‘Reklamla müşteri avına çıkmam’

Dokuz yıldır sektörün içinde olmasına rağmen Şafak Çak ismi son bir yılda daha sık karşımıza çıkmaya başladı...

16.11.2009 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Dokuz yıldır sektörün içinde olmasına rağmen Şafak Çak ismi son bir yılda daha sık karşımıza çıkmaya başladı. Eski arkadaşı Ece Vahapoğlu’na verdiği söyleşiyle ‘İslami burjuvanın mimarı’ olarak anılmaya başlayan Çak’ın son bir yıllık macerası New York Times’la yaptığı bir söyleşi sonucunda ABD’ye de uzanmış. Sıradışı tasarımlarıyla da gündeme gelen Çak, dünyaca ünlü yıldız Beyonce’nin evini yapmak üzere…

2008 yılının sonunda adınızı sıklıkla duymaya başladık ama 9 yıldır sektörün içindesiniz. Bu patlama nasıl gerçekleşti?
Ece Vahapoğlu ‘Öteki’diye bir roman yazdı. Bu romanı yazarken bir karakter vardı. İslami burjuvanın ta kendisi bir kız. Bunun evinin tasvir ederken benden yardım aldı. Ece benim 15 yıllık arkadaşım. Ben de o sırada Florya’da bir ev yapıyordum. Aldım Ece’yi de eve götürdüm. O sırada Aktüel de kendisinden bir röportaj istiyordu. O da bana teklif etti. Bu çok dikkat çekti. Ana haberlere falan çıktım. En son da New York Times’a çıktım.

Kariyeriniz hep böyle miydi? Sadece varlıklı muhafazakar kesimle mi çalıştınız?
Hayır, denk geldi. Bizim 10 işimizden iki tanesi o kesimdendir. O kesimin evleri merak ediliyor.

Buna rağmen bu tanım size yapıştı. Bu nitelemeden memnun musunuz? Hem ticari hem de etik olarak?
Toplamda memnun musunuz derseniz evet memnunum. Ama üzerime yapışandan memnun değilim. Bu paradoks aslında maalesef ama şundan memnunum: 9 senedir hiçbir dekorasyon dergisine dahi ben projemi vermedim.

Neden?
Çok kuvvetli olmayı bekledim. Çünkü karşımızdakiler artık 45 yaş ve üzeri Türkiye’de profesyonelliğini ilan etmiş mimarlar. Bunların karşısına çıkmak için elimin kuvvetlenmesini bekledim. Ben bu nitelemeyle çıktım ama ben Armani’nin İtalya’daki showroom’unu da yaptım. Neticede bana şöyle bir yol açtı: Türkiye’deki iç mimarları ve tasarımcıların artık farkına varılması gerektiği şansını açtı. Ben tamamım ama benim arkamda gelmekte olan çok ciddi bir ordu var. Bunlara yol açılması gerekiyor bu çocukları alıp 500 lira maaşla sömürmenin bir manası yok. Bizim şirkette bir proje yapılıyorsa herkes o projeye ortaktır.

10 işinizi 2’si bu kesimden ama bu yönde anılıyorsunuz. Bu algıyı değiştirmek için bir çabanız var mı?
Var. En sonunda artık kurumsal anlamda profesyonel bir şirketle çalışmaya karar verdik. Logo ve şirket adı değişiyor. Çok daha modern olacak.

Bir basın ya da iletişim danımanlığı almayı düşünüyor musunuz?
Düşünmüyorum. Çünkü güvenmiyorum. Kötü bir tecrübe yaşadım.

Peki stratejiniz ne yönde çizeceksiniz? Şafak Çak İç Mimarlığın reklamlarını görecek miyiz?
Hayır. Hiçbir zaman reklam veremeyeceğim. Bu dünyada var ama Türkiye’de bir iç mimarın reklamını göremezsiniz. Mobilya satarken görürsünüz. Niye vermiyorum? Reklamla müşteri avına çıkmak çok doğru değil. Siz herkese hitap edebilirsiniz ama herkesle uyuşacaksınız diye bir şey yok. Ben parasını veren herkesin evini yapmak mecburiyetinde değilim.

İlginç tasarımlarınız var. Nerelerden besleniyorsunuz?
Çok sık seyahet ediyorum.

Nerelere?
Avrupa’ya, Amerika’ya, Afrika’ya… Aklınıza neresi geliyorsa dünyada. Benim haftasonum boşsa iki günlüğüne nereye gidebilirim diye sorarak yaşıyorum. Niye oralardan besleniyorum derseniz, oralar hem geçmişe hem de geleceğe bizden çok fazla sahip çıkıyorlar. Çok fazla yabancı dergi takip ediyorum, yurt içi hiç takip etmiyorum. Tasarımın bir kıstası yok. Bir fincandan bile ilham alabilirsiniz, bu biraz da Allah vergisi.

Teknolojiyi nasıl yediriyorsunuz tasarımlarınıza?
Bir örnek vereyim: Üç sene evvel New York’ta Soho’da bir Prada mağazası açıldı. 40 milyon dolar para harcandı diye bütün gazetelerde çıktı. Atladım gittim, neye harcadılar diye? Cisco Systems’ın yaptığı bir proje… Soyunma kabinlerine aynayı koymuşlar , ürünün barkodunu okutuyosun, bedenini tarıyor ve sanal olarak elbiseyi giydiriyor sana. Rengini değişitiriyor vs ve denemeden! Bunu alıp anında bir giyinme odasında kullandım mesela. Yüksek bir maliyet ama bu teknolojiyi satın alacak kitle var Türkiye’de.

