulumuz bu reklamda ihlal olmadığı kanaatine vardı. İstiklal Marşı’nın ekranda bu şekilde duyulmasının bir mahsuru olmadığını düşündük. Böyle bir yorum yaptık. Tek başına şikayetler, yoğun telefonlar kurumumuzun ceza vermesini gerektiren şeyler değil.


Sistemin maliyetini de sormuştum?

Biz bir sistem kurmadık, satın aldık. Açılan telefon kadar bir rakam ödeniyor.


Ya şirket RTÜK’ten alacağı parayı artırmak için habire telefon açtırırsa?

Öyle bir hinlik yapacak bir firma değil. Bizim zaten gelen manipülatif amaçlı telefonları önleyebilmek için, çok ciddi çapraz kontrol sistemlerimiz var. Birileri maliyeti arttırmak için bunu yapabileceği gibi, birileri de tamamen RTÜK’ü yanlış yönlendirmek için telefon açtırabilir. Bir programla ilgili 1000 tane şikayet de olabilir. Biz hepsinin hangi şehirden, hangi bölgeden olduğunu dikkate alarak değerlendirmeler yapıyoruz.


Bazı yapımcılar ve dizi oyuncuları, dizilerin 90 dakika olması konusunda dertli. Bu konu size gelse ne olur?

Ben yapımcıların ve oyuncuların bu serzenişini çok haklı buluyorum. 90 dakika haftalık bir dizi bölümünü çekmek, senaryosunu yazmak, montajlamak haftada bir sinema filmi çekiliyor anlamına geliyor. Bu yayının içeriğini de, kalitesini de olumsuz yönde etkiliyor. Buna RTÜK olarak müdahale etmeyiz. Bu tamamen yapımcı ve yayıncı kuruluşu ilgilendiren bir konu. Onlar da bu şikayetleri dikkate almalı diye düşünüyorum.


RTÜK’ün ısrarla kullanılmasını istediği “Akıllı İşaretler” söz konusu. Bunun gelişi güzel kullanıldığına dair şikayetler var. Bu ihlal nedeni ile ceza verdiğiniz kanallar var mı?

Akıllı İşaretler bu güne kadar da gönüllülük esasıyla yürüyor. Yayın kuruluşları bunun bir ihtiyaç olduğunu gördüler. Şu anda kamuoyunda da ciddi manada benimsedi. İş iyi yürüyor. Akıllı işaretler, sembol sisteminin yanlış uyguladığını düşündüğümüz bir televizyon kuruluşuna, bu yanlış uygulamasından dolayı bir ceza uygulamadık. Yeni kanunda bu konunun ihlali halinde ne tür müeyyideler uygulanacağı çok net bir şekilde ortaya konuldu.


Anlaşılan “Akıllı İşaretler”i ihlal eden TV’leri bir kenara not edip, başka bir ihlal olduğunda “Hah şimdi yakaladım seni” deyip, basıyorsunuz cezayı?

Akıllı İşaretlerden dolayı bir yaptırım uygulamamız söz konusu değil. İşaretler sembol sistemine uymadı diye değil başka nedenlerle biz ihlal görüp uygulamışızdır yayıncı kuruluş belki bunu böyle algılamış olabilir.


Medya Okur Yazarlığı dersi halen kaç okulda okutuluyor?

Şu anda net rakamlar gelmedi. Ama biz 1,5 milyon öğrenciyi hedeflemiştik ilköğretim okullarının 6. 7. ve 8. sınıflarında. Bu rakamı bu sene yakalamamız zor görülüyor. Eğitim Daire Başkanımızla yeniden konuştum. Bu önümüzdeki sene özellikle Medya Okur Yazarlığı dersinin neredeyse tüm okullarda seçmeli ders olarak okutulması konusunda ciddi bir tanıtım kampanyasına girme zorunluluğu var. Biz doğrusu bir tek öğrencileri hedefleyerek bir tanıtım kampanyası yapmıştık. Ancak şunu gördük idareciler, yöneticiler ve öğretmenlere yönelik de çalışmalar yapmamız zorunlulukmuş. Onu inşallah bu sene gerçekleştireceğiz.


