Reklamcıların siyasi tercihleri ve dünya görüşleri

Reklam yaratıcılarının siyasi tercihleri, dünya görüşleri, hükümete ve muhalefete bakışları, önümüzdeki bir yıl içinde ülkedeki ekonomik, sosyal ve siyasi gidişe yönelik beklentilerinin yer aldığı bu araştırmanın diğer bölümlerini geçen iki sayımızda yayınlamıştım. Reklam yaratıcılarını detaylı bir şekilde tanıdıktan sonra sırada reklamverenler var. Gelecek ay reklamverenlerle ilgili kapsamlı bir araştırmayı burada açıklamaya başlayacağım.
01.05.2010 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Reklam yaratıcılarının siyasi tercihleri, dünya görüşleri, hükümete ve muhalefete bakışları, önümüzdeki bir yıl içinde ülkedeki ekonomik, sosyal ve siyasi gidişe yönelik beklentilerinin yer aldığı bu araştırmanın diğer bölümlerini geçen iki sayımızda yayınlamıştım. Reklam yaratıcılarını detaylı bir şekilde tanıdıktan sonra sırada reklamverenler var. Gelecek ay reklamverenlerle ilgili kapsamlı bir araştırmayı burada açıklamaya başlayacağım.

Bugün son bölümünü okuyacağınız “Reklam yaratıcıları profil araştırmasının sorularını” en büyük 100 ajans içerisinden seçilen kreatif direktörler, stratejik planlama direktörleri, reklam yazarları ve art direktörler yanıtladı. Ortalama iş deneyimi 9,7 yıl, yaş ortalaması 33, ağırlıklı bölümü erkek, yarıdan fazlası bekar, büyük çoğunluğu İstanbullu, çok büyük bölümü Avrupa Yakası’nda oturan reklam yaratıcıları için özetle “Beyaz Türkiyeli” diyebiliriz. Geçen sayıda yayınladığımız başlıkları kısaca özetlemem gerekirse:

• Reklam yaratıcılarının ağırlıklı bölümü Marmara Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi’nden mezun olmuşlar. Tahminlerimin tam tersi Boğaziçi ve ODTÜ mezunu oldukça az.
• Düzenli olarak takip ettikleri gazetelerin başında sırasıyla Hürriyet, Radikal, Habertürk ve Sabah gelirken; en beğendikleri ve kendilerine yakın hissettikleri gazeteler Hürriyet, Radikal, Cumhuriyet ve Habertürk.

 

• Facebook ve Twitter’da aktifler, çoğunlukla gazetecileri izliyorlar. İzledikleri iki reklamcı var. Alex Bogusky ve Ayşe Bali.

• En beğendikleri, kendilerine yakın hissettikleri köşe yazarlarının başında Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun, Yıldırım Türker, Perihan Mağden ve Emin Çölaşan geliyor.

Yeri gelmişken Perihan Mağden bu listede yer aldığı için reklamcıları eleştiren bazı köşe yazarlarına buradan bir not iletmek isterim. Özellikle de Mutlu Tömbekici’ye. Çünkü Mutlu Tömbekici, “Reklamcılar en son ne zaman gazete okudu acaba?” başlıklı,

-Perihan Mağden yaklaşık bir yıldır yazmadığı halde bu listede yer aldığı için- reklamcıları tiğe alan bir yazı yazdı. Keşke biraz daha dikkatli okusaydı araştırmayı. Daha dikkatli okusaydı, sorumuzun “en çok okuduğunuz köşe yazarı” değil, “en çok beğendiğiniz ve kendinize yakın hissettiğiniz köşe yazarı” olduğunu atlamazdı. Dolayısıyla Perihan Mağden şu anda köşe yazmıyor olsa da bu reklamcıların en çok beğendiği köşe yazarları listesine girmesine engel bir durum oluşturmaz.

 

OY VERİLEN SİYASİ PARTİLER VE PERFORMANSLARI
22 Temmuz 2007’de yapılan genel seçimlerde hangi partiye oy verdiniz sorusuna gelen yanıtlara baktığımızda, ülkemiz reklamcılarının ülkemiz seçmenlerinin genel eğiliminden bir hayli uzakta olduğunu görüyoruz. Reklamcılar arasında CHP’ye ilgi oldukça yüksek. Ülkeyi yönetenleri reklamcılar seçse CHP tek başına açık ara iktidar olacak gibi görünüyor. Ancak , bu cevabın muhalefetin yaptıklarını beğenmekle bir ilgisinin olmadığı da hemen anlaşılıyor çünkü “Muhalefet partilerinin performansını nasıl buluyorsunuz?” sorusuna verilen cevaplarda çok kötü/ kötü diyenlerin oranı yüzde 88,4 gibi rekor bir düzeyde.