Cisco’yla Microsoft’un çıkarttığı LED duvarkağıdı var. İlk olarak Bill Gates’in evinde kullandılar. Ben de hemen araştırdım. Ama Türkiye’ye vermiyorlar.

Niye?
Servisi yok. Bozulursa birşey yok. Adamlar vermiyor. Hiçbir şekilde küçük ışıkları görmüyorsunuz, bildiğiniz duvarkağıdı. İstediğiniz senaryoyu, ambiyansı uygulayabiliyorsunuz. Hawaii, çöl ya da kar yağsın istiyorsanız kar.

Müşterileriniz lüks istiyor mu?
Müşterilerim lüks istemiyor da burada fitne fücuru sokan benim. Klimaya gül suyu aparatı takmak… Ama Armani kokusu da var. Onu da yaptım. Boğazda bir ev yaptık. Bütün plazmalara boğazı canlı bağlamıştık manzaraları camdan değil ekrandan da seyrebiliyor perdeler kapalıyken. Bunun aynısını muhafazakar bir ailede Kabe için yaptık. Teknolojiyi iyi takip ediyorum ve geçmişle geleceği iyi birleştiriyorum.

Bu işin ne kadarı yaratıcılıktır?
Hepsi. Bu bir zincir. Bir evde 600 kalem mal var. Ve 600 kalemin hepsini birbirine bağlamanız lazım. Bir yemek odası yapıyorsanız. Ben bir beyaz masa istiyorum derseniz. Bunun sandalyesi, parkesi, duvarı, avizesi bunun hepsinin birbiriyle birleşmesi gerekiyor.

Peki o konuda ritüelleriniz var mı? Bir yere kapanır mısınız mesela? Orada nelerden beslenirsiniz?
Eğer mesele bir ürünse, örneğin bir duvarımız var ve o duvara girişe bir obje koyacağız. O zaman bitki ve hayvanlar. Bitki ve hayvanların herhangi bir yeri. Zebra mesela, zürafa kulaklarını çok seviyorum. Çiçekler… Gül, orkide. Orkidenin yapraklarının şekliyle çok güzel perde oluyor.

Bu elinizdeki burun ve kulaktan bahsedelim…
Bu yeni evli bir çift. Bir sabah kalktım aklıma geldi, teklif ettim. İlk başta itici geldi müşteriye sonradan çok sevdiler. Alçıdan kalıp almak zor birşey. Gerçi rötuşladık da biraz. Bütün giyinme odasında çekmecelerin kulpları olacak bunlar. Ben bunu birçok şeye uyarlayacağım. Bir müşterimin çok ayakkabısı var. Ayağının kalıbını alıp dolaba kulplar yapacağım.

NYT nasıl buldu sizi?
Onlar şundan dolayı geldi: Aktüel’de çıkan İslami Burjuvalar nasıl yaşar haberi üzerine. Ben röportajı verdikten sonra ben orada şöyle bir laf ettim: Biz bugüne kadar muhfazakar insanlara zenci muamelesi yaptık gibi bir laf ettim. Bu NYT ile beraber Herald Tribune ve bir çok gazeteye ayrı ayrı haber olarak çıktı. Oradan sonra birçok teklif geldi. Değerlendirdim ama hiçbir projeye başlamadım. Benim bir arkadaşım var ABD’de Türk, eski Destiny’s Child’dan Kelly Rowland’ın arkadaşı. O da yeni bir eve taşınıyor. Bu yazıyı okumuş. Arkadaşım vasıtasıyla bir tane yatak istedi eski Osmanlı tarzı. Bana döndüler yapar mısın diye, yaptım. Para da almadım hediye gönderdim. Haziran gibiydi. Ondan sonra o yatağı Beyonce’nin eşi Jay Z görüyor. Jay Z’nin menajeri bana mail attı. Böyle bir Ottaman tarzı oda düşünüyoruz. Ne kadar destek verirsiniz diye. Ben de henüz gitmedim gittiğim zaman göreceğim ama yüzde 90 olacak gibi. Tahmin ediyorum Beyonce’nin evini yapan mimar olarak çıkabilir haberler.

Yurtdışında da evlerin içini yapıyorsunuz. Müşteri profilini karşılaştırabilir misiniz bize?
Bizim ülkemizdeki insanlar bu konuya çok açlar. Ne deseniz ne istediğini bilmediği için tamam diyor. Avrupalı ne istediğini bilerek geliyor. Amerikalı ilk önce kaç para diyor. Arap önce görsellik sonra para diyor. Hakikaten çok farklı.

Hepsiyle çalışıyorsunuz da, hangisiyle çalışmayı tercih edersiniz?
Ben önce bütçeyi söyleyeni tercih ediyorum. Çünkü disipline olmuş oluyoruz. Biliyoruz ki bu kadar paramız var ve bunu şuna göre harcıyoruz.

Röportaj: Enes Taşkıran

Röportaj MediaCat dergisinin Kasım 2009 sayısında yer almıştır.