Reklamcılar iğneyi kendine batırdı

11-12 Ocak’ta Saklıköy’de Reklamcılar Derneği bir arama toplantısı düzenledi. Sektörden 40’tan fazla reklamcının katılımıyla gerçekleşen toplantıda geçmiş dönemlerden farklı olarak reklamveren temsilcileri de yer aldı...

06.02.2008 - 18:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

11-12 Ocak’ta Saklıköy’de Reklamcılar Derneği bir arama toplantısı düzenledi. Sektörden 40’tan fazla reklamcının katılımıyla gerçekleşen toplantıda geçmiş dönemlerden farklı olarak reklamveren temsilcileri de yer aldı.

Reklamcılık Vakfı Başkanı Özgür Sağlam tarafından ortak akımların çıkarıldığı, ortak aklın arandığı bir platform olarak nitelendirilen iki günlük panelde sektörün mevcut durumu ve gelecek beş yılda sektörü bekleyen yenilikler konuşuldu.

Reklamcılar Derneği Başkanı Cem Topçuoğlu ve Reklamcılık Vakfı Başkanı Özgür Sağlam ile yaptığımız, geniş halini MediaCat’in Mart sayısında okuyacağınız arama toplantısı hakkındaki söyleşinin bir kısmı…

Reklamcılar Derneği Başkanı Cem Topçuoğlu 6 yıl aradan sonra gerçekleştirilen ilk arama toplantısını çıkış noktası olarak şunları söyledi: “Dernek Yönetim Kurulu olarak özeleştiri yapıp şunları soralım istedik: Kendimize dönüp neredeyiz, sektör olarak neleri doğru yapıyoruz, neleri yanlış yapıyoruz, sektör nereye gidiyor, gelecekle ilgili dünyada ve Türkiye’de ortak akımlar nedir ne kadar hızlı gelişiyor konular?

Bir de mevcut durumu saptayalım istedik. Nedir bugünkü yanlışlar ve doğrular? Reklamveren ve medyaya gitmeden önce biz kendi tarafımızı toparlayalım. Ve geleceğe yönelik bir modelleme yapalım. Bunlara hazır mıyız, hazır olmak için neler yapmamız lazım oyunun kuralları nasıl değişecek? Bunları bir arayalım dedik.”

Sektörün mevcut durumunda ciddi sorunların bulunduğunu belirten Sağlam ve Topçuoğlu, 2008 yılı içerisinde birer birer ele alacakları bu sorunları şöyle sıralıyor:
“Reklam sektörü 2001’den önce de eğitim, kendi elemanlarını yetiştirmek ve transferlerin çok fazla olması gibi sorunlarla karşı karşıyaydı. 2001’de bu daha da yara aldı. Sonrasındaki toparlanma dönemi de çok parlak geçmedi. Dolayısıyla reklam ajanslarının hala insan kaynaklarında kriz sonrasında reklamverenlerin özellikle ajansları birbirine vurdurarak fiyat kırmaları dönemi çok iyi gelmedi ajanslara. Bu aynı şekilde ajansların kendine olan güvenlerini sarsıcı bir etki de yarattı.”


O dönem reklam ajanslarının bir şekilde ayakta kalması gerektiğini ve fiyat kırmak zorunda kaldıklarını belirten Topçuoğlu: “Biliyorsunuz fiyat kırarak ya da promosyon rekabetiyle sektörde bir marka olmak mümkün değil. Maalesef bu tuzağa düştük. O rakamlar kırıldıkça hizmet kalitesi düştü, alınan insanların kalitesi düştü. Reklamveren bunu bile bile -belki de üzerlerindeki kâr baskıları dolayısıyla- ajansların üzerinde bir baskı oluşturdu. Bu da konkurlara yansıdı her ne kadar nasıl konkur açılacağı üzerine birtakım kurallar olmasına karşın bu kurallar o krizden sonra iyice kuralsızlık haline geldi. Birtakım ajanslar aylarca konkura çalışıp reklamverene fikir üreten ama karşılığını aramaz duruma geldiler. Konkurlar kreatif konkurlardan çok rakamsal konkurlara dönüştü sonunda. Burada da ajanslar çok sağlam duramadılar kendi aralarında. ‘Bizim fiyatımız budur iyi olanı seç’ diyemediler. Bu ciddi bir problem olarak duruyor” diyerek sözlerine devam ediyor.

Reklamveren ve medya ilişkisi biraz yakınlaştığını ancak reklam ajanslarını bu yakınlaşmanın biraz dışında kaldığına dikkat çeken Topçuoğlu ve Sağlam, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de medya ajanslarının kurulmasıyla farklı bir düzen oluştuğunu ve bu yeni düzenin kreatif ajansla medyanın ilişkisini zayıflattığı realitesinin ortaya çıktığını vurguluyorlar.

Reklama doğru yatırım yapan çok az reklamveren olduğunu ifade eden Sağlam ve Topçuoğlu markalaşma sürecinin eski az oyunculu günlerde olduğu gibi kolay olmadığını ve reklamverenlerin reklam yatırımları konusunda bilinçlenmesi gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: “Öyle bir rekabet ortamı, öyle bir kâr baskısı var ki KOBİ’lerde markalaşma süreci çok zor. Dolayısıyla bir de bunun içine reklamverenin eğitimsizliği ve bilinçsizliği eklendiği zaman, reklam ajanslarının da çalışma şeklini bilmedikleri eklendiği zaman, fikir nedir, nasıl alınır, ne ödenir, karşılığında ne beklenir, eklendiği zaman burada çok ciddi problemler var. Bilinçsiz veya devamsız marka yatırımları ortaya çıkıyor.”

Son olarak toplantıdan çıkan sektörün mevcut durumuna dikkat çekilen bir konu da şöyle: “Sektörün büyük bir kısmı eski iletişim dönemlerindeki daha klasik bakış açısıyla markaları bir yere taşıma yolunda hareket etmeye çalışıyorlar. Herkesin kendi tarafını temizlemesi gerektiğine göre bizim de reklamverene böyle bir klasik iletişimin olmadığını, her şeyin medya olduğu bu dönemde farklı medyaları nasıl yapılanmamız gerektiğini çok iyi anlatmamız lazım.”