“AKP hükümetinin performansını nasıl buluyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlara baktığımızda; çok kötü/kötü diyenlerin oranı yüzde 54,8. “Ne iyi ne kötü buluyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 18,4. Hükümetin performansına iyi/çok iyi diyenlerin oranı 12,6. Muhalefetin performansından memnun olanların oranı ise sadece 2,1.

Özetle, muhalefetin siyasi performansını beğenmediği halde siyaseten muhalefeti tercih ediyor olması nedeniyle reklamcılar, toplumdan kalın çizgilerle farklılaşıyorlar. Siyasi duruş ifadeleriyle oy tercihlerini karşılaştırdığımızda CHP’nin reklam dünyası için bir çeşit çatı partisine döndüğü söylenebilir. Demek ki CHP sadece kendine sosyal demokrat diyenlerden değil, kendini başka biçimde tanımlayanlardan da oy alıyor.

AÇILIMA BAKIŞ
Reklamcılar açılım çalışmalarına da pek sıcak bakmıyorlar. “Hiç olumlu bulmuyorum ve olumlu bulmuyorum” diyenlerin toplam oranı yüzde 42,1 iken “İlgilenmiyorum” diyenlerin oranı 15,3. “Olumlu buluyorum” ve “Çok olumlu buluyorum” diyenlerin toplam oranı ise yaklaşık yüzde 26. Bu konuda kararsızların oranı da biraz yüksek: Yüzde 16.

SİVİL DİKTA İDDİALARI HAKLI
Reklamcılar son zamanlarda AKP hükümetine yöneltilen ‘sivil dikta’ iddialarına hak veriyor. Yüzde 57’si ‘Evet, bu iddiada bulunanlar haklı” diye düşünüyor. İddiayı haksız bulanların oranı ise yüzde 24. Yanıt verenlerin yüzde 19’u ise bu konuda kararsız.

ORDUYA GÜVENİYORUZ
Son zamanlarda çeşitli kamuoyu araştırmalarında Türk halkında orduya güven konusunda bir aşınma yaşandığı iddia ediliyordu. Reklamcılara sorduğumuz “Son zamanlarda yaşanan gelişmeler orduya güveninizi nasıl etkiledi?” sorusuna gelen yanıtlar şöyle: Yüzde 21,6’sı yaşanan son gelişmeler nedeniyle orduya olan güveninin azaldığını söylüyor. Yanıt veren her üç reklamcıdan ikisi (yüzde 69) ordu hakkındaki fikirlerinde değişiklik olmadığını söylüyor. Güvenim arrtı diyenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 10. Özetle reklamcıların çok büyük bir kısmının orduya güveninde bir değişiklik olmamış.

REKLAMCILAR ENDİŞELİ
Ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik gidişatı konusunda reklamcılar endişeli. “Önümüzdeki 12 ay içerisinde ülkedeki siyasi koşulların aynı mı kalacağını, daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacağını düşünüyorsunuz?” sorusuna gelen yanıtlar oldukça kötümser. Siyasi gidişatın kötü ve çok kötü olduğunu düşünenlerin toplam oranı yaklaşık yüzde 56. Kararsızların oranı yüzde 27 düzeyindeyken, “Siyasal koşullar daha iyi olacak” diyenlerin oranı yalnızca yüzde 9. “Çok daha iyi olacak” diyenlerin oranı ise sıfır.

 

Sosyal koşulların gidişatı konusundaki fikirler de aşağı yukarı benzer bir tablo çiziyor. Gidişat kötü ve çok kötü diyenlerin toplam oranı yüzde 54. Kararsızların oranı yüzde 26 düzeyindeyken, iyimserlerin oranı nispeten daha yüksek: Yüzde 15. Çok daha iyi olacak diyen hiç kimse yok. İş ekonomik gidişata gelince kötümserlik biraz daha artıyor. Çok kötü ve kötüye gidiyoruz diyenlerin toplam oranı yüzde 58’e varıyor. Ekonomik iyimserlerin sayısı iyice az: Yüzde 6!