RTÜK ekibi 2007 yılda kaç yurtdışı toplantısına katıldı. RTÜK üyelerin yurt dışı harcamalarını kendi kendilerine arttırdığı Sayıştay’ın denetimi sırasında bu durum fark edilerek üyelere zimmet çıkarıldığı şeklinde bir bilgim var. 2007 Eylül ayı itibariyle yurt dışına giden üst kurul üyeleri personeline toplam ne kadar harcama ödendi?

Hatırlamıyorum vallahi. (Gülüyor) Hakikaten hiç de merak da etmedim yani. Şimdi biz biliyorsunuz çok hızlı değişen bir teknolojik yapımın olduğu bir sektörle ilgileniyoruz. Yurtdışı seyahatleri mesela geçen sene biz 6 ana konuda Avrupa Birliği’yle olan bu müzakerelere 6 ana başlıkta katıldık. 2 tanesine de davetli olarak gittik. Ve bu gidişler ilk önce 2 toplantı oldu. Onun dışında uzmanların katıldığı toplantı oldu. Şimdi yurt dışı seyahatler yüksek gibi görülüyor fakat gidilen yerler yapılan işler, bunların hepsinin bir listesi olduğu için onlar da verilebilir. Milletvekilleri de bize en çok bunu soruyorlar. “Niye yurt dışına gidiliyor” diye. Biz de tabii cevabını çok rahatlıkla veriyoruz.


Zimmet olayı doğru mu?

Şöyle bir şey çıktı; uçak biletlerini iptal ettiğiniz zaman bir fark ödeniyor biliyorsunuz. Cezaya kaldığınızda o fark biz iptal nedeninde her hangi bir faaliyet olduğu için o farkı biz kuruldan ödemişiz. O da üç arkadaş için. O farkları zimmet olarak istediler. Onun dışında öyle bir şey yok.

RTÜK personel maaşlarının yatırıldığı banka size özel promosyon uyguluyor mu? O paranın bir kısmını personele dağıtmışsınız, bir kısmını da RTÜK üyelerinin kayıt dışı giderleri için ayırmışsınız…

Biz iki bankadan promosyon aldık. Bir tanesi personel maaşlarının yatırıldığı banka, oradan aldığımız tüm parayı personele dağıttık, bir kısmını ayırdık. Ayırma nedenimiz, üç seneliğine bir protokol imzalanıyor. Anlaşmayı yaptığımız sırada 70 personeli alma kararı kuruldan geçmişti ama bu insanlar işe başlamamıştı. Bankaya şunu dedik. Bu 70 kişi de bizim personelimiz olacak. Onlar da ortalama şu kadar maaş alacak. Size dönecek miktar şu… O sözleşmeler oldu. Bizden önce böyle bir anlaşma yapılmış, kurula bilgisayar alınmış. Biz bu rakamın neredeyse 15 katına yakın bir miktar aldık ve bunu bütün personele dağıttık. Diğer bankadan aldığımız promosyon ise 10 tane konuda harcanmıştır, o da kurul üyelerinin yetkisi dahilinde. Bana da bu konuda bir yetki vermişlerdir. Onlar nedir? Mesela Anneler Günü’nde kurumumuzdaki hanımefendilere çiçek dağıtıyoruz, ya da bayramlarda bütün çocuklarımıza, annelerimize, beylerimize şeker dağıtıyoruz. Her şey şeffaftır, transparandır.


RTÜK üyelerinin aylık kazançları ne?

Maaşlarımız 3 bin 800 YTL civarında. İkramiyeleri de içine katarsak aylık aldığımız para 4 bin 500. Biz göreve geldiğimizde Başbakanlıkla yaptığımız yazışmalar sonrasında, onların verdiği izin çerçevesinde bir lojman kiralaması söz konusu oldu. Şu anda bazı üyelerimiz lojmanda oturuyor. Diğer tüm kamu kurumlarında olduğu gibi onlar da lojman hakkından yararlanıyorlar. Bizim başka hiçbir şeyimiz yok. Tüm aldığımız para budur.

Milliyet Televizyon